Papadopulos’un yeni adı Abdurrahman Çelebi

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 8 Ağustos 2005 Saat : 11:15


 

Türkiye, Gümrük Birliği Ek protokolünü imzaladıktan sonra AB’de kopan fırtına, AB’nin ayarını bozdu.

Emin olun, burada “Vallahi” diyesim geliyor, AB’nin ayarı kaçtı.

AB’de liderliğe soyunan ülkeler başka, bürokratlar başka havadan çalıyor.

Bir taraftan AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Türkiye’nin AB’ye üyelik süreciyle ilgili olarak, Türkiye’nin Ankara Anlaşması Ek Protokolü’nü imzalayarak son şartları da yerine getirdiğini,  Kıbrıs Rum kesiminin tanınmasının şartlara dahil olmadığını, ve bu konuda Fransa da dahil olmak üzere 25 ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanlarının geçen Aralık’ta Brüksel’deki zirvede “OY BİRLİĞİ” ile anlaştıklarını açık ve net bir şekilde söylüyor.  AB’ye üye ülkeleri, verdikleri sözleri tutmaları yönünde uyarıyor. AB üyelerine  ”Söz verdiğimiz şeylerde adil olup verilen sözleri tutmalıyız. Eğer Türkiye AB’nin ağır şartlarını yerine getirirse, müzakerelere başlayacağız” diyor. Brüksel’deki zirvede, Türkiye konusunda anlaştık, bütün AB ülkeleri anlaşmalara sadık kalmalı ve 3 Ekim’de müzakerelere başlanmalıdır, şeklinde hatırlatma yapıyor. Ve büyük bir sorumluluk taşıdıklarını da belirterek, ”Avrupa’nın istikrarlı, demokratik ve müreffeh bir Türkiye’ye ihtiyacı var. Bu bizim stratejik menfaatimiz. Türkiye’nin AB’ye alınması için yapılacak müzakereler de buna katkı sağlar. İzlenen yol da amaç gibi önemli” diyor.

Peki kim bu lafları söyleyen Olli Rehn. AB içinde genişlemeyi koordine eden adam. Ondan başka bu konuda daha geniş yetkilere sahip birisi yok. Özetle “Türkiye üstüne düşeni yaptı, sıra bizde” diyor hiç çekinmeden ve korkmadan.

Fransa ve İngiltere, AB’de liderliğe oynayan üç ülkeden ikisi. İkisinin de Türkiye ile müzakerelerin başlatılması konusunda farklı senaryoları var.

Fransa ve baryaları, fırsat bu fırsat deyip  Papadopulos’u gaza getiriyorlar.

Türkiye’nin ek protokolü imzalaması ile birlikte Rum Yönetimi’nin tanımadığına ilişkin deklarasyonunun AB içinde geniş çalkalanma yarattığını, 3 Ekim takvimli ve Türkiye’nin AB perspektifiyle ilgili sert diplomatik pazarlığın, Papadopulos’u Brüksel’in siyasi sahnesinin tam ortasına attığını ballandıra ballandıra, Papadopulos’un işiteceği bir şekilde söylüyorlar

Arkasından,  Papadopulos’a cesareti varsa bunu şimdi göstermesini salık veriyorlar. 3 Ekim’e kadar Rum Yönetimi’nin AB içerisinde at oynatabileceğini, mevcut dönemin Tasos Papadopulos dönemi olduğunu, Türkiye’nin Rum Yönetimi’yle doğrudan temas kurmaktan başka seçeneği olmadığını söyleyip virra kendisini gazlıyorlar.

Buna ilave olarak da Fransa’nın baryaları, Fransa’nın İngiltere ile yaptığı sidik yarışının Papadopulos’ua Kıbrıs sorununu gündemin tam ortasına götürme olanağı sağladığını da çaktırmadan Papadopulos’un kulağına fıslıyorlar.

Papadopulos’da şimdi, ciddi ciddi, kendisine ilk kez ve kısa bir süreliğine AB içerisinde “oyuncu” rolü üstlenme fırsatı verildiğine ve AB çerçevesinde yüksek politika yapmak ve koşullarını koymak için altın değerinde bir fırsatı ele geçirdiğine inanıyor.

Tam gaza gelmiş vaziyette.

Fransa aslında Papadopulos’u kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak amacında. Papadopulos’tan, kendisinin yanında yer almasını ve tanınmayı talep ederek Türkiye’ye karşı sert bir çizgi izlemesini istiyor. Bu yöntemle Fransa, Türkiye’nin AB perspektifini geciktirmeyi ve yönünü değiştirmesini arzuluyor. Karşılığında da Papadopulos’a üyelik müzakereleri öncesinde, Kıbrıs (RUM) Cumhuriyeti taleplerine azami kar sağlamak için gözüpek bir perspektif sunuyor.

İngiltere ise oyununu farklı oynuyor. Tam geleneksel, en az iki bin yıllık  İngiliz politikasına uygun bir şekilde davranıyor. Papadopulos’a Türkiye’nin çok sıkışmış durumda olduğunu, müzakerelerin her adımında Kıbrıs sorununu karşısında bulacağını bildiğini, bu nedenle de Türkiye’ye şimdi şert koşullar öne sürmemesini ve müzakereler içerisinde, haklarını salam gibi dilim dilim kesip, inceltip, ufaltıp, göze batmayacak hale getirerek, her biri kendi başına küçücük ama, bir araya getirildiklerinde büyücük olacak şekilde Ankara’dan kazanımlar elde etmesini öneriyor.

Anlaşılan o ki, her iki AB lideri adayı ülkenin de kendi gündemleri var ve Kıbrıs’ı ideal bir baskı unsuru görüyorlar. Birleştikleri nokta, bu baskıyı da şimdilik Don Kişot rolüne soyundurdukları Papadopulos’a yaptırabilecekleridir.

Papadopulos tam bir “Abdurrahman Çelebi” şimdi…

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • “Hukuksuz yasalar” ülkesi … YURDAGÜL ATUN
  • Suudi Arabistan’da neler oluyor?
  • KKTC-Türkiye arasında yeni ticaret anlayışı … Prof. Dr. Ata ATUN
  • İstanbul’a 3’cü Havalimanı gerekli miydi?
  • Kocaeli Kartepe Zirvesi
  • Rumların garantisi mi?
  • Ortak devlet kurulacak Rumları tanımak gerek
  • Okunma 16
    Papadopulos’un yeni adı Abdurrahman Çelebi için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-bayrak kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak-4 kktc-tc-bayrak-2 Şehitlerimiz-amblem kktc-tc-bayrak

    Arşivler

    Son Yorumlar