HAFTANIN SİYASİ YORUMU

HAFTANIN SİYASİ YORUMU

ADA TV’de 14 Aralık sabahı Nupelda Karabuğday’ın sunduğu GÜNAYDIN ADA Programında TC CB Erdoğan’ın Hristodulidis’i daveti, BM Genel Kurulunda Gazze Oylaması, AB ve ABD’nin Duraklama devrine girdiği, Erdoğan, Miçotakis görüşmesi ve Türkişye- Yunanistan ilişkilerinde yumuşama konularına değindim.

Program adresi: https://youtu.be/F8VmwggIoT8

20 Aralık 2023
HAFTANIN SİYASİ YORUMU için yorumlar kapalı
Okunma 1
bosluk

AB’de Anlaşmazlıklar Devri

AB’de Anlaşmazlıklar Devri

Avrupa Birliği kuruluşundan yaklaşık 72 yıl sonra “Duraklama Devri”ne giriyor sanki.

Bilindiği üzere İngiliz halkının homurdanmasından sonra, Avro bölgesine girmeyerek, Şengen bölgesi dışında kalmak kaydı ile AB üyeliğini devam ettiren İngiltere AB’den ayrılmıştı.

İtalya, İspanya ve Portekiz de “Biz kendi paramızı kullanmak ve yönetmek istiyoruz” diyerek Avro bölgesinden çıkmak için fırsat kollamaya başladılar.

Almanya’nın yeni Genelkurmay Başkanı Carsten Breuer’in, “”Alman ordusunun mevcut haliyle Almanya’yı da NATO ülkelerini de savunacak güce sahip olmadığını,  Almanya’nın İHA teknolojilerine yatırım yapması gerektiğini ve “Bizim Avrupalılar olarak köşeye çekilip ‘nasıl olsa Amerika yapar’ deme zamanımız geride kaldı” şeklindeki açıklaması durumun vahametini ortaya koyuyor.

Avrupa Birliği ve Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) ülkeleri, yaklaşık 20 yıldır “Ticaret Anlaşması” için görüşüyorlar ancak henüz bir sonuç alınmış değil. Almanya bu anlaşmanın yapılmasına destek verirken, Fransa ve Avusturya en katı şekilde karşı çıkıyorlar.

Avrupa Birliği’nin ticaret gibi bir konuda dahi anlaşamaması, birliğin daha ileri düzeyde ve daha geniş çapta ticari, ekonomik ve de özellikle dış ilişkiler konusundaki iş birliklerini oluşturamayacağının belirgin bir işareti. Belli ki AB birlik olmanın gerekliliklerini tam olarak yerine getiremiyor.

AB’de ortaya çıkan bu ayrılıklar yeni değil. Geçmişten günümüze kadar, bazen bastırılarak, bazen de sümenaltı edilerek bugünlere gelindi. Geçmişte, özellikle 20. yüzyılda AB, uluslararası siyasi birlikteliklerde “mükemmel” tanımı ile örnek alınırken, 21. Yüzyılın daha ilk çeyreğine ulaşılmadan birçok konuda, ticari, ekonomik, askeri ve siyasi çatlakların su üstüne çıkması hem AB’nin karizmasını çizdi, hem de AB’nin iyi bir “Siyasi Birliktelik” örneği olmadığını gözler önüne serdi.

 AB’nin bu aşamadan sonra var olan sorunları çözüp “daha kapsamlı ve mükemmeliyeti yakalamış bir siyasi birliğe” doğru yol alması mümkün değil ve pembe bir hayal.

Türkiye için ise bu durum, mevcut sorunları kazanıma çevirmek için büyük bir fırsat ve Türkiye bunu başarabilecek ekonomik, siyasi, teknolojik ve askeri güce sahip. Önümüzdeki yıllarda AB, Türkiye’nin peşinde koşmaya başlarsa hiç şaşmamak gerekir.

Artık Türkiye, tüm bu gelişmelerden ve AB içindeki çatlaklardan sonra AB’ye üye olmak isterse üye ülkelerin tümünü ikna etmesi gerekmeyecek. AB’yi oluşturan ülkelerin önde gelenlerinden birkaç tanesi ile anlaşmaya varması, Türkiye’ye AB üyeliğinin ve de Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye’nin istediği gibi güncelleştirilmesinin kapısını kolayca açtıracak.

Haziran 2024’de yapılacak olan Konsey toplantısında “Oy birliği” yerine salt çoğunluk aranacak olması, AB’nin, şimdiden 27 üyesinin onayını almadan Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerine başlaması kararını alması, bugüne kadar kendi çıkarları doğrultusunda “Veto” kozunu fütursuzca kullanan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gibi ufaklık üyelere de bir “dur ve kendine gel” mesajı olacak gibi…

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili

18 Aralık 2023
AB’de Anlaşmazlıklar Devri için yorumlar kapalı
Okunma 1
bosluk

AB-Türkiye İlişkilerinde Yeni Aşama

AB-Türkiye İlişkilerinde Yeni Aşama

Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ilişkilerinin son gelişmelerden sonra farklı bir aşamaya, yeni bir yola girdiği anlaşılıyor.

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın günü birlik Yunanistan’a gitmesi, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile yaptığı görüşmeden sonra iki ülke arasındaki uzun süreli gerginlik döneminin ardından Türkiye ile Yunanistan arasında siyasi ve ekonomik normalleşmeyi başlattıklarını açıklaması çok önemli.

Bu açıklama iki ülke arasındaki dostluğa ve yeni işbirliklerine yönelik ilk adımların atıldığına ilaveten, bir gelişmenin varlığını da işaret etmekte.

Türkiye ve Yunanistan arasında yıllardır çözümlenememiş mevcut sorunları, özellikle de 1982 yılında gerçekleştirilen III. Deniz Hukuku Konferansı sonrasında Adalar Denizinde ortaya çıkan ve de Türkiye Cumhuriyeti tarafından “Casus Belli- Savaş Nedeni” açıklamasının yapılmasına kadar giden “Münhasır Ekonomik Bölge” sorununu, yapıcı diyalogla ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturmak istemelerini vurgulamaları çok önemli bir gelişme. Bu yeni gelişmenin yol haritasını da “İyi Komşuluk Bildirgesi” içeriyor. Belli ki önce ABD, sonra da AB’nin reddettiği yılların düzmece “Sevilla Haritası”nı şimdi de artık Yunanistan ağzına almayacak.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in, Türk vatandaşlarının Türk kıyılarına yakın bazı Yunan adalarına seyahati için vize kolaylığı sağlayan “kapıda vize” uygulamasının yeniden hayata geçirileceği açıklaması, bu yeni yakınlaşma ve gelişmenin bir meyvesi gibi gözükse de gerçek biraz daha farklı.

Bana göre esas mesele, Türkiye’nin Rusya’ya temelli kayabileceği kaygısı. Detaylara gelince; İsveç’in NATO’ya kabul edilmesini belli koşulların yerine getirilmesine bağlayan Türkiye’nin bu şartına karşı, ABD’nin de F-16’ların modernizasyonunu Türkiye’nin “İsveç’in NATO’ya girişini kabul ediyorum” sözüne bağlaması birçok siyasi olayı zincirleme birbiri ile ilişkilendirdi. Halen 20. Yüzyıldaki gibi Türkiye’nin kendisine göbeğinden bağlı olduğunu zanneden ABD’nin de gerçekte elini çok zayıflattı.

ABD’nin bu tehdidini ve yaptırım baskısını dikkate almayan Türkiye, kendi “Milli Muharip Uçağı” olan “KAAN’ı birkaç yıl içinde tüm testlerden geçirip göklerle buluşturana kadar, Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya tarafından ortaklaşa geliştirilen ve kullanılan bir çokrollü bir avcı uçağı olan “Eurofighter Typhoon – Avrupalı Savaşçı Tayfun” almayı 2. tercih (B Planı) olarak kullandı.  3. tercihi yani “C Planı” da var Türkiye’nin.   

Eurofighter Typhoon savaş uçağının üreticilerinden birisi olan Almanya, 1945’den beridir ABD’nin sömürgesi olarak yaşamını sürdürdüğü ve de efendisi ABD’nin emir ve isteklerinden dışarı çıkamadığı için şimdilik bu uçakların Türkiye’ye satışına karşı çıktı.

Türkiye’nin bölgeye yönelik bir köprübaşı olarak kritik öneminin farkın olan ve jeopolitik aktör olarak güvenilirliğini kaybetmek sürecine girmiş olan Avrupa Birliği, Almanya yüzünden Türkiye’yi gücendirmeyi göze alabilecek durumda değil. Bu nedenle de Almanya,  Avrupa Birliği’nin yüksek çıkarları için bir müddet sonra bu kararını tekrardan gözden geçirmek zorunda kalacak. 

AB’nin Türkiye’ye Eurofighter Typhoon savaş uçağını satmaması, Türkiye’nin Rusya’dan Sukhoi tarafından geliştirilen 5.nesil savaş uçağı Suhoy Su-57 veya Suhoy Su-35S almaya yönelmesine, bu olmazsa kendi üretimi olan 5. nesil savaş uçağı KAAN’ı çok daha kısa bir zamanda hazır hale getirmesine neden olacak ki, böylesi bir gelişme Türkiye’yi kaybetmelerine yol açabilir. Bunu da ne ABD ister, ne de AB…

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili

15 Aralık 2023
AB-Türkiye İlişkilerinde Yeni Aşama için yorumlar kapalı
Okunma 1
bosluk

Özeleştiri Zamanı Geldi

Özeleştiri Zamanı Geldi

Prof. Dr. Ata Atun

Birileri çıkmış, devlete veryansın ediyor.

Ülkemizin yarısının utancı devam ediyor” diyor.

Uluslararası yolsuzluk merkezi ‘onursal’ unvanını resmen almış bulunuyoruz” diyor.

Çaktırmadan ikiyüzlülük yapıyoruz ve herkes de bunun farkında” diyor.

“Üst düzey bir siyasi, başka bir devleti eleştirmek ve laf atmak içinUluslararası hukukun uygulanması ve bu hukuka saygı gösterilmesi a la carte olamaz’ diyebiliyor ama aynısını bizim devlet de yapıyor” diyor.

Son yıllarda ahlaki engelleri olmayan, daha da kötüsü ulusal vicdandan yoksun uluslararası bir yolsuzluk merkezi haline geldik” diyor.

İktidar, özür dileme ihtiyacı hissetmiyorsa, o zaman en azından bilgece bir deyişi benimsemeli. ‘intelligenti pauca’ (bilgili ve deneyimli bir kişinin tüm meseleyi anlaması için sadece birkaç kelimeye ihtiyaç vardır)” diyor ve bir tespitte bulunuyor: “Son yıllardaki hükümetler döneminde tamamen yoldan çıktık!

İlkeleri ve değerleri unuttuk ve her türlü yasadışılığa, her zaman ‘yasallık’ çerçevesinde, yasal olanın illa ki ahlaki olmayacağını unutarak devlet tarafından göz yumuldu” diyor.

Çoğunlukla beyaz yakalı dolandırıcılarda rastladığımız türden yaratıcı ve haksız bir kibirle, birleşik bir Avrupa’nın en akıllısı olduğumuzu ve diğerlerinin aptal olduğunu düşünerek ‘altın pasaportlar’ gibi her türlü entrikayı kurduk” diyor.

Eleştirilerinin dozunu daha da acılaştırarak ve de arttırarak devam ediyor ve;

Ne yazık ki, uluslararası soruşturmalarda ortaya çıkan ve çıkacak olanlarla, dürüst ve ahlaklı bir devlet olma özelliğimizi yavaş yavaş kaybettiğimizi ve vicdansız ve ahlaki kuralları olmayan sözde bir devlet niteliğine büründüğümüzü unutmuş durumdayız” diyerek kendisini, baştaki siyasileri ve halkı da eleştiriyor.

Altın vuruşunu da; “Esasen, kulağa ne kadar kötü gelse de, matematiksel olarak uluslararası alanda tanınan ancak tamamen güvenilmez ve itibarsız bir sahte devlete doğru gidiyoruz” sözleriyle yaparak, Rum temsilciler Meclisinde çoğunluğu elinde tutan muhafazakâr Demokratik Seferberlik Partisi’ni (DİSİ), yandaşları olan sağcı partileri ve Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulis’i yerden yere vuruyor.

Kim mi bu adam?

Güney Kıbrıs’ın en çok okunan gazeteleri arasında yer alan Politis Gazetesinin yazarı Theodoros Theodoru. Böylesine açıksözlülük ve cesaretle kral çıplak diyebildiği için kimseye borcu, harcı ve minneti yok gibi.

Yukarıda verdiğim eleştiri yazısını 26 Kasım günü Politis Gazetesi’nde yazdı Theodoru. Ne yalan söyleyeyim, uzun zamandır ilk kez bir Rum’un kendi hükümetini bu denli ağır eleştirdiğine şahit oldum.

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” derler. Sanırım yanına bırakmayacaklar ve aleyhine bol bol davalar açacaklar Theodoros’un…

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili

4 Aralık 2023
Özeleştiri Zamanı Geldi için yorumlar kapalı
Okunma 1
bosluk

ATA ATUN – ADA TV-30.11.23

ATA ATUN – ADA TV-30.11.23

ADA TV’de 30 Kasım sabahı Nupelda Karabuğday’ın sunduğu GÜNAYDIN ADA Programında Güney Kıbrıs’ın en çok satan gazetesi yazası Theodoros’un Rum hükümetini eleştirileri, GKRY memurlarının KKTC’ye geçebilmeleri nin izine tabi olacağı, Türkiye ile Irak’ın Yerel Para ile ticaret yapmak kararı, Ürdün ve Libya’nın İsrail’e savaş açma uyarıları ve İngiltere, İspanya ve Belçika’nın İsrail’i kınamaları konusuna değindim.

Program adresi: https://youtu.be/fbJcCHv0-Cg

3 Aralık 2023
ATA ATUN – ADA TV-30.11.23 için yorumlar kapalı
Okunma 1
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar