Hristofyas’ın müzakere stratejisi

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 13 Temmuz 2008 Saat : 12:12


 

    Kıbrıs Rum Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hristofyas’ın her yaptığı açıklama veya söylediği söz, Kapsamlı Müzakerelere yönelik yaklaşımını ve müzakereler süresince uygulayacağı stratejiyi biraz daha netleştiriyor.


    Belli ki Hristofyas, Rum Ulusal Konseyin çizdiği çerçevenin ve Rum isteklerinin dışına hiç çıkmayacak ve tavizi hep Türklerden bekleyecek.


    Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan gelebilecek ve kabul etmek istemediği önerileri de “Türkler imkânsızı istiyor” diyerek, müzakereleri koparmaya yönelecek ve suçu da Türklere atacak.   


    Dün Hristofyas, Akdeniz Birliği zirve toplantısına katılmak için gittiği Paris’te, BM genel sekreteri Ban Ki Moon ile görüştü. İlk yaptığı iş de Ban Ki Moon’un eşitlik ilkesini bozmamak için yarın Berlin’de Talat ile yapacağı görüşmeye çomak sokmak oldu.


    Hristofyas’ göre Genel Sekreterin sıkı sıkıya eşitlik ilkesine bağlı olması ve kendisi ile yaptığı her görüşmeden sonra Talat ile görüşmesi çok can sıkıcıymış ve abartılı bir davranışmış. Anlaşılan hala daha biz Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görmekten vazgeçemedi ve bir türlü egemen ve eşit ortak olduğumuzu kabullenemiyor.


    Hristofyas’ın dün Ban Ki Moon’dan, şikâyetlerine ilaveten siyasi talepleri de oldu tabii. Her ne kadar görüşmenin uzun bir süreci Talat’ı ve Türklerin siyasetini şikâyet etmekle geçtiyse de, arada Kıbrıs konusunu da konuştular. Aynen televizyonlardaki reklamlar arası dizi filmler örneği gibi.


    Hristofyas, daha hal hatır bile sormadan ilk işi Talat’ı, müzakerelerin başlamasını geciktirmekle suçlamak oldu ve Ban Ki Moon’dan Talat’a baskı yaparak müzakerelerin başlamasını hızlandırmasını istemesini talep etti.


    Arkasından, Talat’ın lastikli laflar kullanmaması konusunda uyarılmasını istedi. Sanki kendisi kullanmıyormuş gibi. Neymiş o Talat’ın “Tek egemenlik, Tek vatandaşlık ve Tek temsiliyet” konularında söyledikleri. 


    Hele de Türkiye’nin eşit statüde, politik eşitliğe dayalı ve iki ayrı egemen devlet tarafından oluşturulacak yeni bir devletin kurulması talepleri hiç kabul edilemezmiş. Bunlar lastikli laflarmış ve asla söylenmemeliymiş. 


    İşin siyaset bölümüne geçildiğinde Hristofyas, Ban Ki Moon’dan “Doğrudan Müzakereler”de BM’nin oynayacağı rolü ve takınacağı tavrı öğrenmek istedi. Sıkıntısı da gene 2004 Annan görüşmelerinde olduğu gibi BM’nin çözüm doğrultusunda öneriler veya planlar sunmasını önlemek ve dar takvimlerle müzakereleri belli bir tarihte sonlandırmaya zorlanmamak.


    Özellikle bu tarih konusu çok önemli.


    Hristofyas ve Yakovu kaçın kurrası.


    Oturup bir plan yapmışlar. Zamana oynayan bir plan.


    Hedefleri açık ve net.


    Müzakereleri ne pahasına olursa olsun AB’nin, büyük bir olasılıkla 2009 yılının Haziran ayının ortalarına doğru, açıklayacağı “Türkiye İlerleme Raporu”na kadar uzatmak.


    Bütün niyetleri AB’nin arkasına saklanmak, Kıbrıs konusunu koz olarak masaya koymak ve 2004 Aralık zirvesinde taahhüt edilen “Limanların Kıbrıs Rum Bayraklı gemi ve uçaklara açılması” konusunu ve buna bağlı olarak da dondurulan sekiz başlığın açılmasını büyük bir tavize bağlamak.


    İstenecek olan tavizler de belli.


    Öncelikler sırasına göre;


   1. Maraş’ın Rumlara geri verilmesi. Buna karşın Mağusa limanının müşterek çalıştırılması ve Türkiye’nin limanlarını Rum bayraklı gemi ve uçaklara açması.


      Veya


   2. Adada bulunan Türk Askerinin belli bir takvim içinde geriye çekilmeye başlaması ve dondurulan başlıkların bu süreç içinde birer birer açılması.


      Veya


   3. Mevcut Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinin anayasasında Türklerin lehine değişiklikler yapılarak, “Tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek temsiliyeti olan yeni devlet yapısının Türkiye tarafından kabul edildiğinin açıklanması” ve Türkiye’nin limanlarını Rum bayraklı gemi ve uçaklara açması. Buna karşın da dondurulan başlıkların açılması.


 


        Kıbrıs konusunda Kapsamlı Müzakerelerin devam etmesini sağlamak ve Türkiye-AB katılım müzakerelerinin de “Katılım hedefli” sürdürülebilmesi için, gelecek sene masanın üstüne konacak olan ve Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’ye dayatılmak istenecek koşullar, üç aşağı beş yukarı bunlar.


    Bu nedenle Hristofyas, sözcüsü Stefanos ve baryası Yakovou, devamlı olarak Talat’ı suçlamaya çalışıyorlar ve Teknik Komiteler ile Çalışma Gruplarının verimli çalışmadıklarını iddia ederek zaman kazanmaya çalışıyorlar. Doğrudan Müzakerelerin başlamasını geciktirmek için de elden geleni yapıyorlar.


    BM GS Kıbrıs Özel Temsilcisi Downer’in ataması gerçekleşti ve büyük bir olasılıkla da 25 Temmuz görüşmesini yönetmek için apar topar adaya gelecek. Sonra da Doğrudan Müzakereleri 1 Eylül’de başlatmak için girişimlere başlayacak.


    Siz o vakit seyreyleyin Rumların geciktirme taktiklerini. Hem başlayana kadar hem de başladıktan sonra. Uçan kuşları bile bahane edecekler Müzakereleri sabote etmek için.  

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Anavatan-Yavruvatan nereden çıktı
  • Vize krizi niye çıktı?
  • ABD’nin vize yasağı KKTC’yi kapsamadı … Yurdagül ATUN
  • Rumların akademik ambargosu
  • Vatandaşlıklardan rahatsızlar!
  • Rumların garantisi
  • Kuzey Irak’taki referandum ve KKTC
  • Propaganda amaçlı Rum yardımlarına vergi
  • Paralı vatandaşlık
  • Prof. Dr. Ata Atun’un yazısı Rusların kitabında
  • Okunma 6
    Hristofyas’ın müzakere stratejisi için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-4 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-3 Şehitlerimiz-amblem

    Arşivler

    Son Yorumlar