Türkiye’den gelip adamıza yerleşen soydaşlarımıza “Yerleşik” tanımını yaparak yerli yersiz çıkışlarıyla devamlı olarak bu konuyu gündemde tutmaya çalışan Rumlar, nihayet kendi yerleşikleri ile ilgili olarak, sayıları abartılacak kadar az olmasına rağmen itiraflarda bulunmaya başladılar.
1974 Mutlu Barış Harekatı sonrası adamıza gelip yerleşen soydaşlarımızın bir çoğu, en azından benim tanıdıklarımın büyük çoğunluğu, birinci göç dalgası olarak tanımlanan 1914 yılında adanın İngiltere tarafından tek taraflı olarak Büyük Britanya İmparatorluğuna ilhak edilmesinden sonra Türkiye’ye göç eden kardeşlerimizin torunlarıdır.
24 Temmuz 1923 Lozan antlaşmasından sonra da, antlaşmadaki 20 ve...
Benim son 4 yıldır yakından tanıdığım Hristofyas böyle değildi.
Doğruya doğru, eğriye eğri diyen biriydi. Pek de kıvırmayı sevmezdi.
1963-74 yılları arasında Rum ağabeyleri tarafından Kıbrıs’lı Türklere yaşatılan “Karanlık Günleri”, katliamları ve soykırımı da bilirdi.
Demek “Pire hikayesi” misali, koltuk da, insanı sağır ediyormuş.
Hikaye bu ya, bilim adamının biri pireler ile ilgili bir araştırma başlatmış ve “zıpla” deyince zıplamayı, “yürü” deyince yürümeyi, “yuvarlan” deyince de yuvarlanmayı öğretmiş. Zıpla deyince yerden bir karış yukarı zıplıyormuş bizim pire. Araştırmasının ikinci bölümü...
Toplum olarak kötü bir alışkanlığımız var. Bazen halkımız için didinen insanları, çalışan kurumları ve halkın rahat yaşamasına yönelik yönünde çalışmalar yapan kuruluşları acımadan eleştirir, yerden yere vururuz.
Bu yolda, küçük çıkarlar için büyük zararlar vermeye çalışırız.
Tabii ki bunun zararı hedef alınan kişiye veya kuruluşa olurken, suya atılan taşın suya düştüğü noktada oluşturduğu çalkantının, etrafa halka halka dalgalar şeklinde yayılması gibi, kuruma veya kuruluşlara verilen zararın yan etkileri de, halka halka vatandaşlarımıza yayılmakta ve olumsuz etkiler yaratmaktadır.
Son birkaç gündür yerel bir gazetemizde, Mağusa Tıp Merkezi ile ilgili çıkan yazılar, ...
Zaman zaman Kıbrıs sorunu ile ilgili uluslararası kimliğe sahip siyasiler, Şubat 2008 seçimlerinde Hristofyas’ın Rum Cumhurbaşkanı seçilmesi ile Kıbrıs sorununa çözüm yolunda yeni bir momentumun yakalandığını dile getirmeye başladılar.
Talat ile Hristofyas, şu anda her iki tarafta da iktidarda bulunan partilerin liderleri. AKEL ve CTP’nin 1970 yılında başlayan dostluğu, süreç içinde dostluğu aştı ve dayanışmayı da içine kattı. Dönemin gazetelerinin yazdığına göre, Yeni Düzen gazetesinin ilk matbaa makinesi de AKEL’in sağladığı finansman ile alınmış.
Partiler arasındaki bu ortak geçmiş, ister istemez liderleri de bu ortak zeminin üzerinde buluşturdu.
Talat’ın ve...