Atina ve Lefkoşa ilişkileri

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 12 Ekim 2009 Saat : 12:12


 

Bu güne kadar Kıbrıs adasındaki Rumları hep Yunanistan yönlendirdi.  Özellikle de 1878 yılından itibaren adanın Yunanistan’a katılması çalışmalarını başlatmak için adaya öğretmen ve ateşli milliyetçiler gönderen Yunanistan, 1955 yılından itibaren de düzenli olarak silah ve askeri personel göndererek katkısının dozunu arttırdı.
Bu silahlar ve askeri personel önce İngilizlere karşı, sonra da adada yüzyıllarca varlıklarını sürdürmüş olan Kıbrıslı Türklere karşı kullanıldı.
Kıbrıslı Rumlar, benzetme bir tanımla, “Yunanistan’dan izin almadan tuvalete bile gidemezler”.


Ekimin ilk Pazar günü Yunanistan’da gerçekleştirilen seçimler sonrasında Karamanlis’in başkanlığındaki NDK hükümeti ile Papandreu’nun başkanlığındaki PASOK hükümeti, Kıbrıs sorunu ve Türkiye’nin AB değerlendirmesine ilişkin olarak çok kritik bir zamanda görev değişikliği yaptı.
PASOK lideri Papanderu’nun ilk yurt dışı ziyaretini Kıbrıs yerine Türkiye’ye yapması, eski dostu T.C. Dışişleri eski bakanı İsmail Cem’in kabrini ziyaret etmesi ve İstanbul’da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir görüşme gerçekleştirmesi her ne kadar iyi bir başlangıç gibi gözükse de perdenin arkası pek de öyle değil.


Gerçekte basında ve TV ekranlarında gözden kaçan Papandreu’nun Fener Patriği Barthelemeos’u ziyareti ve Kıbrıs sorunu ile Türkiye’nin AB katılım süreciyle ilgili söylediği sözler.
Barthelemeos’u ziyaretinin gerçek amacı, Fener Patrikliğinin Ekümenikliğini vurgulamak ve Türkiye’ye kabul ettirmek. 


Papandreu’nun Kıbrıs ve AB ile ilgili sözleri her ne kadar kibar ve diplomatik alışkanlıklara uygun olsa da, Kıbrıs sorununa “AB müktesebatına ve iki taraf arasında hem fikir olunanlara dayanacak BM kararları çerçevesinde bir çözüm bulunması gerektiğini” söylemesi Yunanistan’ın Kıbrıs politikasında her hangi bir değişiklik olmadığının en güzel kanıtı.
 
Yorgo Papanderu’nun annesi Amerikalı ve bu nedenle de ABD’ye sık sık ziyaretler yapıyor. Kısa zaman önce New York’a gerçekleştirdiği ziyaretlerin birinde, iddialı bir şekilde Yunanistan’ın güvenlik ve garantiler konusuyla ilgili olarak müzakerelere artık daha dinamik bir şekilde girmesi gerektiğini, Kıbrıs’ta bulunacak çözümün içinde garantörlere de gereksinim olmadığını ve Kıbrıs’ın bugün Avrupa Birliği’ne üye olduğunu ve bu nedenle de Kıbrıs’ta istikrar ve tüm insanlık haklarına saygı gösterilmesi konusunda “AB’ye üyeliğinin” en iyi garantiyi teşkil ettiğini söylemişti.


Yani Papandreu’ya göre Kıbrıs konusunda bulunacak çözümde Türkiye’nin garantisine ve garantörlüğüne gerek yok. AB zaten en iyi garantör.


1963-1974 yılları arasında BM için de “En iyi garantör”  tanımlaması yapılıyordu ama nedense sayıları binleri aşan masum Kıbrıs Türkler bu dönem içinde Rumlar tarafından acımasızca katledilmişti.


Papanderu’ya göre Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak yeni bir süreç başladı ve bu yeni süreçte de başkanı olduğu PASOK Hükümeti Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ı tam anlamıyla ve kayıtsız şartsız destekleyecek.


Yunanistan ile Kıbrıs Rum tarafı arasında sürekli bir iletişim, tam bir işbirliği ve dostane ilişkiler olacağını belirten Papandreu, Türkiye’nin “istila ve işgal” yüzünden Kıbrıs davasıyla ilgili olarak esas sorumluluğa sahip olduğunu iddia ederek, adada sürdürülebilir sağlıklı bir çözüm için Türkiye’nin en nihayetinde Kıbrıslı Türkleri serbest bırakması gerektiğini de sözlerine eklemişti, çok değil daha birkaç hafta evvel.


“Türkiye’nin en nihayetinde Kıbrıslı Türkleri serbest bırakması gerektiği” öngörüsü Papandereu’nun kafasındaki çözüm olgusunu çok iyi bir şekilde ortaya koyuyor aslında. Bunun tam Türkçesi “Türkiye Kıbrıs’tan çekilmedikçe adaya barış gelemeyecektir” demektir.  Aynen bundan yüz sene evvel Girit için söyledikleri gibi. Evet şimdi Girit’te barış var ama “Türk yok”. Hepsini acımasızca katledip, canlarını kurtarabilenler de tüm varlıklarını arkada bırakıp adadan kaçtıkları için.
 
PASOK lideri Papanderu’nun elinde zeytin dalı ile ilk yurt dışı ziyaretini Kıbrıs yerine Türkiye’ye yapması her ne kadar güzel bir görünümü ortaya koyuyorsa da, Rumların ve Yunanistan’ın Kıbrıs konusuna olan bakış açıları değişmedikçe  adaya sürdürülebilir bir çözümün gelemeyeceği kesin.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • KKTC’ye inanmak, Özgürlük ve Egemenlik yolunda uğraşı vermek böyle bir şey
  • “KIBRIS SORUNUNUN BAŞLANGIÇ NOKTASI YUNANİSTAN’DAKİ EKONOMİK KRİZ”
  • KKTC Üniversiteleri üzerinde oynanan oyunlar … Dr. Yurdagül ATUN
  • Yabancı Büyükelçiliklere Kıbrıs dersi
  • 6301
  • Vatandaşlık uygulaması gözden geçirilmeli
  • Rumların Doğalgaz hikayesi
  • KKTC’ye Hocalı Soykırım Anıtı dikilmeli
  • Ata Atun-Odak Noktası Programı-20 Şubat 2019
  • Kıbrıslı Rumların Bizans entrikaları
  • Okunma 21
    Atina ve Lefkoşa ilişkileri için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-bayrak Şehitlerimiz-amblem Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-4 kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-3

    Arşivler

    Son Yorumlar