Orams’ın artçıları

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 3 Mayıs 2009 Saat : 12:12


 

Yazılarıma okuyucularım tarafından düzenli olarak eklenen YORUM’lar, bana gönderilen mesajlar ve telefonla yapılan öneriler var.


Bunları kendime saklamamın çok yanlış olacağı düşüncesindeyim.
 
Öncelikle 1 Mayıs tarihli ve “CB TALAT ile KAHVALTI” başlıklı yazım ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın bana gönderdiği “Düzeltici” mesajı her ne kadar kendisinden izin almadıysam da, yazımda değindiğim “davanın ABAD’a gönderilmesi ile ilgili paragrafa” açıklık getirilmesi ve halkımıza duyurulması düşüncesi ile bana gönderdiğini düşünerek sizlere aynen aktarıyorum.


Cumhurbaşkanımızın bana gönderdiği açıklama yazısı kelimesi kelimesine aşağıdaki gibidir. 


“Ben size konunun ATAD’a havale edilmesini öyle anlatmadım. Çünkü öyle olmadı…


Evet, Cherie Booth başlangıçtan beri konunun ATAD’a havalesini istiyordu. Bense sonuna kadar şiddetle karşı çıktım. Avukatlarımıza talimatım, konuyu İngiltere’ye hapsetmek, ATAD’a havaleyi engellemek için sonuna kadar direnmek oldu… İngiltere’deki istinaf duruşmasında Yargıç, konuyu ATAD’a havale etmek durumundayım deyince avukatlarımız beni arayıp şunu söylediler: Yargıç kararını verdi. ATAD’a havaleyi reddetmeye devam edersek soruların oluşumuna katılamayacağız. Çünkü davayı kaybetmiş olacağız. Yargıcın kararı bu olduğuna göre biz de havaleye itiraz etmeyelim aksi halde soruları Rumlarla hazırlayacak… Bunun üzerine itiraz etmekten vazgeçtik.


Durum budur. Bunu tutanaklarda da görebilirsiniz.
Bilgilerinize…
Mehmet Ali Talat”


Ben Sayın Cumhurbaşkanımıza, bizleri davet ettiği kahvaltıda yukarıdaki konu ile ilgili söylediklerini, esasını bozmadan kendi kelimelerimle okuyucularıma aktardığımı söyledim. Takdir sizlerindir.


Bir başka düzeltme ise yıllardır çok sevdiğim, aynı dönemde Milletvekilliği yaptığımız Baf’lı bir politikacı ve hukukçu arkadaşımdan geldi.   


26 Nisan Tarihli ve “Orams Komplosu” başlıklı yazımda Dr. İhsan Ali’nin kardeşi oğlu olduğu şeklinde bilgi aldığım ve o şekilde yazdığım Sayın İlker Kılıç’ın, gerçekte dayısının Dr. İhsan Ali’nin kardeşi kızının kocası olduğu şeklindeydi.   


Sayın İlker Kılıç “Londra CTP Dayanışma Derneği”  Başkanı olup, “Eninde sonunda Kıbrıs’ın tümü Avrupa Birliği’ne katılacaktır, yani osmosis olacaktır dolayısıyla Kıbrıs’ta “osmosis” kaçınılmazdır derim.” sözleri de internette http://portal.kibris.net/index.php?option=com_content&task=view&id=632&Itemid=21 sayfasında yer almaktadır.


Bu kişinin Orams davası ile ne gibi bir ilgisi olabileceği, nasıl bir katkı sağlayabileceği ve davaya hangi gerekçe ile karıştırıldığı hala daha kafalarda yerini koruyan bir sorudur.   


Lefkoşa’dan Sayın Cuma Yaşar’dan gelen bir diğer düzeltme ise 26 Nisan Tarihli ve “Orams Komplosu” başlıklı yazımda bahsettiğim, avukat olmayan ama psikolog olduğu söylenen Sayın Hasan Vahip’in babası ile ilgilidir. Gönderilen yazının ilk bölümü aşağıdaki gibidir.


“Bay Ata Atun. Yukarıda bahsettiğiniz Hasan Vahip’in babası, benim kayın biraderimdir. Dedesi, Sayın Denkaş’ın da yakınen tanıdığı eski milliyetçi öğretmenlerdendi. Babası ise, Bölgesinde çok iyi bilinen milliyetçi bir ilkokul müdürü idi. İngiltere’ye eşinin ailesinin orada bulunması ve onların isteği ile öğretmenlikten istifa edip gitmiştir.”


Zaten söz konusu yazımda da bu kişileri tanımadığımı ve bilgileri de o dönemde, o yörede yaşayan kişilerden aldığımı belirtmiştim. Kişilerin bilgileri ve gözlemleri farklı olabilir.   


1 Mayıs tarih ve “Hukuka Hukukla Yanıt” adlı yazıma Lefkoşa’dan Sayın Mustafa Kortun’un gönderdiği “YORUM” ise beni gerçekten çok etkiledi. Yorum içeriği hiç değiştirilmeden aynen aşağıdaki gibidir.


“Kıbrıs’ta iki eşit siyasal varlıktan sadece Rum siyasal varlığını içeren “Kıbrıs Cumhuriyeti” 1963 yılından beri bir Rum devletidir.


 Gerek BM gerekse AB bu geçeği bir türlü tanımamış olmakla beraber, Nisan, 2004 referandumlarında, Kıbrıs’ta birleşik bir devletin kurulabilmesi için Türk ve Rum, eşit iki siyasal varlığın ayrı ayrı “Evet”lerinin olması gerektiği, tüm dünyaca kabul edildi.


Ancak üyeliği 1 Mayıs’ta yürürlüğe giren, sadece Rum siyasal varlığını içeren ve aslında bir Rum devleti olan “Kıbrıs Cumhuriyeti” oldu. İşte gerçek hukuki haksızlık ve de hırsızlık burada yapıldı.


Daha bir hafta öncesine kadar, adada iki eşit siyasal varlığın birleşik bir devleti kurabileceği siyasi ve hukuksal açıdan da kabul edilmişken, sırf Rumlar “Hayır” dediler diye, Türk siyasal varlığının hukuku çalınmıştır. Bunu Kıbrıs Türk halkından Avrupa Birliği çalmıştır. Bu nedenle bu noktada doğrudan Avrupa Birliğini hedef alarak, sadece Rumlardan oluşan bir “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni üye yapmakla Kıbrıs Türk siyasal varlığının hukuki ve siyasal haklarının gasp edilemeyeceğini, AB’ne derhal bir nota ile bildirilmelidir.


Kıbrıs Türk siyasal varlığıyla eşit olan Rum siyasal varlığını barındıran “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin tüm Kıbrıs’ı temsil etme iddiasının da gayrı meşru olduğu, ve bu gayrı meşruluğun 1963’ten beri devam etmekte olduğu yeniden vurgulanmalıdır. Ve de gerekirse, AB’ni AB’nde dava etmeliyiz.


En azından beş yıldan buyana AB’nin Rumların hukuk dışılığına ve gayrı meşruluğuna, son verecek şekilde, Kıbrıs Türk siyasal varlığı ile bir anlaşma olana kadar,”Kıbrıs Cumhuriyeti”nin üyeliğini dondurmasını hemen istemeliyiz.


Kıbrıs Türk siyasal varlığı ve temsiliyeti olmadan Kıbrıs’ın AB üyeliğinin meşruiyet, hukuksal ve siyasal açıdan eksik ve sakat olduğunu AB kabul etmek durumundadır. Aksi takdirde Kıbrıs’taki görüşmelere hiç ama hiç gerek yoktur.


Kısaca öncelikle dersimize çok iyi çalışmalı, AB’ni çok iyi sorgulamalı, en sonunda da eğer gerek kalırsa, Kıbrıs Türk siyasal varlığının sesini, bir referandumla sadece AB’ne değil tüm dünyaya duyurmalıyız.


Kıbrıs’ın bütünleşmesi, Kıbrıs Türk siyasal varlığının Rum siyasal varlığı kadar eşit ve bu adada vazgeçilemezliğini kabul etmekle başlar. Meclisiyle, hükümetiyle ve yargısıyla KKTC, Kıbrıs Türk siyasal varlığının en dinamik ifadesidir.


Okuyucularıma katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • “Hukuksuz yasalar” ülkesi … YURDAGÜL ATUN
  • Suudi Arabistan’da neler oluyor?
  • KKTC-Türkiye arasında yeni ticaret anlayışı … Prof. Dr. Ata ATUN
  • İstanbul’a 3’cü Havalimanı gerekli miydi?
  • Kocaeli Kartepe Zirvesi
  • Rumların garantisi mi?
  • Ortak devlet kurulacak Rumları tanımak gerek
  • Okunma 7
    Orams’ın artçıları için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-bayrak Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-2 Şehitlerimiz-amblem kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-

    Arşivler

    Son Yorumlar