Rumların Doğalgaz hikayesi

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 8 Mart 2019 Saat : 7:00


 

Rumların Doğalgaz hikayesi

Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs adasının Kuzey yarısında yaşamlarını sürdüren Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’yi yok sayarak tek taraflı ilan ettikleri egemenlikleriyle, tek başlarına anlaşmalar yapmakta, ittifaklar imzalamakta. Tabi burada önemli olan Rumların ne yaptığı değil, üst akılların bölgedeki girişimleri.

Bu üst akıllardan biri Avrupa Birliği (AB). Bunun nedeni de AB’nin yumuşak karnının enerji olması. Bilindiği üzere Avrupa kıtasında artık ne kömür kaldı, ne de başka bir toprak altı zenginliği. Yaşam koşullarının maddi açıdan zorlaşması nedeni ile aileler küçüldü, nüfus artma yerine gerilemeye başladı. Yüzyıllardır sömürgelerinden elde ettikleri varlıklarını tüketme sürecine giren Avrupa, enerji gereksinimini de Rusya’dan petrol ve doğalgaz alarak karşılayabiliyor. Diğer üretici ülkelerden tedarik edilen petrol ve doğalgaz, taşımacılık ve depolama nedeni ile Rusya’nınkinden daha pahalı. Bu mecburi bağ nedeniyle AB’nin boğazına Rusya’nın eli yapışmış durumda. Bu elin birgün boğazlarına basma ihtimalini gözardı edemeyen AB için de Rusya’dan kurtulmak farz olmuş gibi.

Gelelim gaz olayının farklı olaylarla gerekçelendirilerek uzandığı durum ve mecralara; Suriye’nin petrol kaynakları ve üretimi bilinenden çok daha zengin. Petrol yerin sadece 250 metre altında olduğu için çıkarması çok kolay. Ülkede toplam 14 petrol kuyusu var ve üretim 6-7 milyar varil civarında. Kıyaslama yapmak gerekirse, dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip olduğu iddia edilen Suudi Arabistan’ın petrol üretimi ise 12 milyar varil düzeyinde. Sadece bu bilgi bile niye Rusya’nın ve ABD’nin Suriye’de olduklarını açıklamakta.

Tüm bu verilerden ağzı sulanan ABD’nin Suriye macerası, Irak gibi başarı ile sonuçlanmadığı gibi tersine fiyasko oldu. Ağababasının hazin girişiminden eli boş dönmesi yüzünden, Suriye’den ümidini kesen AB de perde arkasından düğmeye basmış durumda. (Zaten Güney Kıbrıs Rum Yönetimini tek taraflı olarak AB’ye kabul etmelerinin nedenlerinden biri de Doğu Akdeniz’de, Süveyş kanalının ağzında ve İsrail’den taş atımı uzakta bir yerlerde hükümranlıklarını sürdürmekti.) Protokol 10 ile toprakları içinde kattıkları Kıbrıs adasının Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde doğalgaz yataklarının keşfedilmesi, gerçekte pek de tesadüf değil. Hedefi Doğu Akdeniz’de, AB üyesi bir devletin Münhasır Ekonomik Bölgesinden çıkarılacak doğalgazı ve olası petrolü, bir şekilde AB’ye kanalize etmek ve enerji açığını bu şekilde kısmen de olsa gidermek. Geçen yıl İsrail, Kıbrıs Rum ve Yunanistan arasında yapılan anlaşmanın hedefi de bu anlaşma ile varlığı tespit edilen doğalgazın Avrupa’ya taşınması. Bu nedenle de 2018 yılı içinde Kıbrıs Rum, Yunanistan ve İsrail liderleri birkaç kez toplandılar ve 2018 sonunda da EastMed doğal gaz boru hattı projesinin mutabakatını yaparak, imzaları attılar. Uzmanlar şimdilik bu projenin teknik nedenler ve denizdeki derinlikler nedeni ile gerçekleşemeyeceği görüşünde.

İmza atmak, her şey olmuş bitmiş, Rumların korsanlığı da kabul edilmiş demek değil.
Rumlar, korsanca davranıp tek taraflı ilan ettikleri ve Doğu Akdeniz’in önemli bir kısmını kaplayan Münhasır Ekonomik Bölgelerinin, Türkiye ile Anlaşma yapmadan yasallık kazanamayacağını çok iyi biliyorlar. Tek taraflı ilan ettikleri Münhasır Ekonomik Bölgelerini zorla Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye kabul ettirmek için de İsrail, Mısır, İtalya, Fransa ve Yunanistan’la çeşitli başlıklar altında sadece kağıt üstünde geçerli olan anlaşmalar yapmak yoluna gidiyorlar. Güya gözdağı verip, Türkiye ile mücadeleye girecekleri, ne pahasına olursa olsun bu ülkelerin kendi yanlarında olduğu mesajını vermeye çabalıyorlar.

Neyse ki, Türkiye’nin eşzamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de gerçekleştirdiği “Mavi Vatan” tatbikatı Rumları pembe hayallerinden uyandırmış durumda. Tatbikatın ardından ani bir aydınlanma gelmiş, ABD, AB ve doğal gazla ilgili diğer ülkelerde de aynı farkındalık oluşmuş gibi. ABD ve AB borsalarında faaliyet gösteren şirketler, başta Exxon olmak üzere, çekincelerini şirketlerinin bağlı oldukları devletlere ve hisse kaydını yaptırdıkları borsalara bildirmiş durumdalar. Borsa yönetimi izin vermediği müddetçe tek bir kuruş dahi harcayamayacaklarını çok iyi biliyor yatırımcı firmalar.

İçine girilen bu aşamada tek çare, son 56 yıldır sürmekte olan Kıbrıs sorununun bir şekilde, AB’nin Kıbrıs adasının tümünün üzerindeki hükümranlığının kalıcı olacağı ama Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin de itiraz etmeyeceği, Kıbrıslı Türkleri Rumların saldırılarından koruyacak garantilerin ve Türkiye’nin garantörlüğünün de devam edeceği bir yöntemle çözmek. Bundan sonraki aşamada neler olacağını hep birlikte göreceğiz ve yaşayacağız.

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Dr. (Ulus. İliş.) Ata ATUN
Akademisyen,
KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışma

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Dünyada hoş bir seda bırakıp giden babam Prof. Dr. Hakkı Atun
  • Barış Pınarı Harekatına Kıbrıslı Türklerden tam destek
  • Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin hakları
  • KKTC’ye inanmak, Özgürlük ve Egemenlik yolunda uğraşı vermek böyle bir şey
  • “KIBRIS SORUNUNUN BAŞLANGIÇ NOKTASI YUNANİSTAN’DAKİ EKONOMİK KRİZ”
  • KKTC Üniversiteleri üzerinde oynanan oyunlar … Dr. Yurdagül ATUN
  • Yabancı Büyükelçiliklere Kıbrıs dersi
  • 6301
  • Vatandaşlık uygulaması gözden geçirilmeli
  • Rumların Doğalgaz hikayesi
  • Okunma 119
    Rumların Doğalgaz hikayesi için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-4 kktc-tc-bayrak-3 kktc-bayrak Şehitlerimiz-amblem kktc-tc-bayrak-2

    Arşivler

    Son Yorumlar