Brüksel’den mesaj var

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 25 Mart 2016 Saat : 8:45


 

Belçika toprakları içindeki Waterloo kasabasında, 8 Haziran 1815 tarihinde yapılan ve adı İngilizce’de Waterloo savaşı, Fransızcada da Mont-Saint-Jean savaşı olarak tanımlanan savaş Avrupa’nın kaderini belirlemişti.

Terör kendini besleyeni akrep gibi sokar en sonunda

Terör kendini besleyeni akrep gibi sokar en sonunda

Fransız İmparatoru Napolyon ile İngiltere-Prusya ittifakı Waterloo’da karşı karşıya gelmişti bu savaşta. Napolyon hem asker sayısı hem de teknolojik olarak çok daha üstündü ama doğa koşullarını hesaba katamamıştı savaşı başlatırken. Şiddetli yağan yağmurlar sonucunda topları çamura gömülmüş, hareket edemez hale gelmiş, ordusunun konumlandığı yer stratejik olarak daha avantajlı bir yerde olmasına rağmen savaşı kaybetmişti, Bu bir bölgesel savaştı. O güne kadar gelen savaş kavramlarının bir devamıydı. Göğüs göğüse savaş, bireyler arasında başlamış, sonra ailelere, sıçramış ve sonra da gittikçe boyut değiştirerek kabile, topluluk, boy, şehir derken devletler arasına, oradan da devlet ittifakları arasına kadar çıkmıştı zaman içinde. Her dönemde, savaş stratejileri günün koşullarına, teknolojik gelişmeye ve eldeki silah çeşidine göre değişti.

 

Kurtuluş savaşında Atatürk “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.”, günümüz Türkçesi ile (Savunma bütün vatan topraklarındadır) diyerek o güne kadar süregelmiş savunma doktrinini temelinden değiştirmişti.  “Düşman sizi zorlarsa veya da hatlarınızı delerse teslim olmak yok, birkaç kilometre çekilin, yeni bir mevzi kurun ve savaşa devam edin” stratejisiydi bu. Yeni bir kavram, yeni bir olgu olarak girdi savaş stratejileri içine. Zaten I. Dünya Savaşı da, Kurtuluş Savaşı da kendi başına yeni bir olguydu.

 

II. Dünya savaşında da o güne değin uygulanmamış farklı savaş teknikleri uygulanmıştı. Fransızların Majino hattını yapmaları, Almanların Almanya sınırlarını beton sütunlarla çepeçevre çevirmeleri gibi. Almanya bu savaşta ilk kez balistik füze kullanarak İngiltere’nin başkenti Londra’yı Almanya’dan ateşlediği roketlerle darmadağın etmişti.

 

Her savaşın kendine has özellikleri bulunmakla beraber, 21. yüzyılda savaş teknolojisi çok farklılaştı ve asırlar içinde oluşmuş, önce oka ve kılıca, sonra da baruta dayalı ateşli silah kökenli tüm geleneksel strateji ve teknolojileri arkasında bıraktı. 21. Yüzyıl savaşlarında daha az insan, daha çok robotlaşmış makine mantığı öne çıkarken, savaşılacak ülke uzaktan kumandalı insansız uçaklarla gözetlenerek bombalanması yoluna gidildi. Her şeyin bir antisi (karşıtı)  olduğu gibi bunun da karşıtı bulundu ve teknolojik olarak geri kalmış ülkeler, kendisine saldıran ülkenin teknolojik silahları ile baş edemeyeceğini anlayınca insan beynini silah olarak kullanmak yolunu seçti.

 

Sistem basit. Karmaşık duygulara sahip, duygusal yönden zayıf ve hayal güçlerinin en üst noktasında yer alan hedefe erişmeyi kendilerine yaşam ilkesi edinmiş kişileri tespit etmek ve bu kişilere canları pahasına bir görev verip hedefi yakalayacaklarına inandırmak. Uzun ve meşakkatli süren eğitim süreci sonunda kişi canlı bombaya dönüşüyor. Hayalindeki hedefe ulaşacağı için çok mutlu ve biran evvel de bu hedefe ulaşma arzusuyla yanıp tutuşuyor.

 

Bu aşamada yasal olarak silah kullanma hakkı olmayan, teknolojik olarak geride kalmış ülke veya örgütlere kalan, yüksek teknoloji istemeyen, uzaktan fark edilmesi çok zor olan bu silahı istenilen hedefe gönderip saldırı düzenlemek.

 

Terör örgütleri için yıllar önce dile getirilmiş olan “Terör örgütleri gün gelir, kendilerini besleyenleri, aynen akrebin yaptığı gibi, sokup öldürür” sözü, önümüzdeki yıllarda özellikle Avrupa ve ABD’de yaşanacak felaketlerin habercisi.

 

Artık savaş stratejisi değişti. Devletlerin ve orduların karşılıklı bölgesel çatışmaları yerine, masum insanların en basit ve fark edilemeyecek silahlarla öldürülmesi yönüne dönüştü. Terör örgütlerine silah satan, parasal ve siyasi güç verip arka çıkan ülkeler eninde sonunda yaptıklarını ödemeye başlayacak. Kaçış yok. Aslında Belçika’nın, AB’nin ve NATO’nun başkenti Brüksel’den bütün dünyaya verilen mesaj bu. Tabii anlayana….

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

25 Mart 2016

 

 

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Ortak devlet kurulacak Rumları tanımak gerek
  • Kredilerde, “Hayat Sigortası” aldatmacası
  • Anavatan-Yavruvatan nereden çıktı
  • Vize krizi niye çıktı?
  • ABD’nin vize yasağı KKTC’yi kapsamadı … Yurdagül ATUN
  • Rumların akademik ambargosu
  • Vatandaşlıklardan rahatsızlar!
  • Rumların garantisi
  • Kuzey Irak’taki referandum ve KKTC
  • Propaganda amaçlı Rum yardımlarına vergi
  • Okunma 59
    Brüksel’den mesaj var için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-4 Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-3

    Arşivler

    Son Yorumlar