Laura Kennedy’nin ziyareti, Papadopulos’a baskının başlatıldığının işaretini veriyor

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 8 Mayıs 2005 Saat : 10:15


 

Laura Kennedy, Ankara ve Atina’daki temaslarını tamamladıktan ve her iki garantör ve anavatanın, “derin görüşlerini aldıktan sonra ikinci etap olarak Lefkoşa’da ve KKTC’de görüşmeler yaptı.

Tasos Papadopulos, ABD Dış İşleri Bakanlığı Müsteşar yardımcısı Bayan Laura Kennedy’nin Atina ve Lefkoşa’ya yaptığı ziyaretlerden bir takım (ürkütücü) mesajlar almış gözüküyor.

Bayan Kennedy’nin Papadopulos’a ilettiği 3 mesaj var. ABD’nin kişiye özel bu mesajları aslında daha Bayan Kennedy gelmeden belli olmuştu.

Birinci mesajı; BM Genel Sekreteri’nin yaptığı gibi, Kennedy de Papadopulos’a, Annan planındaki değişikliklere ilişkin önerilerini yazılı olarak sunmasını tavsiye etmek oldu.

İkinci mesajı ise, BM Genel Sekreteri ile işbirliği yapmadığı takdirde Kıbrıs sorununun çözülmesi için yeni sürecin başlamayacağı, ve tam aksine “Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son verilmesi”ne yönelik gelişmelerin ivme kazanacağı uyarısı oldu.

Üçüncü mesajı ise, güvendiği çalışma arkadaşlarından oluşacak bir heyeti New York’ta bulunan BM Sekretaryasına göndererek Kofi Annan ile direk temas kurmasının ve Annan’ın nabzını tutmasının, Rumların çıkarları açısından çok iyi olacağı tavsiyesi oldu.

Papadopulos, bu (kritik) görüşmeden sonra, Amerika’lıların önerilerini ve tavsiyelerini benimsemiş gözüküyor. Çalışma arkadaşlarının New York’ta buluna BM sekretaryasına giderek, Kofi Annan’ın nabzını tutmaları ve yakın temasta olmalarının çok faydalı olacağı düşüncesini iyice benimsemiş olmalı ki,  daha Bayan Kennedy KKTC’deki temaslarını bile tamamlamadan, New York’ta bulunan BM sekretaryasına bir ön temas ve araştırma heyeti göndermeye karar verdi.

Her ne kadar bu gidecek olan heyet hiçbir taahhütte bulunmaksızın BM Sekreteryasının nabzını tutmak ve Genel Sekreter Kofi Annan’a önleyici hakemlik uygulama hakkı vermeksizin gerek hakemlik, gerek prosedür, gerekse de yeni inisiyatifin esasına ilişkin Rum (Papadopulos) tezlerinin kabul görüp görmeyeceğinin olasılığının bulunup bulunmadığını saptama fırsatı verecekse de, bana, Tasos Papadopulos’un, Laura Kennedy’nin getirdiği Amerikan önerilerini ve nazikane tehditlerini çok ciddiye aldığını söylüyor.

Kofi Annan ile daha yakın temas kurabilmek ve Rum görüşlerini aktarabilmek için göndereceği çalışma arkadaşları, büyük bir olasılıkla Tasos Conis ve Andreas Mavroyannis olacak.

Papadopulos, kartlarını önceden açmakla ve görüşlerini BM Genel Sekreteri önünde sergilemekle müzakere avantajlarını kaybedeceğini ve aynı zamanda da Annan’a hakemlik yetkisi vermiş olacağını düşünerek, Kennedy’in Annan planındaki değişikliklere ilişkin önerilerini yazılı olarak sunması tavsiyesine olumlu karşılık veremiyor.

BM Genel Sekreteri Annan’ın Rumlardan açık bir talebi var. Genel Sekreter “Rum tarafı gelir Kıbrıs planının hangi unsurlarından rahatsız olduğunu net bir şekilde ve yazılı olarak ortaya koyarsa, bu itirazlarına bakarım. Bunlardan yola çıkılabilecekse yola çıkarım. Yoksa bunlar gerçekleştirilemeyecek itirazlarsa yeni bir süreç başlatarak yeni bir maceraya girmem” diyor.

Papadopulos iyice köşeye sıkıştı ve açıkçası şu anda top Papadopulos’un kucağında. Tüm politik ve diplomatik maharetine rağmen, Türkleri “oyun bozan” olarak göstermeyi başaramadı ve topu da kucağından bir türlü çıkaramadı. Kıbrıs konusu ile ilgili herkes Rum tarafının vereceği cevabı bekliyor.

Kıbrıs’ta Çözüm” kavramından her iki tarafın anladığı tamamen farklı şeyler.

Aslında Rum tarafının temel sıkıntısı, Annan Planı’nın felsefesine ve temel parametrelerine karşı olmaları. Rumlar yani Papadopulos, kendilerinin Ada’nın tek hükümeti olduğunu düşünüyor ve Türklerin de gelip kendilerine bir toplum ya da azınlık olarak katılmalarını istiyor. Bu onlar için “olmazsa olmaz” koşullardan bir tanesi. Bunu açık olarak dile getirmemelerine rağmen  “Kıbrıs’ta Çözüm” düşüncelerinin ana felsefesi bunun üstüne kurulu.

Birleşmiş Milletlerin, geçen yıl yapılan referandumda Rumların “Hayır” demiş olmasını, Annan Planı’nın kökten değişmesi yönünde bir halk iradesi olarak algılama niyetinde olmadığı anlaşılıyor. Gerek Washington gerekse BM, “Papadopulos’un tavır değiştirmesini” Kıbrıs’taki çözümün “anahtar”ı olarak görüyor.

Türk tarafına gelince, Kıbrıs’lı Türkler, siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu, iki bölgeli, Türkiye’nin garantisinin olduğu bir ortaklığa dayalı “çözüm” istiyor.

Ne Annan, ne BM, ne de Washington, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafından Annan Planında esaslı değişiklikler için hazırlanmasını istemiyor.

Belli ki AB’den, özellikle de Atina’dan, Papadopulos’a baskı uygulanması durumunda, Annan Planı’nın uygulanması yönündeki yolun açılabileceği yeni bir olasılık veya son çare olarak gözüküyor.

Ya bu yol açılacak, ya da adadaki iki toplum arasında kesin ayrılık olacak..

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • ABD’nin yeni Türkiye planları yolda
  • Teşekkür ederim … Prof. Dr. Ata ATUN
  • Loizidou, Tazminat ve İade
  • Atalarımızın unuttuğumuz Ramazan Adetleri
  • Kıbrıs’ta kadife ayrılık kapıda
  • Okumanın öğrenmenin yaşı yoktur
  • KTHY’yi hayata geçirme zamanı geldi
  • BM ne kadar meşru?
  • AB’nin Türkiye hayalleri
  • Kabullenmeden kabul etmiş gibi gözükmek
  • Okunma 31
    Laura Kennedy’nin ziyareti, Papadopulos’a baskının başlatıldığının işaretini veriyor için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    Şehitlerimiz-amblem kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak kktc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-4

    Arşivler

    Son Yorumlar