Hristofyas Teslim Oldu

Hristofyas Teslim Oldu

Rum Yönetimi Başkanı Demetris Hristofyas, geçen hafta içinde Brüksel’de yapılan AB Devlet Başkanları/Başbakanlar Zirve toplantısından çıktıktan sonra olağanın aksine düzenlediği basın toplantısında ekonomik tedbirler konusunda açıkça “yelkenleri indirdiğini ve AB’nin alınması gereken ekonomik tedbirler konusunda görevlendirdiği Troyka ne isterse onu harfiyen yerine getireceğini” açıkladı.

 

Çok değil daha bir kaç hafta evvelsine kadar horozlanan Hristofyas, Rusya’nın vereceği krediye güvenip AB’nin ve Troyka’nın 25 Temmuzda önerdiği ekonomik tedbirlerin görüşülmesini incir ipi gibi uzatıyordu. Aynen Kıbrıs’taki 2 halk arasında sürdürülen adaya barışın gelmesine yönelik müzakereleri 44 yıl uzatmayı başardıkları gibi…

 

Hristofyas’ın stratejisi, yıllardır Kıbrıs müzakereleri konusunda BM’yi oyladıkları ve AB’yi kandırdıkları gibi ekonomik tedbirler konusunda da Troyka’yı aylarca oyalayıp, parça parça parasal destek alarak ekonomik krizi atlatacakları üzerine kurulmuştu. Ama 1 Mayıs 2004 tarihinde egemenliklerinin büyük bir kısmını Brüksel’e teslim etmiş olduklarını unutmuş olan Hristofyas’ın numarası tutmadığı için AB bu zokayı yutmadı.

 

AB Komisyonu yani Avrupa Birliği Bakanlar Kurulu, önce Rusya’ya baskı yaptı ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimine vermeyi düşündükleri uzun vadeli krediyi durdurdu. Rusya ister istemez eski baryalarına, yani yıllardır birlikte takıldıkları dostlarına “Önce AB size kredi versin, sonra biz de size kredi veririz” demek zorunda kaldı.

Sonra da Troyka’yı oluşturan AB Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF, devletlerin parasal ve ekonomik durumları kontrol edip, kredibilite değerlerini saptayan Standart & Poor’s, Moody’s ve Finch gibi kuruluşları harekete geçirerek Kıbrıs Rum Yönetiminin kredibilite notunu tekrar saptattı.

 

Yapılan değerlendirmeden sonra da berbat bir sonuç açıklandı. Standart & Poors Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin notunu daha evvel yaptıkları değerlendirmeden sonra açıkladıkları “Çöp” dilimin de en alt kademelerine indirdi. Bundan daha aşağısında son dilim olan “Resmi İflas” var. Şu anda Kıbrıs Rum Yönetiminin konumu ile Resmi İflas arasındaki sadece incecik bir çizgi, o kadar.  Standart & Poor’s’un gerekçesi de 25 Temmuz’da Troyka ile Kıbrıs Rum Yönetimi arasında başlayan “Memorandum Müzakereleri”nde Kıbrıs Rum Yönetiminin tembellik etmesi ve gerekli tedbirleri almadan görüşmeleri, tarihi belli olmayan bir zaman dilimine kadar uzatmaya çalışması.

 

Hristofyas’ın ve ruhani başkanı olduğu Rum siyasi partisi AKEL’in kurmayları, daha önce tümünü reddettikleri KİT’lerin özelleştirilmesi, devlet, yarı devlet, KİT ve bazı şirketlerde memurlara ve çalışanlara ödenen 13. maaşın kaldırılması, adına eşelmobil denen her ay enflasyondaki artış kadar ücretlere artış verilmesinin iptal edilmesi, memur veya geçici statüde işçi alımının durdurulması ve ücretlere zam yapılmaması ve gerektiği zaman da ücretlerde kesintilere gidilmesi konularını şimdi kayıtsız şartsız kabul ediyorlar.

 

AKEL’in 2013 Şubatında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kesinkes kaybedeceğini şimdiden söylemek hiçte yanlış olmaz.

 

Hristofyas’ın Troyka ile müzakereleri herhangi bir ekonomik tedbir almadan, popülist bir yaklaşımla Şubat 2013’e kadar uzatarak Rusya’dan ve diğer kaynaklardan azar azar kredi alıp, AB’yi “Ha bugün, ha yarın, benden sonra tufan kopsun önemli değil” kandırmacalarıyla günü geçirme stratejisi iflas etmiş gözüküyor. 

 

Bu strateji bana sanki başka bir konuyu hatırlatıyor. Rumların Kıbrıs Müzakerelerinde ısrarla ucu açık müzakereler talep etmelerine ne kadar da çok benziyor ama.

 

Güçlü ve bölgenin lideri Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Sn. R. T. Erdoğan ve de Cumhurbaşkanımız D. Eroğlu Rumların bu aldatmacasına kanmadılar ve Kıbrıs müzakerelerinin adada yaşayan her iki halkın güvenliğini sağlayacak ve adaya barışı getirecek bir şekilde sonlanabilmesi için ısrarla son tarihi belli müzakere talebinde bulunuyorlar ve olası anlaşmazlık durumunda KKTC’nin hangi statü ile müzakere masasından kalkacağının daha başında saptanmasını istiyorlar.    

 

Görüşmelerde sabıkalı olan Rum tarafı ile yapılan Kıbrıs Müzakerelerinde Türk tarafının bu talebi boşuna değil.

 

Ata ATUN

ata.atun@atun.com

http://www.ataatun.com 

24 Ekim 2012

21 Ekim 2012
Hristofyas Teslim Oldu için yorumlar kapalı
Okunma 69
bosluk

EİT, İran ve KKTC

EİT, İran ve KKTC

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sn. Recep T. Erdoğan’ın Bakü’de İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’la gerçekleştirdiği görüşme içinde doğru bir stratejiyle Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail arasındaki işbirliğine ve yakın ilişkiye de yer vermesi, KKTC için yeni kapıların açılımını da beraberinde getirdi.

 

Sayın Başbakanın,  Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Türk Dışişleri Bakanlığının koordineli çabaları ve üst düzey müdahaleleri sonucunda KKTC, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) 12. Zirve toplantısına, EİT’e Gözlemci Statü’sünde üye olarak kabul edildi.

 

Bu aslında KKTC’nin geleceği ve dünya devletleri arasındaki yeri ve statüsü konusunda çok önemli, inanılmaz bir gelişme. 

 

Gerçekte KKTC’nin EİT ile ilişkisi 1992 yılında başlamıştı. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 1992 yılının Kasım ayında toplanan 11. Bakanlar Konseyi,  kabul edilen özel koşullar çerçevesinde KKTC’ye “Turkish Muslim Community of Cyprus” yani “Kıbrıs’ın Müslüman Türk Toplumu” adı ile en üst seviyede Bölgesel Planlama Konseyi toplantıları olmak üzere, teknik ve kültürel içerikli teknik komite toplantıları, uzmanlar grubu toplantıları ve seminerlere katılım olanağı tanınmıştı. Bu statü ile başlayan ilişkiler sürecinde KKTC, tüm toplantılara katıldı ve iki kez de bu toplantılara ev sahipliği yaptı.

AK Parti, 2002 yılında başlayan iktidarının adına “Ustalık” dönemin denilen 3. döneminde, dünya üzerindeki konumunu ve Orta Doğu’daki liderliğini çok iyi kullanarak KKTC’ye her zamankinden çok daha fazla boyutlarda politik, stratejik, maddi ve güvenlik destekleri vermeye başladı.

 

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında, Kıta Sahanlığı belirleme antlaşması, Petrol arama işbirliği, Ulaşım alt yapısı, yol yapımı, Elektrik Dağıtım Şebekesinin yenilenmesi, Dijital İletişim sistemi, İnternet bağlantısı, Hava ulaşımı, Havaalanı yapımı, Anamur’daki Dragon çayından KKTC’ye borularla su getirilmesi ve benzeri konularda yapılan antlaşmalar ve yatırımlar, KKTC’ye dünya devletleri arasında kendi başında ayakta durabilen ve kendine yeten (Bağımsız) bir ülke statüsüne yükseltme çabaları aslında.

 

Rumların stratejileri bunların yapılmaması, KKTC’de hiçbir gelişmenin olmaması ve BM’nin 18 Kasım 1983 tarihinde aldığı 541 No.lu insanlığın yüz karası kararla da Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edilerek, Amazon ormanlarında yaşayan ilkel kabileler gibi geri kalmaları ve kendi istekleri ile tıpış tıpış Rum Yönetimine gelerek “Aman bizi sen yönet, kurtulalım bu geri kalmışlıktan” demeleri idi ancak anavatan Türkiye yıllardır KKTC’ye yaptığı karşılıksız yardım ve yatırımlarla bu planı darmadağın ederek başarısızlığa uğrattı.

 

Rumların bu planının yerini şimdi DİSİ Milletvekili Bayan Kiriakou’nun büyük bir endişe ile dile getirdiği “Türkler bizi satın alacak” deyimi almaya başladı.

 

EİT teşkilatı, hepsi de Müslüman olan Afganistan, Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Tacikistan, Türkiye ve Türkmenistan’dan oluşmakta. Bu teşkilata üye ülkeler, Avrupa Birliği örneğinde olduğu gibi ortak pazar kurmak amacıyla, aralarında ekonomi alanında işbirliği yapmayı programlarına aldılar.  Türkiye’nin birkaç yıl evvel başlattığı “Pasaportsuz Dolaşım” gerçekte de EİT’in hedeflerinden bir tanesi.

 

Bu uygulama yakın bir tarihte gerçekleşecek ve üye ülkeler arasında dolaşım pasaportsuz olacak. Bu listeye KKTC’de dahil oldu artık. EİT’den sonra da İslam İşbirliği Teşkilatı üye devletleri de kendi aralarında serbest ticaret, serbest dolaşım ve yerleşimi de gerçekleştirecekler.

 

EİT’in, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile özel bir ilişkisi var ve EİT’in tüm üyeleri aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatının da üyesi. Tüzel bir kişiliğe sahip olan EİT’in kendisi de, İslam İşbirliği Teşkilatının gözlemci üyesi.

 

KKTC’nin EİT’in çalışmalarını izlemesi ve toplantılarına katılması çok büyük kazanımlar getirecek beraberinde önümüzdeki birkaç yıl içinde.

 

Bu sürede de Suriye’deki iç çatışmalar da bitmiş olacak, KKTC’nin Türkiye aracılığı ve İran’la başlattığı üst düzey ilişkiler, Suriye üzerinde her zaman etkisi olan İran vasıtası ile Suriye’yle de aynı düzeye getirilecek. Buna paralel olarak diğer Müslüman devletlerle de ilişkiler başlamış olacak.

 

Küçücük bir “Gözlemci Statüsü”, “Büyük Kapıları”nın açılmasına vesile olacak.

 

Ata ATUN

e-mail: ata@kk.tc

http://www.ataatun.com 

19 Ekim 2012

18 Ekim 2012
EİT, İran ve KKTC için yorumlar kapalı
Okunma 117
bosluk

Greeks Driving The Cyprus Issue Off The Rails

Greeks Driving The Cyprus Issue Off The Rails

After the passage of eight years since the April 24, 2004 Annan plan referendum it is now clearly visible that the side punished by the international community is the Turkish Cypriots, who voted “yes,” rather than the Greek Cypriots, who rejected the plan. It can be observed that the international isolation and embargo of the Turkish Republic of Northern Cyprus (KKTC) and of the Turkish Cypriots is still on with hopes for finding a solution to the Cyprus problem becoming increasingly slim.

 

The Greek Cypriot administration, with the assurance of being a full member and sitting on the decision-making side of Turkey’s EU accession talks — currently going off track — suggests a possible solution under the auspices of the UN.

Greek Foreign Minister, with an active and tough attitude toward the Cyprus problem, declared the Annan plan to be in the depths of the history, somewhere untouchable.

 

Turkey’s “Cyprus Action Plan” dated Jan. 24, 2006 aimed to form a basis for a solution, but was turned down by the Greek Cypriot administration and Greece in the first instance. The attitude of the international community toward the Greeks’ position concerning the April 24 referendum was that of “mutual understanding,” further boosting the Greek disagreement.

 

The leader of the Greek Cypriot administration, Demetris Christofias, is now talking about the abandonment not only of the Annan plan but also of a federal solution on the island, giving signals that his final target is a “unitary state in Cyprus.”

 

Different surveys held in Greek Cyprus recently revealed the drop of support for AKEL. The consistent increase in opposition to AKEL and the stability of the support given to Anastasiades reveals that the Greek Cypriot people think differently from their today’s leader or the existing Greek Cypriot administration.

 

The latest bargaining chip nowadays is the “Natural gas”. The Greek Cypriots concocted this to erase the negative sentiments originating from their unwillingness in the negotiations. They grasped it like a political lifeline to keep their heads above water.

 

The trespass of the Greek Cypriot Police to the territories of TRNC proved how necessary is forming the joint central authorities, to handle the disputes, criminals, forest fires, water shortage, electric blackouts and similar joint interests in both sides.

 

If the two peoples of the island cannot come to an agreement on humanitarian problems, how then will they solve the Cyprus problem, which stretching back to 1796 and the Megali Idea.

 

 

Ata ATUN

ata@kk.tc

http://www.ataatun.org 

October 17 2012

17 Ekim 2012
Greeks Driving The Cyprus Issue Off The Rails için yorumlar kapalı
Okunma 113
bosluk

Rumların Batışı 2013’de

Rumların Batışı 2013’de

“Burnu büyük” olmak veya da atalarımızın söylediği gibi “burnundan kıl aldırmamak” genelde pek işe yaramıyor. Zamanı gelince fazlası ile ödüyor, burnunun doğrultusunda giden.

 

Bizim adadaşlarımız Rumlar da aynen öyle oldular.

2004 yılında yapılan Referandum da “Bıyığımızı balta kesmez” diyorlardı, 2013’e girerken ne bıyıkları kaldı ne de sakalları.

“Biz zenginiz, Türkler fakir, niye referandum da EVET diyelim de onları sırtlanalım” diyorlardı, şimdi de “Türkler adaya su getirdi, bizi satın alacaklar” korkusuna kapıldılar.

“Düşmez Kalkmaz Bir Allah’tır” sözünü boşuna söylememiş atalarımız.

 

Kıbrıs Rum tarafının batış tarihi belli oldu. Büyük bir olasılıkla 2012 sonu veya da 2013 başında ekonomik olarak batağa saplanacaklar. Kaçarları da yok.

 

Avrupa Birliği’nin ekonomiyi iyileştirmesi ve tekrar hayata geçirmesi için Kıbrıs Rum Yönetimine gönderdiği eski ismiyle Duyun-i Umumi veya da bugünkü ismiyle Troyka, Rum lider Hristofyas’ın önüne yenmesi, yutulması zor bir reçete koydu.

 

KİT’ler özelleşecek, 13. maaş kalkacak, adına eşelmobil denen her ay enflasyondaki artış kadar maaşlara artış verilmesi sonlandırılacak, memur veya geçici statüde işçi alınmayacak, ücretlere zam yapılmayacak.

 

Hristofyas ilk günden büyük bir kahramanlık yaptı ve Rusya’nın vereceği krediye güvenerek bu önerilere geleneksel bir şekilde “OXİ” çekti, yani “HAYIR” dedi. Demeye dedi ama bu büyük lokmayı da yutamadı.

 

Rusya, AB’den yediği zılgıtla, kredi vermek işini AB’nin kredi vermesine bağladı ve Rumlara “AB size krediyi versin arkasından bizde vereceğiz” içerikli yan çizici diplomatik bir yanıt verdi. İşin doğrusu kibarca Ruslar da Rumlara “OXİ” dedi.

 

Hristofyas, Troyka’nın önerilerine ‘Hayır’ deyince, paranın akışı ve içerdeki para dolaşımı aniden durdu. Şimdi Rum tarafında çok ciddi bir şekilde nakit para sıkıntısı baş gösterdi. Devletin gelirleri durdu, kasası kurudu.       

 

Kasa kuruyunca, özel sektörden hizmet alımları da durdu. Rum Yönetimi bütçesine koyduğu devlet ve yarı devlet kurumlarının ödenekleri ödenemiyor. Bu Kurumlar da parasal yükümlülüklerini yerine getiremedikleri için özel sektöre ödeme yapamıyorlar. Bu nedenle de piyasaya devletten para akışı bıçakla kesilmiş gibi oldu.  

Rum Maliyesi maaşları ödemek için bir türlü para bulamıyor. Kasa tamtakır, içi boş. Kasadan para çıkmayınca da dolaylı ve dolaysız vergiler de toplanamıyor, geri dönmüyor.

 

Larnaka, Limasol ve Baf sahil şehirleri oldukları için turizmden olsun gelir ve sıcak nakit para elde edebiliyorlar ama Başkent Lefkoşa’nın Rum tarafında kalan kısmı parasızlıktan kıvranıyor.  Lefkoşa’nın Rum tarafında ayda ortalama 120’ye yakın dükkan ve işyeri kapanıyor. İşsizlik yüzde 30’ları çoktan aştı.

 

Kurtuluşun bir tek çaresi var. Troyka’nın masaya koyduğu önlem ve kalkınma paketini harfine dokunmadan kabul etmek. Bu konuda AB içinde karar alıcı mekanizma olan Eurogroup’un bu yılın sondan bir evvelki toplantısı 12 Kasım’da. Bu toplantıda İspanya’nın destek programı görüşülecek. İspanya kendisine gönderilen Troyka’nın tüm önerilerini kabul etti ve uygulamaya koydu. Kredinin çıkması için 12 Kasım’da yapılacak toplantıda alınacak onayı bekliyor.

 

Kıbrıs Rum tarafının son şansı 12 Kasım toplantısı. Eğer bu toplantıya kadar Troyka’nın önerilerini onaylamaz ve Aralık ayında yapılacak 2012’nin son toplantısına bırakırsa, işi hikaye olacak, batışı kesinleşecek. Aralık ayı Hristiyan dünyasında, tatillerle dolu. Noel kutlamaları ayın yarısını götürüyor. Bu son toplantının diğerleri gibi bir ciddiyet içinde gerçekleşmesi biraz zor gibi gözüküyor.         

 

Gerçekleşmesi zor olan bir başka gerçek de Rum tarafındaki Sendikaların ve İşçi Federasyonları Yönetimlerinin, Troyka’nın önerilerine sıcak bakmaları. Daha şimdiden ağız birliği etmişçesine “OXİ” diyorlar.

 

Özetle; Rum tarafının da işi zor, Hristofyas’ın da… Hükümet batış sürecine girerse, Hristofyas Elen tarihinde lanetlenmemek için istifa etmek zorunda kalacak. Adadaşlarımız Rumları bugünkü durumlarından daha da kötü günler bekliyor.  

 

 

Ata ATUN

e-mail: ata@kk.tc

http://www.ataatun.com 

17 Ekim 2012

17 Ekim 2012
Rumların Batışı 2013’de için yorumlar kapalı
Okunma 98
bosluk

Anadolu’dan KKTC’ye Su

Anadolu’dan KKTC’ye Su
Ceremony of Water Supply from Anatolia to Cyprus by Ata ATUN

Anadolu’dan Kıbrıs’a Su Bağlantısı Temel Atma Töreni by Ata ATUN

13 Ekim Cumartesi günü öğleden sonra Kıbrıs’ı Anadolu’ya bağlayacak olan su borusu hattının 3. etabı olan boruların deniz altında döşenmesinin temeli, aynı anda eş zamanlı olarak hem Anamur’da hem de KKTC Karşıyaka’da atıldı.

 

Gurur duyulacak, son derece önemli bir proje. Öncelikle KKTC’nin olmak üzere, Kıbrıs adasının kaderini değiştirecek bir olay. 

 

Türkiye’de 2002 yılından beridir iktidarda bulunan AKP hükümetinin icraatları içinde altın harflerle yer alacak tarihi bir olay.

 

Sayın Başbakan R. T. Erdoğan’ın Başbakanlığındaki AKP hükümetinin birçok önemli icraatı oldu bu 10 yıl içinde. Hepsini bilmiyorum ama bir Kıbrıslı Türk olarak beni birebir etkileyen icraatlarının başında 2004 Kıbrıs Annan Planı görüşmelerindeki strateji, enflasyonun yenilmesi, TL’den 6 sıfırın atılması, BM Güvenlik Konseyinde dönem Başkanlığı ve üyelik, Avrupa Konseyi Parlamenterleri Meclisi (AKPM) Başkanlığı, Filistin’e destek, Mavi Marmara İnsani Yardımı, Libya, Mısır ve Suriye Halk hareketlerindeki Strateji, Libya’da yaralananlara yardım, Yurt dışında yaşayan Türklerin bulunduğu ülkede insan yaşamını tehlikeye sokacak olaylar çıktığı vakit o bölgeden derhal Türk vatandaşlarının tahliyesinin sağlanması ve bunlar gibi bu kısacık yazımda yer veremeyeceğim onlarca, yüzlerce olumlu ve Türk olmanın gururunu yaşadığım icraatlar/uygulamalar geliyor. Bunların arasına şimdi bu muhteşem su projesi de katıldı.

 

Kıbrıs’ı Anadolu’ya bağlayacak olan bu su projesine boşuna “Asrın Projesi” denmiyor.

Anadolu’dan Kıbrıs adasına su bağlamak asırların rüyasıydı ve gerçek oluyor nihayet. Bazı yabancı gezginlerin seyahat notlarında M.S. 4. asırda Kıbrıs adasında yaklaşık 32 yıl süren kuraklık nedeni ile neredeyse adanın tamamının başka ülkeler göç ettiği bilgisi yer almakta.

 

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk ve son Cumhurbaşkanı Makarios, Anadolu’dan Kıbrıs adasına su getirilmesi projesini “Adayı Anadolu’ya, dolayısı ile Türklere bağlar ve mahkum eder. Türklere bağımlı yaşamayı biz Rumlar asla kabul edemeyiz” diyerek yarım asır önce böylesi muhteşem ve insani bir yatırım için proje başlatılmasına bile karşı çıkmıştı, şovenist düşünceleri ve adayı Anadolu’ya değil Yunanistan’a bağlama ülküsü ile… 

 

KKTC’nin topraklarının büyük bir kısmında toprak verimli olduğu halde susuzluktan dolayı kuru ziraat yapılmakta. Sulu ziraat yapılan yerlerde de, zaman içinde nüfusun artması nedeni ile tüketimi artan tatlı ve içilebilir yer altı suyunun yerini, birleşik kap kuralına göre denizden gelen tuzlu su aldığı için üretim bayağı düşmüş, toprak da tuzlanmış  durumda.

 

Bu proje ile 40 bin dönümden fazla bir arazi, kuru ziraattan sulu ziraata dönüşecek. Sanayinin gereksinimi olan tatlı su doğal yollardan, sıkıntı çekilmeden karşılanacak. KKTC’nin kısıtlı Sanayisinin gereksinim duyduğu su günümüzde elektrik kullanılarak yapılan arıtma ile pahalı bir şekilde elde edilebilmekte ve üretim maliyetlerini de arttırmakta. İçilebilir su ise hemen hemen yok gibi.

 

Törende T.C. Başbakan Yardımcısı Sn. Beşir Atalay ile KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sn. Sunat Atun’un verdikleri bilgiler çok önemliydi. KKTC’yi Anadolu’ya bağlayacak Su projesine ilaveten Elektrik bağlantısı için de çalışmalar başlandığı bilgisi yer aldı her iki konuşmada da.

Belli ki bu büyük ve asrın projesi, her aşamada biraz daha gelişecek teknolojinin gelişmesine ve yaşam standartlarının yükselmesine paralel olarak.

 

Akıllarda olan ve yüksek sesle olasılıkları konuşulan bağlantılar da var bunlara ilaveten. Doğalgaz hattı, KKTC’yi dünyaya bağlayacak telefon ve internet hattı (Mevcut Karpaz Zafer Burnu -Hatay arasındakine alternatif olarak), Teknolojik gelişmelere hazır olması için içi boş boru ve resmi amaç kullanımı için dinlenmesi olanaksız direkt iletişim hattı gibi…

 

Bu su borusu bağlantısı, denizaltılar ve bu bölgeden deniz yüzeyine yakın geçeceklerin bağlantı kablolarına çarpmaması için tüm kodları, derinliği ve koordinatları ile birlikte daha şimdiden tüm deniz haritalarında ve portalanlarda yerini aldı.

 

Gelişmeler ve yatırım çok önemli boyutlarda. Tek kelimeyle gurur verici…

Ata ATUN

ata@kk.tc

http://www.ataatun.com 

15 Ekim 2012

14 Ekim 2012
Anadolu’dan KKTC’ye Su için yorumlar kapalı
Okunma 120
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-3

Arşivler

Son Yorumlar