KKTC HÜKÜMETİ ARESTİ’Yİ HEMEN DAVA ETMELİ

Prof. Dr. Ata ATUN

 
Yazarın tüm yazılarını görüntüle

  
 31 Mayıs 2007 Saat : 2:23


 

AİHM’nin “Arestis” davasıyla ilgili geçtiğimiz aralık ayında aldığı karar, tarafların temyiz başvurularının Büyük Daire (Grand Chamber) tarafından görüşülmeden reddedilmesi üzerine nihai karara dönüştü ve kesinleşti.

 

Önce Bayan Aresti bu mülkü nasıl almış ona bakalım.

Aresti’nin dedesi Mavrodi Haji Hambi Mavreli, 15.09.1913 tarihinde Mülhak Vakıf olarak kayıtlara geçmiş Abdullah Paşa Vakfının söz konusu malını tapu oyunu ile adına kaydetmiş. Bu malı da 35 yıl sonra 5.10.1949 tarihinde kızı Anna Mavroudi Haji Hambi’ye bağışlamış. Bayan Anna da söz konusu malı kızı Mira Xenidu’ya yani Mira Xsenti-Arestis’e 28.02.1974 tarihinde hibe etmiş.

İşte dolandırıcılığın ve Türk Vakıf Mallarını gasp etmenin kısa hikayesi bu şekilde.

 

Bayan Aresti’nin, Abdullah Paşa Vakfından dedesinin gasp ettiği malını 33 yıllık kullanamamasının karşılığı 2 milyon Avro ise, Abdullah Paşa Vakfından haksızca gasp edilen bu malın 94 yıllık kullanamama bedeli en azından 6 milyon Avro artı faizleridir.

 

Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin 271/2000 ve 272/2000 sayılı Davalarında verilen Tespit Kararları ile Maraş’ın %90’ı Lala Mustafa Paşa Vakfı ile Abdullah Paşa Vakfı’na aittir. Aresti’nin bu malı da Abdullah Paşa Vakfı içindeki mülklerden bir tanesidir.

 

Maalesef söz konusu dava AİHM’de görüşülürken Aresti’ye ait olduğu iddia edilen taşınmazın Abdullah Paşa Vakfına ait olduğu hususunda yeterli veriler her nedense zamanında Mahkemeye sunulmamıştır.

Gazimağusa Mahkemesi tespit kararını alırken, 5 yıl evvel Mahkemeye sunulmuş  olan benzeri evraklar niçin AİHM’ye gerektiği zamanda sunulmadı, o da zamanı gelince hesabı sorulacak ayrı bir konudur.

Eğer birilerinin ihmali ve “Aman, Avrupalıları gücendirmeyelim” sevdası yüzünden bu tazminat boşu boşuna ödeniyorsa, gerçekten çok yazık. Nasıl olsa zaman bunu ortaya çıkaracaktır.

 

Kıbrıs adasının İngiltere’ye kiralı olduğu dönemde birçok taşınmaz mallar, vakıf malları dahil Tapu Sicillerine kayıtlı olmadığı nedeniyle, söz konusu taşınmaz malların kaydına olanak sağlamak için, İngiliz Sömürge Yönetimi 1907 yılında 12/1907 sayılı Taşınmaz Mal Tescil ve Değerlendirme Yasasını geçirmiştir. Söz konusu Yasa kilise emlakini korumasına rağmen, bazı vakıflarla ilgili Osmanlı Türk İmparatorluğu ile İngiliz İmparatorluğu arasında imzalanan 4/6/1878 tarihli Savunma ittifak Anlaşmasına ekli 1/7/1878 tarihli Protokole ve Ahkamül Evkaf Prensiplerine aykırı bazı hükümler getirmiştir. Ancak söz konusu aykırılığa bakılmaksızın, 12/1907 sayılı Yasanın yapıldığı zamanlarda Kıbrıs’ta Osmanlı Hukuku ve Kanunları yürürlükte idi, yani Maraş’taki Türk mallarını ilgilendiren Osmanlı Arazi Kanunu yürürlükte idi ve zaten Ahkamül Evkaf Prensipleri de 1571’den bugüne kadar yürürlüktedir.

 

İngilizce olarak kaleme alınmış olan 12/1907 sayılı Yasadaki ilgili hukuk terimleri Osmanlıcadır. Bu yasadaki Vakıf mülkleri ile ilgili olan 29. madde, Arazi-Mevcoufe ve Idjaretein Mevcoufe türü vakıflara, taşınmazlarını 10 yıl tasarrufunda bulunduranların zaman aşımı nedeniyle iktisab edebileceklerini öngörülmektedir. Ayni şekilde öncüllerinin tasarrufunda olması nedeniyle tasarrufları kendilerine miras yolu ile intikal eden söz konusu taşınmazları isimlerine kaydedebileceklerini de öngörmektedir.

Ancak Lala Mustafa Paşa Vakfı mazbut vakıf ve Abdullah Paşa Vakfı da mülhak, vakıf türünde vakıflar oldukları nedeniyle 12/1907sayıh Yasanın kapsamı içerisindeki bahsedilen Arazi Mevkufe ve İcaretein Mevkufe değillerdir.

 

Yukarıda detaylarını verdiğim tapu kütüklerine göre ısdar edilen koçanda birinci tescil Abdullah Paşa Vakfına yapılmış olup, mülhak vakıf olarak kayda geçirilmiştir. Söz konusu taşınmaz mal, tapu kütüklerine ilgili taşınmaz mal “Arazi- Mevkufe” veya “icaretin Mevkufe” olarak kaydedilmediği için, hem bu 12/1907 sayılı yasaya göre hem de Ahkamül Evkaf Prensiplerine göre de vakıf taşınmaz mal elden çıkarılamayacağı ve/veya devredilemeyeceği ve sürekli olduğu ve/veya zaman aşımından iktisap edilemeyeceğinden söz konusu tapu kütüklerinde Rumlara yapılan, devirler ve/veya intikaller ve/veya tesciller yasadışı olup, geçersizdir.

 

KKTC Vakıflar İdaresi KKTC Devleti ile Xenides-Arestis aleyhine KKTC Magosa Kaza Mahkemesinde bir Dava açarak tapu kütüklerinin düzeltilmesini ve söz konusu taşınmaz malın Vakıflar İdaresine teslimini öngören Hüküm ve Emir almasının zamanı gelmiştir.

Bu Hüküm ve Emir’den sonra da Bayan Arestis’den faizleri ile birlikte 6 milyon Avro talep edilmelidir. Ödemezse, hem Avrupa Tutukluluk Emri çıkarılmalı, hem de güneydeki mallarına el koymak için haciz davası açılmalıdır.

 

Dünyanın ilk hukuk kuralı, “Göze göz, dişe diş” idi.

Şimdi tam zamanı. Hem AİHM’de bekleyen diğer 1400 davaya da örnek olur. Rumlar kimlerle dans ettiklerini iyice öğrenirler.  Kıbrıs davasının ise, bu mahkeme kararında sonra ters yüz olacağı da kesin.

Prof. Dr. Ata ATUN Son 10 Yazı                                                                                  Yazarın Tüm Yazıları



  • İsrail’in ABD vesayeti
  • ABD ve Türkiye
  • Rumların Enerji İttifakı
  • ABD’deki tiyatro
  • Rumlardan yeni bir oyun daha
  • Türkiye’nin yardımları ne zaman başladı?
  • Görevim takiyye yapmaktadır
  • Kızılay Yardımları ve Rumlar
  • Anastasiadis hala hayal peşinde  
  • İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
  • Okunma 23
    KKTC HÜKÜMETİ ARESTİ’Yİ HEMEN DAVA ETMELİ için yorumlar kapalı

    Yorumlara kapalı.

    Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
    Samtay Vakfı
    kıbrıs haberleri
    kibris 1974
    atun ltd

    Gallery

    kktc-tc-bayrak-3 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak-4 Şehitlerimiz-amblem kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-

    Arşivler

    Son Yorumlar