Müzakereler kopuyor mu

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 27 Eylül 2009 Saat : 12:12


 

Bu sefer Cumhurbaşkanı Talat’ın, Hristofyas’ı New York’ta yalnız bırakmaması belli ki Hristofyas’ı bayağı ürkütmüş. İstediği gibi at oynatamadığı bir kenara, Talat’ın yapacağı görüşmelere de mani olamadı.  “Ben tanınmış bir ülkenin Cumhurbaşkanıyım, O değil” söylemleri de bir işe yaramadı.  


T.C. Dış İşleri Bakanlığının, T.C. BM Daimi Temsilciliğinin, T.C. Washington Büyükelçiliğinin ve KKTC’nin New York temsilciliğinin bu sefer her zamankinden çok daha fazla çalıştıkları ve Cumhurbaşkanı Talat’a gerekli tüm kapıların açılmasını sağladıkları da kesin.
 
Hristofyas zaten Rum Ulusal Konsey kararlarının çok dışında bir anlaşmaya doğru gitmekte olan ve geri dönüşü bulunmayan bir yolun içine hapsolduğunun farkına varıverdi.


Görüşmeler ve gelişmeler adanın “Üniter bir Rum Devleti” olamayacağını gösterdiğinden, müthiş bir kurtuluş çırpınışına girdi aniden, aynen oltaya yakalanmış bir balık gibi. Habire çırpınıyor şimdi kurtulmak için.


Müzakerelerin gidişat sürecini yavaşlatmak ve müzakerelere gölge düşürmek için önce  BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’e “Türkiye’de kar amaçlı iş ortaklığı bulunduğu” yönünde çamur atmayı denedi.  Amacı, attığı çamur tutarsa Downer’in yerine yeni bir “Özel Danışman”ın atanması en az altı ay alacağından, müzakereler kesilmiş olacaktı. Çamur tutmazsa da artık Downer şaibeli ve zan altında olan bir kişi konumuna düşecekti ve istediği anda da masadan Downer’i suçlayıp kalkabilecekti.


Kıbrıs’ta görevli BM Barış Gücü (UNFCYP) sözcüsü Jose Luis Diaz, bu çirkin planı derhal fark ederek anında bozdu ve Hristoafyas’ın güvendiği dağlara karlar yağdı. Şimdi Downer’i bahane edip masadan kalkamayacak konuma düştü.


Bu stratejinin devamı olarak BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, önümüzdeki aylarda masadan kaçışının alt yapısını oluşturmaya çalıştı. 


Konuşmasında, müzakerelerde ilerleme olmasına karşın bunun “Kıbrıs sorununun nihai çözümüne yakın olunduğu şeklinde iyimserlik yaratmadığını” söyleyerek müzakerelerin geleceği hakkında sağlam ipuçları verdi.


Hristofyas’ın BM Genel Kurulundaki konuşması içindeki kelimeleri matematiksel bir yöntemle alt alta koyup topladığınızda, ortaya iki otonom bölgeli (Rum) Üniter bir devlet çıkmakta. Aynen Rum Ulusal Konseyinin geçen hafta aldığı kararlarla Hristofyas’a dikte ettirdiği gibi. Zaten bu kararlar 1977 Denktaş-Makarios arasından gerçekleşen 1.ci Doruk Anlaşmasından evvel 1976 yılında yapılan Rum Ulusal Konseyinde alınan kararlardan bir milim bile farklı değil. Hedefleri ve stratejileri 1955 yılından beri hiç değişmedi.


Hristofyas’ın takiyye yaptığı ve göstermelik olarak müzakerelere devam ettiği çok açık bir gerçek. Amacı1967 yılında Makarios’un çizdiği hedef olan “Türkiye’nin zayıf bir anını bekleyeceğiz ve kıçına tekmeyi vurup, adayı Yunanistan’a ilhak edeceğiz” yolunda sağa sola bakmadan ileri doğru yürümek.
İşin gerçeği ise biraz farklı. Türkiye zayıflayacağına, bölgenin en güçlü devleti olma yolunda dev adımlarla ilerlediğinden, Rumların daha çok bekleyecek olmaları. İşin ucunda “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak da var”.


Yunanistan bu gün AB’nin en büyük bütçe açığına sahip olan devletlerden biri. Ekonomisi batmış durumda ve sayıları milyonlarla belirtilen büyük bir işsizler ordusu başına bela olmuş durumda. Adaya tümüyle el koymak ve Yunanistan’a bağlamak için Türkiye’nin batmasını beklerlerken, ana vatanları Yunanistan su almaya başladı bile.


Minareleri görünen köy kılavuz istemiyor artık. Bırakın minareleri, köydeki evler gözükmeye başladı bile yolun ucunda.


Rum tarafında bir süre sonra siyasi bir karmaşanın çıkacağını şimdiden söylemek için kahin olmaya gerek yok. Siyasi karmaşa demek, Hristofyas’ın görüşmeciliğinin ve müzakerelerde söyledikleri ile kabul ettiklerinin pek de geçerli olamayacağı demektir.


Müzakerelerin 2010 KKTC cumhurbaşkanlığı seçimleri dönemine kadar çıkmaza gireceğini şimdiden rahatlıkla söyleyebilirim.


Rumların anlaşma gibi bir niyetleri yok.


İşin sonunda adanın tümü değilse bile “Üçte ikisi bizim olsun ama tam olsun” fikrini benimsemek zorunda kalacaklar.  Belki de benimsediler de cesaret edip dile getiremiyorlar tarihe “ Vatan Haini” olarak geçmemek için.  

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • İsrail’in ABD vesayeti
  • ABD ve Türkiye
  • Rumların Enerji İttifakı
  • ABD’deki tiyatro
  • Rumlardan yeni bir oyun daha
  • Türkiye’nin yardımları ne zaman başladı?
  • Görevim takiyye yapmaktadır
  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • Okunma 9
    Müzakereler kopuyor mu için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-4 kktc-bayrak Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak

    Arşivler

    Son Yorumlar