Al Rum Mahkemesini çal AİHM’nin başına

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 22 Ocak 2007 Saat : 1:53


 

1974 Barış Harekatı öncesi adada yaşayanlar çok iyi bilirler, hiçbir zaman ve hiçbir koşulda Kıbrıs’lı bir Türk ile Kıbrıs’lı bir Rum arasındaki bir davada Kıbrıs’lı Türkler haklı bulunup, Rumlar cezaya veya tazminata mahkum edilmemişlerdi.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmasına göre, Kıbrıs’lı bir Türk ile Kıbrıs’lı bir Rum arasındaki ihtilaflara, içinde Türk yargıçların da yer alacağı özel bir mahkemenin  bakması gerekmekteydi.  Ama o mahkeme hiçbir zaman oluşturulmadı ve ihtilaflı konular, Rumların 21 Aralık 1963’de gasp ettikleri sözde Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinin yasal olarak kabul ettiği ve sadece Rumlardan oluşan mahkemelerde görüşüldü ve karara bağlandı.

Tabiî ki, ceza alıp, mahkûm olanlar da hep Türkler oldu. Bu soykırım egemenliğimize ve hürriyetimize kavuştuğumuz 20 Temmuz 1974 Barış harekâtına kadar sürdü. Harekâttan sonra kendi Türk Mahkemelerimize, adil ve insan haklarına saygılı Türk yargıçlarımıza kavuştuk ve bu aşağılanma, ikinci sınıf insan muamelesi ve soykırım sona erdi.

 

Binatlı’daki malları Rum yönetimi tarafından istimlak edilen Ali (Kamil Rıza) Karamanoğlu’nun, istimlak edilen malları için tazminat talebiyle Rum Yüksek Mahkemesi’ne yaptığı başvuruyu öğrenince aklıma hemen, yıllarca benim gibi binlerce Kıbrıs’lı Türkün yaşadığı bu taraflı ve aşağılayıcı Rum Mahkemesi gerçeği geldi.

 

O soykırıma uğradığımız kötü yıllarda, istinaf için başvuracağımız Rum Yüksek Mahkemesinden başka hiç bir yer yoktu. Hakkımızı aramamız söz konusu bile değildi. Yerel Rum Mahkemesinden duyduğumuz şikayetimizi aktarabileceğimiz yegane yetkili makam gene Rumlardan oluşan Rum Yüksek Mahkemesi idi. Zaten bu güne kadar Rum Yüksek Mahkemesi de hiçbir Türk ile ilgili yerel Rum Mahkemesinin kararını bozmadı ve her hangi bir Rumu veya Kıbrıs Rum Hükümetini, tazminat ödemeye de mahkum etmedi.

 

Aklınıza hemen Mustafa Arif olayı gelecek.

Mustafa Arif Mutluson olayı özel bir durumdu. Yıllardır güneyde oturan ve AB vatandaşı olan Mustafa Arif, Limasol’daki 73 dönüm arazisini geri almak için yıllarca Rum Mahkemelerinde süründü. Açtığı davaya yerel Rum Mahkemesi, geleneksel olarak Türklere karşı uyguladıkları ayırımcı tavırlarına uygun olarak, “Hayır, Türk olduğun için mallarını alamazsın” kararını verdi. Yılmayan Mustafa Arif  bu karara rağmen Rum Yüksek Mahkemesine başvurdu.

Rum Yüksek Mahkemesi, Mustafa Arif AİHM’ye gitmesin ve AİHM güneyde kalan Türk Mallarına hükümetçe el koyabilmeleri için 1991 yılında GKRY’nin çıkardığı 133/91 sayılı  “Kıbrıs Türk Malları Vasiliği Yasası”nı lav etmesin diye zoraki olarak Rum Yerel Mahkemesinin kararını bozdu ve Mustafa Arif’e mallarının iade edilmesi kararını aldı.

Mustafa Arif aslında haklı olduğundan değil, Papadopulos’un yasal olarak başına geleceklerinden duyduğu korkudan dolayı topraklarını geri alabildi. Gerçekte ne Rum Yerel Mahkemesinin, ne de Rum Yüksek Mahkemesinin Mustafa Arif’e “Hayır” diyebilecek gerekçeleri vardı.

Mustafa Arif ancak uzun yıllar sonra, kendi özbeöz Malını, alın teriyle sahibi olduğu malını geri almaya ve kullanmaya hak kazandı.

 

Bu ne vakit oldu biliyormusunuz?, Kıbrıs Rum Yönetiminin 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ye girmesinden çok sonra oldu.

En azından şimdi bir Avrupa İnsanlar Hakları Mahkemesi var.

Bir umut.

Aslında al birini çal birine, Al AİHM’yi, çal Rum Yüksek Mahkemesinin başına.

 

Şimdi sıra  Binatlı’daki malları Rum yönetimi tarafından istimlak edilen Ali (Kamil Rıza) Karamanoğlu’nda.

Davanın açıldığı ve Türklerin aleyhine kararın çıktığı Rum Yerel Mahkemesinde uygulanan prosedür her tür bilinen kurala ve yasaya aykırı.

  • 133/91 sayılı  “Kıbrıs Türk Malları Vasiliği Yasası”na göre İstimlak kararı “Resmi gazete”de Türkçe yayınlanması gerekirdi yayınlanmadı.
  • İstimlak Parasının Yasa ile oluşturulan “Kıbrıs Türk Mallarını İdare Birimi”ndeki Fona yatması gerekirdi, yatırılmadı.
  • Güneydeki Türkler, Ağustos 1976’da Viyana’da R. Denktaş ve G. Klerides tarafından imzalanan “Nüfus Mübadelesi” anlaşmasına göre kuzeye gitmiş olmalarına rağmen, güneydeki topraklarını terk etmiş addediliyorlar.
  • 133/91 sayılı yasadaki “Kıbrıs’lı Türk” tanımı ile 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmasındaki “Kıbrıs’lı Türk” tanımı birbirinden çok farklı.
  • 133/91 sayılı yasadaki “Kıbrıs’lı Türklere ait taşınmaz Mal” tanımı ile 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmasındaki “Kıbrıs’lı Türklere ait taşınmaz Mal” tanımı birbirinden çok farklı.
  • Malın sahibi AB vatandaşı, Malını haksızca gasp edip vermeyen de AB ülkesi.

 

Bu mu yıllarca kapısında el pençe durulan, uğruna köprüler kaldırılan, taviz üstüne tavizler verilen, Kıbrıs’lı Türklere Annan Planı adı altında, kurduğu Cumhuriyetinden ve egemenliğinden vaz geçmesi kabul ettirilen, Avrupa Birliği ve Avrupa Birliğinin İnsan hakları.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • ABD’nin yeni Türkiye planları yolda
  • Teşekkür ederim … Prof. Dr. Ata ATUN
  • Loizidou, Tazminat ve İade
  • Atalarımızın unuttuğumuz Ramazan Adetleri
  • Kıbrıs’ta kadife ayrılık kapıda
  • Okumanın öğrenmenin yaşı yoktur
  • KTHY’yi hayata geçirme zamanı geldi
  • BM ne kadar meşru?
  • AB’nin Türkiye hayalleri
  • Kabullenmeden kabul etmiş gibi gözükmek
  • Okunma 47
    Al Rum Mahkemesini çal AİHM’nin başına için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-4 Şehitlerimiz-amblem Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak-2

    Arşivler

    Son Yorumlar