Kaliteli insan Ayrıcalığı

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 5 Temmuz 2008 Saat : 12:12


 

   Geçen haftalardaki yazılarımdan bir tanesinde, Lefkoşa’da kültür seviyeleri çok yüksek bir grup tarafından davet edildiğimden ve oradaki yüksek seviyeli beyin fırtınasından bahsetmiştim.


    Belli ki şansım bu ara davetlerden açılmış. Hem de kaliteli insanların kaliteli davetlerinden.


    Söz konusu yazımdan sonra, birbirinden güzel, birbirinden kaliteli iki davete daha katıldım bu son iki hafta içinde. Biri resmi, diğeri de özel bir davetti.


    İşin güzel tarafı her ikisinde de müthiş bir entelektüel kalite vardı.


    Resmi olandan pek bahsedemeyeceğim çünkü davet sahibinden izin talebinden bulunmadım, doğal olarak da onay almış değilim. Ama beni çok etkilediği için ucundan biraz olsun değinmek istiyorum bu davete. Özel davetin sahibinden ise izin aldım.


    Resmi olan yemekli davette, KKTC’de ikamet eden sekiz İngiliz, sekiz de KKTC vatandaşı vardı. İngiliz davetliler, belli bir grubun üyeleri değil, KKTC’de yaşayan İngilizlerin oluşturdukları bölgesel grupların temsilcileri idiler.


    Altısı erkek, ikisi de bayan.


    Hepsi de davetin ağrılığına uygun resmi giyimliydiler. Hepsi de birbirinden şık, birbirinden kaliteli insanlardı.


    Türk davetlilerin kimler olduğundan bahsetmeyeceğim, daha doğrusu demin de söylediğim gibi izin almadığım için bahsedemeyeceğim.


    Yemeğin kalitesi, hizmetin kalitesi, bina, mobilyalar, kullanılan malzemeler ve insan kaynağı, Fransızca’da “Crème de la crème” dedikleri tanıma uygun, iyilerin en iyisi idi.


    Bu davette İngiliz vatandaşlarımızla konuştuğum ilk konu!…


    Aklınıza “vatandaşlarımız” kelimesini niye kullandığım takıldı herhalde. Evet, biri hariç hepsi de (sınırlı) vatandaşımız idi. O, biri de, benim sağ yanımda oturan, ülkemize dini görev yapmak üzere gelmiş, İrlanda asıllı bir İngiliz vatandaşıydı. Görevi de, Anglikan Kilisesi ruhani sınıflamasına göre İngilizcede “Chaplain” kelimesi ile tanımlanan Papazlıktı.


    Girne’de, Girne Belediye binası yakınındaki Anglikan Kilisesinin Papazı idi. Ülkemizde bulunmasının nedeni de Girne bölgesinde yaşayan İngiliz toplumu için kilisede ayinler tertip etmek, vaaz vermek, düğün ve cenaze törenlerini yönetmek ve yeni doğanları vaftiz etmek benzeri gerekli tüm dini görevleri eksiksiz yerine getirmek.


    En çok hoşuma giden sözü de, “Sizin insanınız çok hoş görülü ve din adamlarına çok saygılı. Yolda yürürken her kes bana gülümsüyor ve selam veriyor” cümlesi olmuştu.


    İngilizler konuklarla ilk diyalogum, “Niye bir Kermes yaptınız ve gelirini Mehmetçik Vakfına bağışladınız” sorusu ile başlamıştı.


    Aldığım yanıt ise bütün gecenin keyfine keyif kattı.


    Verdikleri yanıt, “Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, Türk Barış Kuvvetleri yani Mehmetçik sayesinde huzur içinde yaşıyoruz, kendimizi güvencede hissediyoruz ve yaşamımızı korkusuzca sürdürüyoruz. Bu nedenle, şükranlarımızı ve duygularımızı dile getirebilmek için kermes düzenledik ve gelirini Mehmetçiğe bağışladık” şeklinde olmuştu.


    Mükemmel bir yemek ve hizmet eşliğinde, böylesi güzel bir diyalogla başlayan davetten ayrılırken, sekiz İngiliz dostum ve güzel anılarım oldu.


    Katıldığım ikinci davet de Girne’deydi.


    Belli ki bu haftalarda şansım Girne’den açılmış.


    “Girne Akdeniz Lions Kulübü”nün dünyaya gözlerini ilk açış toplantısıydı bu. Birçoğunu ismen tanıdığım seçkin ve kariyer sahibi bayanlar, bir araya gelip, kurucu üye olarak yeni kulüplerini kurmuşlar, adını da “Girne Akdeniz Lions Kulübü” olarak koymuşlar. İlk başkan olarak da Göksek Özdil hanımı seçmişler. KKTC makamlarına ilaveten, hem bağlı oldukları bölgeye, hem de ABD’deki Lions merkezine resmi başvurularını da yapmışlar.


    Tabii ki aralarında konuklar da vardı.


    Konukların arasında çok sevdiğim insan Safiye Nadir hanım da bulunuyordu. 


    Onu görünce hayal dünyam 1950’li yıllara geri gidiverdi bir an. Aklıma, o dönemin Mağusa’daki en iyi marketlerinden biri sayıldığı dükkânlarında, gece-gündüz demeden, durmadan ve yılmadan çalışan rahmetli “İrfan Amcanın” ve “Safiye Teyzenin” hayalleri ve görüntüleri geldi. Tabii görüntü de “İrfan Amca ile Safiye Teyze” olur da “Asil ağabey” olmaz mı? O da vardı.


    Asil ağabey, araba kullanmayı çok severdi ama yaşı elvermediği için de daha ehliyet alamamıştı o yıllarda. İngiliz döneminin polisleri de, gerek Türk olsun gerek Rum, çok acımasızdı. Yakaladı mı, gözünün yaşına bakmadan cezayı basarlardı.


    Asil ağabeyin canı hem araba kullanmak ister, hem kızlara fiyaka yapmak ister, hem de “İrfan Amca”nın talimatlarını yerine getirmek ister ama ehliyet yok. Bisikletle de olmaz bu iş. Bir kere racona uymaz.


    Ne yapsın, ne yapsın! Çareyi babasının şapkasını başına geçirmekte ve yanına da beni oturtmakta buldu. O dönemdeki araçların vitesleri direksiyonda, ön koltuk da tek parça ve üç kişilikti. Polis durdurursa ben ona “Baba” diye seslenecektim ve polisi de o şekilde, Asil ağabeyin 18 yaşından büyük olduğuna, ehliyeti bulunduğuna ve de evde bıraktığına inandıracaktık. Sonra da koyduysa bulsun bizi.


    Ne şans ama! Kaç kere çıktıysak hiç yakalanmadık.


    Tabii işin güzeli, dönüşte ödül olarak dükkândan dondurma yemek vardı. Bu önemli görevin en güzel tarafı da buydu zaten, benim için.      


        


    İşte bu film geçti gözlerimin önünden aniden, bu güzel toplantıda Safiye hanımı görünce.


    Beni de konuşmacı olarak davet etmişlerdi toplantıya. Konum “20 Temmuz Barış Harekâtı” idi. Çok duygusal bir Barış harekâtı anısını anlattım Lionlara, arkasından da nedenleri ve sonuçları ile birlikte 20 Temmuz Barış Harekâtını. Dikmen’i, Bozdağ’ı, İngiliz Tepe’yi, Pınarbaşı’yı ve St Hilarion’u unutmadan. Kahramanlarımızı ve şehitlerimizi anlattım, Mehmetçiğimizi tanıttım bir kez daha Lionlara.


    İnsanımızla gurur duyuyorum.


    Düşünen, konuşan, araştıran ve tartışan insanımızla.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • İsrail’in ABD vesayeti
  • ABD ve Türkiye
  • Rumların Enerji İttifakı
  • ABD’deki tiyatro
  • Rumlardan yeni bir oyun daha
  • Türkiye’nin yardımları ne zaman başladı?
  • Görevim takiyye yapmaktadır
  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • Okunma 25
    Kaliteli insan Ayrıcalığı için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-bayrak kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak-4 kktc-tc-bayrak Şehitlerimiz-amblem Şehitlerimiz-1

    Arşivler

    Son Yorumlar