Hristofyas’ın Türklere Mesajı

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 10 Temmuz 2008 Saat : 12:12


 

    Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın, iktidardaki ilk 120 günü içerisinde yaptığı icraatları ile ilgili olarak evvelki gün yaptığı basın toplantısında, Kıbrıs sorunu ve iç yönetim başlıkları altında, iki bölüm içinde söyledikleri, geleceğe ışık tutuyor.


    Müzakerelerin nasıl biteceğini şimdiden görür gibi oluyorum.


    AKEL’in kendi yayın organı olan Haravgi Gazetesi, basın toplantısının tümünü yayınladı.


    Gerek Hritofyas’ın söyledikleri, gerekse de Rum siyasi partilerinin basın toplantısından sonra söyledikleri, bana Ledra sokağının (Lokmacı Barikatı) açılışında Hristofyas’ın oynadığı oyunu hatırlattı hemen.


    Hristofyas, Lokmacı Barikatının 3 Nisan Perşembe sabahı büyük bir tantana ile açıldığı gün, İngiltere uçağına binmeden önce Lokmacı Barikatının açılışının bir bahane ile kapatılması talimatını vererek adadan ayrılmıştı. Kendisi yurt dışında olduğundan yerine vekâlet eden Rum Meclis Başkanı Marios Karoyan da, sudan bir nedenle barikatı saat 20:00’de kapattırmış ve 3 saat sonra saat 23:00’de de Hristofyas’ın İngiltere’den verdiği talimat ile barikat tekrar açılmıştı. Adaya muzaffer bir komutan ve barış havarisi havalarında apar topar dönen Hristofyas, Larnaka hava alanında yaptığı açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı M. A. Talat’ın bu konuda hiçbir suçu olmadığını, suçun Türkiye’de ve Türk askerinde olduğunu belirterek, barikatın kapatılması talimatını kendi vermiş olmasına rağmen, Türkiye’yi ve TSK’yı suçlu durumuna sokmak istemiş, aklınca da KKTC ile Türkiye’yi kapıştırmaya çalışmıştı.


    Ne var ki foyası çabuk çıktı ortaya.


    Şimdi aynı taktik liderler arası müzakereler konusunda gene fırına kondu.


    Basın toplantısında Hristofyas’ın söyledikleri, geleneksel Rum diplomasisi içinde değerlendirildiği vakit; 


    Hristofyas daha ilk cümlesinde, Cumhurbaşkanı Talat’ın işini kolaylaştırmak için ilkelerden ödün vermeyeceği teyidinde bulunarak, açıkça ben taviz vermeyeceğim, tavizi Türkler verecek demeye getirdi.


    Arkasından bir “B planı” olmadığını ve hedefinin de kapsamlı müzakereler olduğunu söyleyerek, Türk tarafının partenojenez ve takvimlere ilişkin açıklamalarını reddettiğini ve çözümün anahtarının Türkiye’nin elinde olduğunu söyleyerek, ileriye dönük stratejisini daha şimdiden açığa çıkardı.


    Hristofyas bu sözleri ile “Benim bir tek planım vardır. O da Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Anayasasında göstermelik birkaç tadilat yapıp Türkleri içimize alarak eritmek ve adanın tümünü de egemenliğimiz altına almaktır. Başka bir alternatif düşüncem veya planım da yoktur. Türkler ya kabul ederler, ya kabul ederler. Türklerin hiçbir Siyasi eşitlik veya Egemenlik paylaşımı türündeki önerilerini kabul etmeyeceğim. İşler çıkmaza girerse de müzakereleri koparıp suçu Türkiye’nin üzerine atacağım” demek istemiştir.


    Daha doğrusu açık ve net olarak aynen böyle söylemiştir. 


    Hristofyas aynı şekilde, dar takvimleri ve BM’nin hakemliğini de kabul etmediğini belirterek, “Ben ne istersem o olacak. Ben tanınmış bir devletim ve AB üyesiyim. Hiç kimse bana baskı yapamaz. Hiç kimse bana çözüm koşullarını dayatamaz ve hiç kimse beni aynen Annan Planı görüşmelerinde olduğu gibi zaman kısıtlaması içine sokamaz. Benim niyetim müzakereleri uzatmaktır. Gerekirse bir yıl, gerekirse onbir yıl müzakereleri sürdürürüm ve Kıbrıs’ı ele geçirmek için Türkiye’nin zayıf bir anını sabırla beklerim” demektedir.       


      Görünen o ki, eninde sonunda, müzakereler kopacak ve Hristofyas tarafından müzakerelerin kopmasının suçu, Türkiye ile TSK’ın üzerine atılacak.


    Sayın Cumhurbaşkanım.


    Siz büyük bir iyi niyetle müzakereleri sonuna kadar kopmadan sürdürmek niyetindesiniz. Barışçıl duygularınız nedeni ile çabalarınız ve girişimleriniz de bu doğrultuda.


    Bence, Hristofyas gerek duymasa da artık sizin bir “B Planı” hazırlamanızın zamanı, bağıra çağıra “Ben geliyorum” demektedir.


    Müzakereler koptuktan sonra, ki ben size bu müzakerelerin yakın bir zaman dilimi içinde çıkmaza gireceğinin veya kopma noktasına geleceğinin garantisini verebilirim, “Kıbrıs Türkünün ve Türkiye’nin hangi strateji ile, haklı konumda olduğunu dünyaya kabul ettirebilirim, adada iki ayrı devletin yan yana daha barışçıl bir şekilde yaşabilecekleri konusunda BM’yi ve AB’yi nasıl ikna edebilirim ve KKTC’nin uluslararası kabul edilebilir bir kimlik kazanması için ne yapılması gerekir” konularında bir ekip kurup çalışma başlatmanızın, çok doğru ve stratejik bir adım olacağı inancındayım.


    Yıllardır tanıdığım Hristofyas bana aynen bu şekilde hitap etti.


    Eminim size de daha farklı hitap etmemiştir.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Görevim takiyye yapmaktadır
  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • “Hukuksuz yasalar” ülkesi … YURDAGÜL ATUN
  • Suudi Arabistan’da neler oluyor?
  • KKTC-Türkiye arasında yeni ticaret anlayışı … Prof. Dr. Ata ATUN
  • İstanbul’a 3’cü Havalimanı gerekli miydi?
  • Kocaeli Kartepe Zirvesi
  • Rumların garantisi mi?
  • Okunma 21
    Hristofyas’ın Türklere Mesajı için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-4 kktc-tc-bayrak-3 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak Şehitlerimiz-1 Şehitlerimiz-amblem

    Arşivler

    Son Yorumlar