Cenevre ve sonrası

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 13 Aralık 2010 Saat : 12:12


 

Kıbrıs’ta büyük çözüm mü, dolaylı çözüm mü, çözümsüzlük mü yoksa çözüm krizi mi?


Bunların hepsi olası bir çözümün ana başlıkları.


Alt başlıklar ise ana başlığın neler içerdiğini ortaya koyacak.


Cenevre çözüme doğru gidilecek yolda bir köşe taşı görünümünde.


BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’la 2011 Ocak sonunda Cenevre’de yapacağı ortak görüşmeden sonra Kıbrıs doğrudan müzakereler prosedürünün şekil değiştireceği kesin.


Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin Kıbrıs sorununa kendi çıkarları doğrultusunda çözüm bulmak amacı ile Avrupa Birliğinin tüm parasal ve siyasi olanaklarını Yunanistan ile birlikte sonuna kadar kullanmasının sonuna gelindi artık.


Rumların ve Yunanlıların bazen tek tek, bazen de birlikte çıkardıkları tüm engellere rağmen gerek Türkiye’nin gerekse de Kıbrıslı Türklerin pes etmedikleri apaçık ortada ve ne pahasına olursa olsun pes etmeyeceklerini de tüm taraflar artık anlamış durumda.


Avrupa Birliği’nin tüm karar mekanizmalarında Lizbon Anlaşmasının yürürlüğe gireceği tarih olan 1 Kasım 2014 bir taş atımı uzakta.


Lizbon Anlaşmasına göre kararlar 1 Kasım 2014’ten sonra “Nitelikli Çoğunluk”la alınacak ve üye ülkelerin tek başlarına “Veto” oyu kullanma hakları tarihe gömülecek.


Rumların adanın tümünü ele geçirmek ve Türk silahlı Kuvvetlerini de adadan uzaklaştırmak arzuları doğrultusunda AB içinde çıkardıkları sorunlar, yarattıkları karmaşa ve Türkiye-AB Katılım Müzakerelerinde yapay olarak yarattıkları engeller sadece ve sadece son on yılın boşa geçmesine neden olacak.


Hepsi o kadar ama itibar ve güven kayıpları da kendilerine kalacak ve yıllarca da alınlarına yapışık yaşayacaklar bu utanç verici mirasla.


19. yüzyılda Yunanistan, Osmanlı Devleti “Hasta Adam” olarak tanınmasına rağmen bu utancı hep alnında taşımış ve Avrupa’nın da yaka silktiği baş belası bir ülke olmuştu.


Günümüzde de bu rolü bir başka Helen devleti olan Kıbrıs Rum Cumhuriyeti üstlendi.


2004 yılından beri Avrupa Birliğine verdiği zarar çok büyük boyutlarda ve birkaç önyargılı devlet hariç geri kalanlar hem Kıbrıs Rum Cumhuriyetini Birliğe aldıkları için pişman, hem de artık Kıbrıslı Rumlardan yaka silkiyorlar.
Tarih tekerrürden ibaret.


1950’li yıllardan itibaren 21.ci yüzyılın başına kadar Rumlar ve Yunanlılar ellerindeki kozları ve siyasi gücü Kıbrıs adasını yutmak için tepe tepe kullandılar.


Başarıya çok yaklaşmışken hırsları mantıklarının önüne geçti bu şanslarını yitirdiler.


Şimdi artık roller değişti ve “Hasta Adam” yaftası Yunanlıların ve Rumların boynuna asıldı. 


25-26 Ocak Cenevre müzakeresinin arkasından büyük bir olasılıkla izlek değişecek ve Mart 2011’e kadar uzanan 60 günlük zaman dilimi programlayan bir takvim masaya konacak.


Bu takvimde, içinde hakemlerin de yer alacağı bir görüşmeler maratonu olması büyük bir olasılıktır.


Böylesi bir gelişmeye Birleşmiş Milletler sıcak bakıyor.


Türk tarafı daha başından beri hakemlik koşulunun kurallarının tartışılmasına olumlu baktığını açıklamış ve Hakemliğe de destek verdiğini belirtmiş durumda.


Cenevre sonrasında baskıların Rum tarafına yönelik olacağı, Kıbrıslı Türklere de havuç gösterme politikasının yürürlüğe konacağı, su götürmez bir gerçek.


Bir taraftan Rumlara sopa gösterilirken, Türklerin kulağına da dünyaca tanınmayan devletlerinin siyasi açıdan yükseltilmesi ve Tayvanlaştırılmasına dair çeşitli senaryoların yürürlüğe konacağı fısıldanacak.


Rum tarafını, tanınmış ve AB’ye üye bir devlet olmalarına rağmen gerek ekonomik gerekse de siyaseten sıkıntılı günlerin beklediği bir gerçek.


Şimdi top böyle bir olasılığa karşı olduğunu alenen daha müzakerelerin başında ortaya koymuş olan Kıbrıs Rum tarafının kucağında.


Eski çamlar çoktan bardak oldu.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • Anavatan-Yavruvatan nereden çıktı
  • Vize krizi niye çıktı?
  • ABD’nin vize yasağı KKTC’yi kapsamadı … Yurdagül ATUN
  • Rumların akademik ambargosu
  • Vatandaşlıklardan rahatsızlar!
  • Rumların garantisi
  • Kuzey Irak’taki referandum ve KKTC
  • Propaganda amaçlı Rum yardımlarına vergi
  • Paralı vatandaşlık
  • Prof. Dr. Ata Atun’un yazısı Rusların kitabında
  • Okunma 10
    Cenevre ve sonrası için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-2 kktc-bayrak Şehitlerimiz-1 kktc-tc-bayrak-4 kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak-

    Arşivler

    Son Yorumlar