Yeniçeri Ocağı Ve Sendikalar

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 13 Ağustos 2009 Saat : 12:12


 

Dünya güzeli ülkemizde, sayıları çok az olan ama ellerine, Osmanlı döneminde Yeniçerilerin elde ettiği gibi, bir takım ayrıcalıklar geçirmiş olan bazı kamu görevlilerin bir yılda çift maaşa ilave olarak 13. maaşla birlikte 25 maaş almasının önüne geçilmesi için hükümetin almak istediği tedbirlere karşı çıkmaları ve bu uğurda sağlıktan sivil havacılığa, eğitimden gümrüklere ve uçuşlardan liman hizmetlerine kadar kamunun tekel olduğu tüm sektörlerde halkı isyan ettirircesine greve gitmeleri, bana yeniçerileri hatırlattı.


Halkımızın bu paragöz grevcilerin arkasında olmadığı da bir gerçek.


Dışarıda yüzlerce, hatta binlerce işsizi gencimiz dolaşırken bu açıkgözlerin,  kendilerine “Milli Direniş” yıllarında verilmiş olan bazı hakların arkasına saklanarak halka karşı ve halka eziyet çektiren grevler yaparak avantalarını korumak çabası içine girmeleri kabul edilebilir bir davranış biçimi değildir.


Bu mantalite yüzünden devletimiz batmıştır.


Gerçekte batmamış, bile bile, göz göre göre sendikal hakların arkasına saklanılarak batırılmıştır.


“Kamu Görevlisi” kelimesinin İngilizcesi “Public Servant”dır, yani “Kamunun hizmetkarı”.


“Kamu Görevlisi”nin yapması gereken iş halka hizmet etmektir.


Ama bizde “Kamu Görevlisi”nin görevi halka hizmet etmek değil, “Halka patronluk” etmektir.


İşinizi yapmak için gerekli olan evrakları kendisi tedarik edeceği yerde sizden ister. Yandaki odaya bile gitmez. Siz gitmek zorundasınız. Kamu Görevlilerimiz bu ülkede en az çalışan, verimi en düşük olan ama en yüksek de ücreti alan kesimdir.


DAÜ (Doğu Akdeniz Üniversitesi), KIBTEK (Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu), BRT (Bayrak Radyo Televizyon), KTHY (Kıbrıs Türk Hava Yolları ve Cypfruvex (Kıbrıs Meyve İhracatı Şirketi) gibi yarı devlet kuruluşlarının hepsi de ya batmış durumdadır ya da batmak üzeredir.


Rakipleri gerektiği kadar personelle ve karlı bir şekilde çalışıp büyürlerken, bu şirketlerin tümü de ödeme zorluğu içindedir. Bol sayıda işe yaramayan personelleri vardır ve bu personelin hepsi de ay sonunda hak etmedikleri maaşlarını tıkır tıkır alırlar. Çalıştıkları devlet kuruluşunun batacak olması onları hiç ilgilendirmez.     “Nereden bulursan bul bizi öde” diyecek kadar da pişkindirler. Kendilerinin bir işe yaramadıkları akıllarına bile gelmez. Serbest piyasada çalışmak gibi bir cesaretleri de yoktur. Emekli maaşları ve emekli ikramiyeleri için prim dahi ödemezler. Onların yerine kamu görevlisi olmayan kişiler, yani halkımız verdikleri vergilerle bu primleri öderler.


Verimsiz kamu personeli ve hakedilmeyen yüksek maaşlar devletimizi hızla batağa götürmüştür. Devlet bile bile iflas ettirilmiş durumdadır. Devleti kurtarmak için yapılmak istenen çalışmalara ve alınmak isteten tedbirlere “sendikalarımız” ısrarla karşı çıkmaktadır.


“Kazanılmış Haklar” sloganını arkasına saklanmaktalar ama bu hakların ne vakit ve hangi koşullarda verildiğinden hiç bahsetmemektedirler.    


Sendikalarımız ısrarla, devletimizi iflasa sürükleyen bu düzenin devamını istemektedirler.



Bu ısrarlı davranış bana Osmanlı döneminde aynı saltanatı sürdüren Yeniçeri Ocağını ve onun hazin sonunu hatırlattı.


Osmanlı devletinde uzun süre her tür yenilik girişimi Yeniçerilerin direnişi ile karşılaştı.


2. Mahmud, 1826’da tedbirlerini alarak Yeniçeri Ocağı’nı yok etti. Bu büyük bir olaydı. Osmanlı Devletinde de ilerleme ve batılılaşma hareketi esas bu olaydan sonra başladı.


Keçecizade İzzet Molla, Yeniçeri Ocağının kapatılması olayını 15 Haziran 1826 tarihinde ebcedle düşürdüğü tarih kıtasında şöyle anlatır:


Tecemmü eyledi Meydân-ı Lahme


Edip küfrân-ı ni’met bunca bâğî


Koyup kaldırmada ikide birde


Kazan devrildi söndürdü ocağı


Güncel Türkçe ile;


Şunca şehir eşkıyası, evvelden beri gördükleri nimetlere karşı nankörlük edip isyan
için yine Etmeydanı’na toplandılar.


İkide birde kazanı koyup kaldırayım derken, nihayet kazan bu devrilişte ocağı da söndürdü.


Bu kafada devam ederlerse, anlaşılan tarih sendikalarımız için de aynı akibeti değişik kelimelerle yazacak.


Bu güne kadar politik öngörülerimde pek yanılmadım. Sendikaların falı pek parlak gözükmüyor.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Dünyada hoş bir seda bırakıp giden babam Prof. Dr. Hakkı Atun
  • Barış Pınarı Harekatına Kıbrıslı Türklerden tam destek
  • Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin hakları
  • KKTC’ye inanmak, Özgürlük ve Egemenlik yolunda uğraşı vermek böyle bir şey
  • “KIBRIS SORUNUNUN BAŞLANGIÇ NOKTASI YUNANİSTAN’DAKİ EKONOMİK KRİZ”
  • KKTC Üniversiteleri üzerinde oynanan oyunlar … Dr. Yurdagül ATUN
  • Yabancı Büyükelçiliklere Kıbrıs dersi
  • 6301
  • Vatandaşlık uygulaması gözden geçirilmeli
  • Rumların Doğalgaz hikayesi
  • Okunma 21
    Yeniçeri Ocağı Ve Sendikalar için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    Şehitlerimiz-amblem kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak- kktc-bayrak kktc-tc-bayrak-2

    Arşivler

    Son Yorumlar