G. Osetya’ya Karşı KKTC

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 1 Eylül 2008 Saat : 12:12


 

    Son iki yazımdaki kehanetlerim, daha aradan bir kaç gün bile geçmeden gerçekleşme yoluna girmeye başladı bile.


    Yazılarımdan birinin başlığı “OSETYA-RUSYA KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ”, diğerinin de “BATI’NIN KKTC YANLIŞI” idi.


    Gerek Rum yetkililer, gerekse de Rus yetkililer ilk yazımdan hemen sonra açıklama yaptılar ve benzeşme yok dediler.


    Son yazımda ise;


     “Artık Kıbrıs konusu, toplumlararası görüşmelerin başladığı 1968 yılından düne kadar geldiği süreçten ve altında Rusya’nın da imzasının bulunduğu BM Güvenlik Konseyinin Kıbrıs ile ilgili tek taraflı aldığı 70 adet kararın içeriğinden dışarı çıkıverdi aniden.


    Bütün tılsım bozuldu.


    Dün Kıbrıs konusunun bulunduğu konum ile bu günkü konumu arasında dağlar kadar fark var artık.” şeklinde bir öngörüm vardı. 


    Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Vladimir İvanovskiy’nin dün Kafkasya krizi ile ilgili uyarıları ve net açıklamaları, hem benim öngörümü teyit eder nitelikte hem de çok ciddi “Resmi görüşler” içermekte. 


    İvanovskiy sözlerinin başında “Soğuk savaş uyarısı” yapıyor ve “Kosova’nın bağımsızlığına yol açanları, olacaklar konusunda çok önceden uyarmıştık” diyerek Güney Osetya ve Abhazya için KKTC modelini aynen uygulayacaklarını belirtti.


    Belli ki Rusya Federasyonu, Kosova’nın rövanşını Abhazya ve Güney Osetya ile almaya kararlı. Elindeki koz ise KKTC.


    Yukarıdaki geçen hafta yazdığım yazıda belirttiğim gibi “Bütün tılsım bozuldu”. Dünya yeni bir döneme girdi artık.


    İvanovskiy sözlerinde önce Washington’a gönderme yapıyor ve ABD’nin aklını başına toplaması gerektiği çağrısını yapıyor. Sonra da bunu yapamazlarsa ve bu nedenle de soğuk savaş çıkarsa, ilgili ilgisiz tüm tarafları zor günlerin beklediği öngörüsünde bulunuyor.  En sonunda da “Bu süreci durdurmak da oldukça güç olacak” diyerek “Soğuk Savaş”ın bir daha geriye dönüşü olmayacak şekilde başladığının ipucunu veriyor.   


    Bu yeni başlayan süreçte, Türkiye’nin ve KKTC’nin çok önemli bir de konumu var.


    Türkiye adeta, dünya üzerinde yeniden oluşan iki kutup arasında kilit ülke durumunda.


    Şimdi gözle görünen, her iki tarafın da Türkiye’yi kapma yarışına girdikleri. Orta Doğu’da gerek ekonomik gerekse de askeri yönden bölgesel bir güç haline gelen Türkiye’yi hem Batı ittifakı hem de Rusya Federasyonu’nun başını çektiği Şangay Beşlisi kendi tarafına çekmek gayreti içine girdi.   


    Şanghay Beşlisi’nin gerçek adı “Şangay İşbirliği Örgütü” ve 1996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ın katılımı ile kuruldu,  Özbekistan’da 2001 yılında ŞİÖ’ne katıldı. Belki de artık bu örgüte lakap olarak “Şangay Altılısı” demek daha doğru olacak.


    İşte bu Şangay Altılı’sının, Türkiye’yi kendi safına çekmek için elindeki en büyük koz da KKTC.


    Zaten Cumhurbaşkanlığı döneminde Putin, halka yaptığı son konuşmasında Türkiye’ye açıkça çağrı yapmış ve “AB’ye zaten seni almayacaklar. Alsalar da İmtiyazlı ortaklık adı altında, şimdiki adaylık haklarından pek bir farkı olamayacak şekilde -Yarım üye- olarak alacaklar. Gel sen bizim örgütümüze katıl ve seni aramıza -Tam üye- olarak alalım” diyerek Türkiye’ye resmi bir davet yapmıştı.


    Abhazya ve Güney Osetya krizi ile başlayan ve geri dönüşü artık olmayan bu yeni dönemde, Türkiye’ye KKTC üzerinden yeni bir çağrı var.


    Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Vladimir İvanovskiy’nin dün Kafkasya krizi ile ilgili yaptığı açıklamanın son bölümü müthiş bir finalle bitiyor.


    Büyükelçi  İvanovskiy, kendisine sorulan  “Rusya KKTC’yi ne zaman tanıyacak?” sorusuna “Türkiye Güney Osetya ve Abhazya’yı tanıdıktan sonra Rusya da KKTC’yi tanıyacak. Bu karşılıklı tanıma eşzamanlı da olabilir” yanıtını vererek, Kafkasya krizinden sonra dünya üzerinde değişen dengeler sonucunda başlayan yeni süreçte, Rusya’nın, Türkiye’ye bakış açısını açık ve net olarak ortaya koydu. 


    Rusya açıkça Türkiye’ye, “Ben ne BM’yi takarım, ne ABD’yi, ne de üyesi olduğum BM Güvenlik Konseyini. BM Güvenlik Konseyinde son kırk yıldır altına imza attığım kararları, bu yeni süreçte bir çırpıda silip atabilirim ve KKTC’yi de tanıyabilirim.  Yeter ki sen de beni destekle” diyor.


    Sıra T.C.’nin yeni kuşak yetenekli diplomatlarında ve AKP hükümetinde.


    Bu fırsat asla kaçırılmamalı ve en iyi şekilde değerlendirilmeli.


    Bu süreçte BM Güvenlik Konseyi’nin ünlü 540, 541 ve 550 sayılı kararları kaldırılabilir, Şangay Altılısının KKTC’yi tanımasına ilaveten İKÖ üyesi İslam ülkelerinin KKTC’yi tanımasının kapıları da açılabilir.


    Makarios bu diplomasiyi çok başarılı bir şekilde 1960’lı yıllarda sürdürmüştü. Adaya komünizm gelmesin diye ABD’den hem politik destek hem de milyonlarca Dolar alırken, Bağlantısızlar Bloku kanalı ile de Rusya ile çok iyi ilişkiler içine girmiş ve dönemin “Demir Perde” ülkelerinden milyonlarca dolarlık silah ile ekonomik ve politik destek almıştı.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • KKTC’ye inanmak, Özgürlük ve Egemenlik yolunda uğraşı vermek böyle bir şey
  • “KIBRIS SORUNUNUN BAŞLANGIÇ NOKTASI YUNANİSTAN’DAKİ EKONOMİK KRİZ”
  • KKTC Üniversiteleri üzerinde oynanan oyunlar … Dr. Yurdagül ATUN
  • Yabancı Büyükelçiliklere Kıbrıs dersi
  • 6301
  • Vatandaşlık uygulaması gözden geçirilmeli
  • Rumların Doğalgaz hikayesi
  • KKTC’ye Hocalı Soykırım Anıtı dikilmeli
  • Ata Atun-Odak Noktası Programı-20 Şubat 2019
  • Kıbrıslı Rumların Bizans entrikaları
  • Okunma 30
    G. Osetya’ya Karşı KKTC için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-4 Şehitlerimiz-1

    Arşivler

    Son Yorumlar