Nihayet

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 3 Eylül 2010 Saat : 12:12


 

Kıbrıs adası 1 Temmuz 1878 tarihinde İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisi Henry Layard ve Sadrazam Saffet Paşa arasında imzalanan kira kontratı içeriğince İngiltere devletine kiralandığı vakit ada üzerinde 150’den fazla Osmanlı aile vakfı ve bu vakıflara, özel kişilere ve Padişaha ait milyonlarca dönüm tarla, bağ, bahçe, çiftlik, konut, han, hamam, su kuyuları ve benzeri mülkler bulunmaktaydı.


Çok değil sadece 132 sene evvel bu mülklerin toplamı neredeyse adanın yüzde doksan beşine eşitti.


İngiliz sömürge Hükümeti, çıkardığı emirnameler ve Vali kararları ile Osmanlı Devleti ile imzaladığı kira kontratı içeriğine aykırı olarak özellikle Padişaha ait mülklerin ve Osmanlı Vakıf mallarının bilinçli bir şekilde Rumlar tarafından yağmalanmasına kapı açtı.


Özellikle 1913 yılından sonra Osmanlı Vakıflarına ve Padişah’a ait milyonlarca dönüm taşınmaz mal söz konusu emirnameler ve kararlar içeriğince Rumların mülkiyetine geçti ve 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış anlaşması ile de bu yağmanın büyük bir kısmı maalesef yasallaştı.


Geriye kalan Türk mülklerinin de önemli bir bölümü, 21 Aralık 1963’de başlayan Rum saldırıları ile sahiplenilemez ve kullanılamaz hale geldi. Kıbrıslı Türkler büyük bir ekonomik yıkım yaşadılar, soykırıma ilaveten.


20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Mutlu Barış Harekatı ile kuzeyde kalan Türk taşınmazları gerçek sahipleri tarafından kullanılmaya başlanırken, güneyde kalan yaklaşık dört yüz elli beş bin dönüm Türk malı da terk edilmek zorunda kalındı.


Barış Harekâtından sonra Güneyden KKTC topraklarına göç eden Kıbrıslı Türkler, kuzeydeki Rum mallarını sahiplenip, üzerlerine evler ve iş yerleri inşa ederek mülklerin değer kazanmasını sağlarken, güneydeki Rum hükümeti de 1991 yılında Rum Meclisinden geçirdiği 139/91 sayılı Vasilik Kurumu Yasası ile bilinçli bir şekilde güneyde kalan Türk mallarının kullanılmamasını, geliştirilmemesini, yıkılmasını ve süreç içinde değer kaybetmesini sağladı.


Buradaki amaç, Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümde, güney Kıbrıs’ta kalan Türk malları ile kuzey Kıbrıs’ta kalan Rum malları toplu takas edildiği vakit, Türk mallarının çok düşük değerde kalması ve yapılacak takasta güneyde kalan Türk mallarının düşük değerler biçilerek ele geçirilmesiydi.


Nitekim de süreç içinde gelinen son aşamada güneyde kalan Türk malları 1963’den beridir inkişaf ettirilmedikleri için kuzeydeki Rum mallarına kıyasla çok düşük değerlerde.


Yıllardır yürürlükte olan Vasilik Kurumu Yasasının, Türklere karşı haksızca hazırlanmış bir yasa olduğunun ortaya çıkması ve AİHM’nin dikkatini çekmesi, yıllardır Larnaka’daki malını sahiplenemeyen ve Rum Hükümetine karşı AİHM’de dava açan Nezire Sofi davası ile oldu. Dava AİHM gündemindeyken ve duruşmalara geçilecekken, Rum Hükümetinin dostane çözüm talebi ile mahkeme kararı olmaksızın tazminat ödemeyi kabul etmesi, güneyde kalan Türk malları ile ilgili yeni bir aşamaya geçilmesini sağladı.


Kıbrıs’ın önde gelen Türk vakıflarından Barutçuzade Ahmet Vasıf Efendi Vakfı’nın, Güney Kıbrıs’taki mülkiyet hakkı için Lefkoşa (Rum) Kaza Mahkemesi’nde dava açması, güneyde kalan Türk Vakıf mülkleri ve özel kişilere ait mülkler açısından çok önemli bir gelişme.


Barutçuzade Ahmet Vasıf Efendi Vakfı gibi güneyde toprakları olan daha birçok özel kişi ve Osmanlı Vakfı mevcut. Bunların birçoğunu kişilerin kendileri ve Vakıflar İdaremiz yönetirken bazılarını da varisleri veya Galaherleri  (Vakıf gelirlerini toplayan ve Yönetim Kurulu adına Vakfı Yöneten kişi) yönetiyor.


Lala Mustafa Paşa Vakfı ve Abdullah Paşa Vakıfları, Mağusa’daki Maraş kenti de dahil olmak üzere, Larnaka’ya kadar uzanan kırmızı toprakların sahibi. Söz konusu taşınmaz mallar 1913 yılından sonra yasalara aykırı olarak Tapu oyunları ile Rumlar tarafından yağmalandı. Vakıflar İdaremizin 2000 yılında Mağusa Mahkemesinde açtığı tespit davası sonuçlandı ve Mahkeme söz konusu taşınmazların malların Lala Mustafa Paşa Vakfına ve Abdullah Paşa Vakfına ait olduğuna dair tespit kararı verdi.


Barutçuzade Ahmet Vasıf Efendi Vakfı’nın açtığı bu dava, Kıbrıs müzakerelerinin hızla sonuca doğru götürülmek istendiği bu kritik dönemde bir çok taşı yerinden oynatacak. Özel kişiler ile Vakıflar İdaresi, güney Kıbrıs’ta bıraktıkları taşınmaz malları üzerinde hak ve yönetim sahibi olacaklar.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Dünyada hoş bir seda bırakıp giden babam Prof. Dr. Hakkı Atun
  • Barış Pınarı Harekatına Kıbrıslı Türklerden tam destek
  • Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin hakları
  • KKTC’ye inanmak, Özgürlük ve Egemenlik yolunda uğraşı vermek böyle bir şey
  • “KIBRIS SORUNUNUN BAŞLANGIÇ NOKTASI YUNANİSTAN’DAKİ EKONOMİK KRİZ”
  • KKTC Üniversiteleri üzerinde oynanan oyunlar … Dr. Yurdagül ATUN
  • Yabancı Büyükelçiliklere Kıbrıs dersi
  • 6301
  • Vatandaşlık uygulaması gözden geçirilmeli
  • Rumların Doğalgaz hikayesi
  • Okunma 50
    Nihayet için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-3 Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-2

    Arşivler

    Son Yorumlar