Rum Tarafında Kriz Rüzgarları

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 4 Ağustos 2008 Saat : 12:12


 

Kıbrıs sorununa nihai çözüm yolunda 3 Eylül’de başlaması kararlaştırılan “Kapsamlı Müzakerelerin” su götürmez bir ciddiyet kazanması, Rum tarafındaki 1976 patentli “Red Cephesi”ni harekete geçirdi.


Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos, Rum tarafındaki iç siyasi barışı bozmak ve müzakerelerde Hristofyas’ı çıkmaza sokmak için kolları sıvadı.


 Zaten, 1991’den beridir 3 dönem DIKO Lefkoşa Milletvekili seçilen ve Papadopulos hükümetinde de Maliye bakanlığı yapmış olan, şimdiki AKEL, DIKO, EDEK koalisyon hükümetinin DIKO’lu Dış İşleri Bakanı olan  Markos Kyprianou ile Hristofyas’ın arasındaki anlaşmazlık ve uyumsuzluk yavaş yavaş gözle görünür hale gelmeye başladı bile. Burnu iyi koku alan “Politik bilimciler” olayı koklamaya başladılar.
  
Papadopulos, Kıbrıs sorununda sonbahar başlarında yer almaya başlayacak olan Kapsamlı Müzakereler çerçevesinde, “Tek (Rum) Egemenliği ve Üniter Rum Devleti” kurulması yolunda olası aksi gelişmelere karşı tepki yöntemi arayışları çerçevesinde, yakın mesai arkadaşı grubu arasında nabız yoklamaya ve bundan sonraki atacağı adımları da planlamaya başladı.
 
Papadopulos,  2003 Şubatına kadar hızlı bir solcu ve Kıbrıs’ta Rumlarla Türkler arasında siyasi eşitliğe dayalı Federasyon kurulmasının fanatik bir destekçisi olan Yiorgos Lillikas’ı ne yapıp edip kandırıp kendi tarafına çekti ve sonra da “Dış İşleri Bakanı” yaparak, Kıbrıs konusunun içine balıklama soktu. O gün bu gündür Lillikas, Papadopulos’un “Altın Çocuğu” ve prensi konumunda. Kimyaları uyuştu birkere.


Hareketlerini gözlerden uzak ve perde arkasından idare eden, “Eski Teşkilatçı ve tanınmış EOKA’cı” Papadopulos’un ilk işi, DIKO Genel Başkanlığını adeta kendi elleri ile teslim ettiği Marios Karoyan’ı etkisiz hale getirmek ve Yiorgos Lillikas’ı kuracağı kumpasın başına getirmek olacak. Yani Papadopulos’un ilk adımı DİKO’nun kontrolünü ele geçirmek, sonraki adımı da, Hristofyas’ın karşısına zorlu ve dişli bir muhalefet çıkarmak için ünlü, 1976 patentli “Red Cephesi”ni harekete geçirmek olacak. Baryası da, ahı gitmiş, vahı kalmış Vasos Lissaridis.


Tam da tencere yuvarlanır kapağını bulur misali, Papadopulos da gitti Lissaridis’i buldu. Al birini çal diğerine. Şimdi geçkin yaşından dolayı EDEK Onursal Başkanı olan Vasos Lissaridis, “Düşmanınım düşmanı benim dostumdur” felsefesinden yola çıkarak, 1976 yılında Kıbrıs Rum kesiminde “ASALA terör örgütü” ve “PKK terör örgütü” için terörist yetiştirme kampları kurmuş ve bu örgütlere de Kıbrıs Rum kesimi kanalı ile her tür silah ve lojistik destek sağlamış bir Türk düşmanı. Terörist başı Abdullah Öcalan’a da Kıbrıs’lı gazeteci Lazaros Mavros’un C015918 numaralı Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti pasaportunu sağlayan da bu Vasos Lissaridis. Zaten başka kim olabilirdi ki?


Şimdi iki tane fanatik Rum milliyetçisi el ele verecek ve müzakereleri sabote etmek için elden gelen her girişimi yapacaklar.


Hedefleri yanlarına diğer fanatikleri de çekmek ve muhalefet cephesini genişletmek. Politikacı mı, yoksa Din adamı mı olduğuna daha bir türlü karar verememiş olan Rum Ortodoks Kilisesinin başı Hrisostomos II. de işin içinde ve aynı safta yer alacak. Sonra da yanlarına diğer sağcı küçük siyasi partileri yani EUROKO ve EKOLOG’ları  çekecekler. Hrisostomos üzerinde kesin etkili olduğu tüm örgütleri bu cepheye kaydıracak ve aktif hale getirecek. Sonra da sıra DİSİ’deki aşırı sağcılara, son seçimlerde Tasos Papadopulos’u desteklemiş olan eski milliyetçi AKEL yetkililerine ve eski tüfek EOKA’cılara ve EOKA B’cilere gelecek. Hepsinin başı da “Altın çocuk” Yiorgos Lillikas olacak.


 Plan aynen böyle.


Bir taraftan Hristofyas, “Kapsamlı Müzakereler”e hazırlanırken ve üzerindeki BM, ABD, AB baskısı ile bir şekilde Kıbrıs sorununu çözüme ulaştırmaya çalışırken, Papadopulos da tam aksi için uğraşıyor ve bir karşı cephe kurmak hazırlığında.
 
Hristofyas her ne kadar “Takvim ve hakemlik kabul etmiyoruz. Annan Planını asla görüşmeyiz” dese de, artık bir takvimin olduğunu Mısır’daki sağır sultan bile duydu. Hem takvim var hem Hakem, hem de Annan Planı. Hristofyas ne kadar çırpınırsa çırpınsın bu üç etkenden kurtulamayacak.
Sonunda Partenojenez bir devleti de kabul edecek. Türkiye’nin garantörlüğünü de, Türk askerinin adada kalmasını da, Türkiye’den adamıza gelip yerleşerek vatandaşımız olmuş kardeşlerimizi de, kurucu devletlerin ayrı egemenliğini de, toprak takasını da. 


Artık takvim ve görüşmelerin sonucu aşağı yukarı belli olmaya başladı.


Son gün, 2009 yılının Haziran ayı, yani Avrupa Parlamentosu’nun yenilenmesi için yapılacak AP seçimleri.


Ve bundan sonra da bir daha “Kıbrıs Müzakereleri”nin tekrarı olmayacak. Büyüklerin kararı böyle.


Ya o güne kadar “Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti” doğacak, ya da adada iki ayrı devletin varlığı tanınacak ve komşuluk dönemi başlayacak. 

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Görevim takiyye yapmaktadır
  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • “Hukuksuz yasalar” ülkesi … YURDAGÜL ATUN
  • Suudi Arabistan’da neler oluyor?
  • KKTC-Türkiye arasında yeni ticaret anlayışı … Prof. Dr. Ata ATUN
  • İstanbul’a 3’cü Havalimanı gerekli miydi?
  • Kocaeli Kartepe Zirvesi
  • Rumların garantisi mi?
  • Okunma 7
    Rum Tarafında Kriz Rüzgarları için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak-

    Arşivler

    Son Yorumlar