KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (2/2)

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 21 Ağustos 2014 Saat : 8:11


 

 

Çalışma izni almak veya da yenilemek için yaratılan bıktırıcı prosedürün ne denli insanlık dışı ve çalışanları aşağılayıcı olduğunu anlamak için yakın bir tanıdığımla birlikte daireleri gezerek, her aşamayı yaşadım ve göz şahidi oldum. Utandığımı itiraf etmem gerekir.

 

Bana göre aynen vergi dairesinde yaşananlar gibi tam bir beceriksizlik örneği ve rezalet.KKTC vatandaşı olduğum ve çalışma iznine gereksinim duymadığım için ülkemiz bürokrasinin bu denli bıktırıcı ve aşağılayıcı olduğunu gerçekten bilmiyordum..

 

Önce ilk adım, ilk aşama olarak polise gidiliyor ve “Temiz Kağıdı” isteniyor. Bu prosedür ortalama 4 gün sürüyor ve 2 kez bölge Polis merkezine gidip gelmek ve temizkağıdı için de ücret ödemek gerekiyor. Getirmeniz gereken resimler de cabası.

 

Madem KKTC e-devlet sistemine geçti, Çalışma Dairesi “Temiz Kağıdı” bilgilerini polisten direkt ve aracısız olarak alamaz mı? Alabilir tabii. Sadece biraz beceri, biraz da inisiyatif ister, hepsi o kadar. Ama ne gezer bizde beceri ve inisiyatif. Maksat iş yapmak yerine vatandaşa bu işi yaptırmak ve bezdirmek, kendisi de yan gelip oturmak ve ay sonu çuval dolusu maaş almak.

 

İkinci aşama “Sağlık Raporu.” Tam bir insanı aşağılama yöntemi uygulamaya konmuş bu etapta.

Önce bölge hastanesine gidip 135 TL para yatırmanız ve bulunduğunuz şehirde hangi laboratuvara gidileceğini öğrenmeniz gerekiyor. Bu çağda, para yatırmak ve nerede gerekli sağlık testlerinin yapılacağını öğrenmek için bölge hastanesine niye gidildiğini gene anlamış değilim. İnternet üzerinden hem para yatırılabilir hem de hangi laboratuvarda gerekli testlerin yapılabileceği öğrenilebilir. Vergi dairesinde olduğu gibi aracınızı park etmek için yer aramak ise bir başka eziyet ve zaman kaybı.  Buna ilaveten suratları asık ve gülmeyen memurların hakaretine maruz kalmak ise kabul edilebilir bir yaklaşım değil. (Sıradakileri telefonda kızı ile konuştuğu için boşu boşuna bekleten memurun yüzünden düşen bin parçaydı.)

 

Buradan sonra gidilen yer ise sağlık testi için yönlendirildiğiniz laboratuvar. Özel sektör ile devlet memurları arasındaki fark hemen ortaya çıkıyor bu aşamada. Gidilen laboratuvarda güler yüzle karşılanıyorsunuz ve vakit kaybettirilmeden gerekli testler yapılıyor ama bu aşamanın süresi ise nerden baksanız 4-5 gün. Kazara bir hastalığınız çıkarsa, soluğu limanda alıyorsunuz. Adaya sapasağlam gelmişseniz ve yıllarca sağlık sorununuz olmamışsa bile anında sınır dışısınız.

 

Bu uygulamayı anlamak mümkün değil. Yıllarca KKTC’de çalışmışsınız, bütün primlerinizi ve sağlık sigortanızı bir tamam ve eksiksiz ödemişsiniz ama KKTC’de çalışırken es kaza bir hastalık size bulaşmış ise suçlu hemen siz oluyorsunuz ve derhal sınır dışı ediliyorsunuz. Peki o vakit devlet niye her ay ortalama 400 ile 600 TL arası bir meblağı bu çalışandan “Sağlık Sigortası” adı altında almakta? İlk seneden sonra tedavi etmek KKTC devletinin yükümlülüğü olmalı, eğer çalışma izni ile çalışan bir kişi KKTC sınırları içinde çalışırken hasta olursa, sınır dışı etmek yerine.

 

Sağlık testiniz sağlam ve temiz çıktıktan sonraki son aşama “Çalışma İzni” almak veya yenilenmesi oluyor. İşte rezaletin ve beceriksizliğin son perdesi de Çalışma Dairesi’nde oynanıyor. Tüm evraklarınızın tam olmasına rağmen izin almak veya da yenilemek için 2-3 git-gel’den sonra, 1 haftada gerçekleşebiliyor.

 

Anlamadığım ve kafama yatmayan bir başka rezil uygulama da, bazı durumlarda çalışma izni alabilmek için yurt dışına çıkış ve tekrar giriş zorunluluğu. İlgili kişi sabah yedide bir uçağa binip yurt dışına giderse ve gittiği ülkeye giriş yapmadan transitten geçiş yapıp aynı uçakla bir kaç saat içinde geri dönerse, her şey tamam, hiç bir sorun yok. Ama çıkış yapmadan bu işleri yapmak isterse, yandı da ne yandı. Tutuklanmak, hakkında dava okunmak, birkaç aylık brüt asgari ücret kadar ceza ödemek, içerde yatmak ve sınır dışı edilmek gibi bir sürü ceza onu bekler oluyor o vakit. Kişi aslında aynı kişi. Fark sadece yurt dışına çıkış yapıp yapmamasında. Bana çok mantıksız geliyor bu uygulama gerçekten. Bu insanları zora sokan saçma uygulamanın insancıl bir alternatifi olmalı mutlaka, eğer inisiyatif sahibi bir yönetici çıkıp bu ezgiye son vermek cesaretini göstermek isterse. İşin yoksa,akıllı ve becerikli olan ülkelerin internet üzerinden birkaç saatte gerçekleştirdikleri iş için, bir avaracı (boşta gezen) gibi daireden daireye, hastaneden laboratuvara koştur dur günlerce…

Yazıklar olsun “Nüfusunun yüzde 100’ü okumuş” diye övündüğümüz devletimize ve bizlere…. (Son)

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com  veya  ata@kk.tc

http://www.twitter.com/ataatun

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

22 Ağustos 2014

Yüksek Öğrenim ile ilgili Devlet kuruluşları, Ata Atun intihal yaptı iddiası ile ilgili herhangi bir akademik suç bulguna rastlamamıştır… KKTC Akademik İnisiyatifi

 

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Rumlar asker sayısını arttırıyor
  • Rumların izolasyon baskısına tık yok!
  • KKTC’den bir hikaye … Yurdagül ATUN
  • Avustralya’dan bir başarı öyküsü
  • Irak’ın derin örgütü Kesnizani
  • Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler tuzağı
  • Orta Doğu’da yeni dengeler
  • Kıbrıs’ta Temmuz kerameti
  • İyi karpuzu seçmenin yolları
  • Geçmişten ders almak
  • Okunma 290
    KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (2/2) için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-4 kktc-tc-bayrak-2 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-3

    Arşivler

    Son Yorumlar