Vakıf davası Kıbrıs’ta mülk konusunu temelinden sarsacak

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 18 Haziran 2007 Saat : 7:06


 

Maraş’taki taşınmaz malların neredeyse tümünün sahibi olan Abdullah Paşa Vakfı  ile Lala Mustafa Paşa Vakfının Türkiye’deki varislerinden şimdilik sadece 23 tanesinin, Avukat Aslı Aksu vasıtası ile “vakıf evladı” olarak tescillerine karar verilmesi için Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tespit davası açması konusunda, AKEL’in Meclis Sözcüsü Nikos Katsuridis’in yaptığı yorum, tam bir saçmalık ve konudan ne kadar uzakta olduğunun güzel bir göstergesi.

Anlaşılan, AKEL’in en yetkili kişilerinden birisi olan bu Milletvekilinin, ağzından çıkanı kulağı da duymuyor. Konu hakkında uzaktan yakından hiçbir bilgisi olmadığı da kesin.

Eskilerde bir deyim vardı, “At Martini Debreli Hasan, dağlar dinlesin” diye. Uyduruk hikayeler anlatan ve söylediklerine kendisi de inanan kişiler için söylenirdi bu söz. Günümüzde ise “Desteksiz Atma” deniyor buna.

Güney Kıbrıs’ın en büyük ve 66 yıllık partisi AKEL’in Meclis Sözcüsü Nikos Katsuridis konu ile ilgili evvelki gün bir açıklama yaptı. Açıklamasında  “Gerek Kıbrıslı Rum, gerekse Kıbrıslı Türk malı olsun, bir Kıbrıs taşınmazının talep edilmesi amacıyla Türkiye mahkemesine başvurulması, Kıbrıs’ta işgalin var olduğunun tanınması anlamına gelir” iddiasında bulundu ve söyleyecek başka bir gerekçe bulamadığı için de iyice saçmaladı.

 

Ne bilsin Katsuridis ki, Abdullah Paşa ve Lala Mustafa Paşa Vakıflarının iki tane kayıt ve tescil yeri bulunduğunu ve bunlardan bir tanesinin Ankara’da, T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğünde, diğerinin de KKTC Vakıflar İdaresinde olduğunu.

Osmanlı devletindeki arşivcilik geleneğine hayran kalmamak elden değil. O denli düzenli ve güzel ki, inanılır gibi değil. Her evrakın üç kopyası çıkarılmış ve devletin ayrı ayrı birimlerinde ve şehirlerinde saklanmış bu evraklar.

Rumlar istedikleri gibi 1878-1960 yılları arasında evraklarda tahrifat yapıp sahtekarlıkla üzerlerinde Osmanlı mallarını geçirmiş olsunlar. Hiç fark etmiyor. Kıbrıs’ta bulunan evraklar ilaveten, Ankara ve İstanbul’da da birer orijinal kayıt belgesi bulunuyor.

Ankara’da tespit davası açan kişiler, Abdullah Paşa’ya anne tarafından akraba olan kişiler. Ailenin bir de baba tarafından gelen varisleri var. Her iki taraf da Kıbrıs’ımızın çeşitli yerlerinde binlerce dönüm arazi ve çiftlikler sahibi olan Çorlulu Ali Paşa Vakfı’nın ve diğer vakıfların mirascıları aynı zamanda.

Hak sahibi olabilmek ve Vakfın haklarını Mahkemelerde arayabilmek için öncelikle varislerin tespit edilmesi, sonra da Mütevelli heyetinin oluşması gerekiyor.

Türkiye’deki, 1925 Lozan Anlaşması ve 1924 T.C. Cumhuriyeti kurucu yasaları kökenli Vakıflar Yasası ile Kıbrıs’taki “Ahkam-ül Evkaf” ve Vakıflar Yasası birbirinden farklı uygulamalar ve işlemler gerektiriyor.

Türkiye’deki bir mahkemeden alınacak veraset ilamı, KKTC’de ve Kıbrıs Rum tarafında geçerli oluyor.

Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde avukat Aslı Aksu tarafından açılan davanın dilekçesinde, davacı 23 kişinin, soy ağaçları ve nüfus kayıtlarından 1636 yılı doğumlu Esseyid Abdullah Paşa’nın soyundan geldikleri kanaatine varıldı ve Mahkeme baş vuruyu kabul etti.

Davacıların nüfus kayıtlarına göre Abdullah Paşa’nın soyundan geldikleri  ispatlandıktan sonra bu kişiler, “vakıf evladı” olarak tescil edilecek.

Tescil işlemi bittikten sonra, KKTC ve Kıbrıs Rum Yasalarına göre, bu varisler “Gallehar”larını, yani kira toplayan ve mülkü idare eden kahya veya kişiyi, veya bu günkü adı ile “Vakıf Yöneticisini” seçebilecek.

Vakıf Yöneticisi belirlenip seçildikten sonra, Abdullah Paşa Vakfı’nın, Türkiye ve Kıbrıs’ta bulunan vakıf topraklarının geliri, sevk ve idaresi konusunda söz sahibi olunacak.

Söz konusu 23 kişinin veya doğru tanım ile “vakıf evladı” olduklarının tespit edilmesi ve Galleharın seçilmesi durumunda, Arestis’e Taşınmaz Mal Komisyonu tarafından ödenecek tazminattan Vakıf resmen hak talebinde bulunabilecek.

Buna ilaveten KKTC Vakıflar İdaresi ile birlikte, ödeme kararı üzerine tedbir koydurabilecek, Mağusa Mahkemesinin tespit kararlarına tuta, Maraş’ta 1913-30 yılları arasında hile ile gasp edilen tüm mülklerinin tekrar sahibi olabilecek ve Rum kesiminde dahi tapu iptal davası açabilecek.

Gerçekler aynen böyle.

Ben ve ASAM Kıbrıs uzmanı Sema Sezer hanım, Maraş’taki söz konusu Vakıf mallarının, Mağusa Mahkemesi tarafından alınan Abdullah Paşa ve Lala Mustafa Paşa Vakıflarına ait olduğuna dair tespit kararından sonra KKTC Vakıflar idaresine Maraş’ta gasp edilen Türk mallarını sahiplenmesi için dava açtırmayı başaramayınca,  bu “Vakıf evlatlarını” Türkiye’de bulup dava açmaya ikna edebilmek için yıllarımızı harcadık. Adeta iğne ile kuyu kazdık.

Nikos Katsurides istediği kadar işgalden bahsedip hedef şaşırtmaya çalışsın,  artık pek bir şey fark etmeyecek. Zaten her toplantıda, ağzından “işgal” ve “yerleşik” sözleri eksik olmuyordu. Kendisine 1963-74 dönemini hatırlattığımda da dut yemiş bülbüle dönüyordu…

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Okumanın öğrenmenin yaşı yoktur
  • KTHY’yi hayata geçirme zamanı geldi
  • BM ne kadar meşru?
  • AB’nin Türkiye hayalleri
  • Kabullenmeden kabul etmiş gibi gözükmek
  • AB’den ne bekleniyordu?
  • Avrupa’nın medeniyeti nereye kadar
  • ABD’nin karizması çiziliyor
  • Kıbrıslı Türkler Rum mu olmuş?
  • Afrin’den Mesaj var … Prof. Dr. Ata ATUN
  • Okunma 143
    Vakıf davası Kıbrıs’ta mülk konusunu temelinden sarsacak için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-3 Şehitlerimiz-1 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-4 Şehitlerimiz-amblem

    Arşivler

    Son Yorumlar