Hristofyas’ın Çekincesi

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 11 Haziran 2008 Saat : 12:12


 

23 Mayıs Antlaşmasının içindeki bir bölüm belli ki Rum lider Hristofyas’ı biraz sıkıntıya sokmuş. 


BM Barış Gücü Misyon Şefi Taye-Brook Zerihounun ikametgahında yapılan ve 3 saati aşkın süren görüşmeden sonra yapılan açıklamadaki “İki kesimli, iki toplumlu ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitlik temelinde bir federasyona bağlı olduklarını yeniden teyit etmişlerdir. Bu ortaklığın, tek uluslararası kimliğe sahip bir Federal Hükümetinin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır.” paragrafını Hristofyas’ın ve AKEL politbürosunun hazmedemediği kesin.


Rum siyasi partilerin ise Birleşik Demokratlar (EDI) dışında hiç birinin bu paragrafı kabul etmediği de gün gibi ortada.


Hepsinin ortak noktası, söz konusu paragraf içindeki “Federal Hükümetinin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır.” bölümü fazladan girmiş bu ortak açıklamaya.


Bu kısmın adını bile anmak istemiyorlar.


Rumlara göre bu kısım fazla ve gereksiz yere konmuş antlaşmaya.
 
5 Haziran da Kıbrıs Rumları ile İngiltere arasında imzalanan, kısaca adına MOU veya İngilizce açılımı ile “Memorandum of Understanding”, Türkçemizde de “Üzerinde karşılıklı antlaşmaya varılmış politik belge” diyebileceğimiz bu antlaşmadaki, hiçbir geçerliliği ve kıymeti olmayan tüm laf kalabalığı arasında yer alan “iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyona ve siyasi eşitliğe dayanan kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüme ulaşmaktır.” cümlesi iyi analiz edildiğinde Hristofyas’ın altına imza attığı 23 Mayıs antlaşmasından duyduğu rahatsızlığı ve tüm çekincelerini açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır.


İngiltere ile imzalanan mutabakat, bu cümlenin diğer yarısı olan “tek uluslararası kimliğe sahip bir Federal Hükümetinin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır.” cümlesini içermiyor. 


Hristofyas’ı ve Rum siyasi partileri rahatsız eden konu belli ki “eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır” ifadesi.


23 Mayıs antlaşmasında yer alan “eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu Devleti” tanımı nedeni ile Rum siyasi partilerden gelen homurdanmalar ve doğal olarak da “Ulusal Konsey”in aldığı kararlarda yer almayan bu cümlenin yarattığı fırtına, Hristofyas’ı bunalttı ve bu soruna acil bir çözüm bulmak için de kendisini İngiltere’ye yöneltti. Üsleri koz olarak kullanan Hristofyas, rica minnet kendi isteği doğrultusunda İngiltere’ye imzalattığı bu “Karşılıklı anlayış mutabakatı” ile şimdilik içerdeki çalkantıyı birazcık olsun önledi ve yatıştırdı.


Hristofyas’ın ve kurmaylarının bundan sonraki hedefi 21 Mart ve 23 Mayıs mutabakatlarını sulandırmak ve sıfırla çarpmak. Aynen 2004 Referandumuna yaptıkları gibi.


Bunun için de, 21 Mart ve 23 Mayıs mutabakatlarında sağlanan dengeleri tek taraflı olarak bozmak için çeşitli girişimler başlattılar. Belli ki, kafalarındaki çözüm modeli ile Hristofyas’ın altına imza attığı antlaşmalar pek bağdaşmıyor.


21 Mart antlaşmasına göre 21 Haziran Cumartesi günü veya onu takip eden ilk iş günü olan 23 Haziran pazartesi günü Türk ve Rum heyetlerden oluşan Teknik Komitelerin üzerinde antlaşmaya başardıkları güven artırıcı önlemler açıklanacak. Bunlar düşük seviyeli ve daha çok insani gereksinimlerdeki işbirliğini içerecek önlemler olacak.
Tabii gene Hristofyas’ın bir erteleme oyununa gelmezse.


Hristofyas var gücü ile hem 21 Haziran görüşmesini hem de Teknik Komitelerin üzerinde antlaşmaya vardıkları “Güven arttırıcı” önlemlerin açıklanmasını ertelemeye ve  ileri tarihlere  atmaya çalışıyor. Eldeki programa ve ortaklaşa varılan mutabakata göre, geçen Salı günü, yani 3 Haziran da, Türk ve Rum liderlerin temsilcileri olan Nami ve Yakovu bir araya gelip, teknik komitelerin bulguları üzerinde bir çalışma yapmaları gerekiyordu. Hristofyas’ın İngiltere ziyareti bahanesi ile bu toplantı 13 Hazirana ertelendi. Şimdilik elde var 10 günlük bir gecikme. Büyük bir olasılıkla, 13 Haziran Cuma günü yapılacak olan BM Güvenlik Konseyi toplantısının da bu erteleme tezgahına bir katkısı olacak. 


21 Mart 2008 tarihinde, iki liderin anlaşması ile başlayan yeni sürecin hedefi, iki bölgeli, iki toplumlu, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halklarının siyasi eşitliği ile iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı yeni bir ortaklık devleti oluşturmak olarak belirlendi.


23 Mayıs’ta iki liderin mutabakatı ile belirlenmiş olan “‘ortak dil”‘ de bu hedefi ve niyeti ifade etmektedir.


Asıl zorluklarla karşılaşılacak kısım bundan sonradır ve söz konusu bu iki antlaşmanın içerisinin doldurulacağı, federasyonun tanımlanacağı, devletlerin statüsünün belirleneceği, siyasi eşitlik kavramının netleştirileceği ve iki halkın eşit haklarının neler olduğunun açık ve net olarak kâğıda döküleceği zamandır. 


Kıbrıs sorununa çözüm bulunacaksa, iki tarafın üzerinde mutabakata vardığı hususlara bağlılık ve saygı esastır. 1960’dan beridir Rumlarda bunu hiç görmedik.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • İsrail’in ABD vesayeti
  • ABD ve Türkiye
  • Rumların Enerji İttifakı
  • ABD’deki tiyatro
  • Rumlardan yeni bir oyun daha
  • Türkiye’nin yardımları ne zaman başladı?
  • Görevim takiyye yapmaktadır
  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • Okunma 7
    Hristofyas’ın Çekincesi için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-3 kktc-bayrak Şehitlerimiz-1 Şehitlerimiz-amblem

    Arşivler

    Son Yorumlar