KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (6)

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (6)

KKTC’deki memurların vatandaşı bıktıran ve çileden çıkaran davranışları, çalışma izni almak için karşılaşılan zorluklar ve aşağılama ile adamıza yüksek öğrenim için gelen öğrencilere yapılan kötü muamele ve davranış ile ilgili yazdığım 5 serilik yazıma gelen “Yorum”larda dile getirilen  çekilen zorluklar, çıkarılan engeller ve yapılan aşağılamalar gerçekten de çok üzücü.

 

Bu son iki yazımda, gelen onlarca yorum yazısı arasından “ılımlı dilleri” nedeni ile seçtiğim bazı yazılar  yer alacaktır. İlgili daire müdürleri, dairelerin bağlı olduğu Bakanlıkların müsteşarları ile Bakanlarının bu yazılarda dile getirilen şikayetleri derhal inceletip, vatandaşın artık mağdur olmaması için gerekli düzenlemeleri yapmaları ve tedbirleri de ivedilikle almaları gerekmektedir.

 

YSS: “Merhaba Ata hocam. Kıbrıs konusunda yazılarınız gerçekten Kıbrıs’ı yansıtıyor. Gerçekten orada bir sorumsuzluk örneği var. Bırakın memurları, 7 den 70 e hiçbir şekilde orada düzen  işlemiyor. Ben orada öğrenciydim. Öğrenci arkadaşlarım çok şikayetçi Kıbrıs’taki durumdan. Emin olun yüzde 90’ı memnun değil orada olmaktan. Bir keresinde başıma şöyle bir olay geldi. Türkiye’deydim. Tatilim bitti. Tekrar Kıbrıs’taki okuluma dönüyordum. Orada Ercan havaalanının ulaşım açısından sadece bir tane otobüs şirketi var. Devamlı onla gidip geliyordum. Fakat bir keresinde otobüste bavulum kayboldu. Bavulum emanetti. Otobüsten indiğimde şoför aynen şunu dedi: ‘İşin Allah’a kalmış.’ Neredeyse çıldıracaktım. Polisi aradım, ‘sabah gelirsin bakarız’ dedi. Gittiğimde polis arkadaşın biriyle otobüs şirketine gittik. Fakat hiçbir şey yapamadılar, ne polis ne de şirket yetkilileri. Yani işim gerçekten Allah’a kalmıştı. Polis “avukat tut istersen ama bir bavul için değmez” dedi. Gerisini size bırakıyorum.

 

Bu olay esas alınmalı ve vatandaşların haklarının korunması amaçlı otobüs şirketlerine taşıdıkları emtiaların kaybolması veya zarar görmesine karşı sigorta yaptırma zorunluluğu getirilmeli, aynen uçaklarda olduğu gibi. İnsan hakları konusunda gelişme ancak bu şekilde, vatandaşa zarar veren ihmalkarlıklara karşı vatandaşları koruyacak koşullar yaratılarak olabilir.

 

MT: “Düzen yok, bir devlet politikası da yok, bunlar olmayınca beş yıllık, on yıllık ya da ABD gibi elli yıllık politikalar yapamıyorsunuz. Kısa vadede düşünülen politikaları da bir yada iki yıl sonra gelen bozuyor. Her bozguncu kendi bozanını yerleştiriyor; her yerleşen bozan; güç bende diyor. Hal böyle olunca olan vatandaşa oluyor, olan doğru dürüst bu memlekete girene çıkana oluyor. Kimi siyasi düşüncesini vatandaşın üzerinde deniyor, kimisi de egosunu tatmin ediyor; denetleme yok, bağlayıcı unsur yok cezai müeyyide yok. Müdür çıkıp balkondan araba sayıp ona göre şu gelmiş bu gelmemiş diye bir denetleme şekli dünyanın neresinde var? Hemen yorumlayıp Kıbrıs sorununa bağlamayın lütfen, bu senin iç sorunun…….. Hocama da teşekkür ediyorum başkası bu konuya değinse pek ilgi çekmezdi kalın selametle; hocam ellerinizden öpüyorum.

 

MB: “Sizi yakından takip ediyorum öncelikle bu konuya değindiğiniz için size minnettarım. Geçen sene öz amca oğlu vefat etti genç yaşta. 16 yaşında oğlu var annesi rica etti Kıbrıs’a yolladı ben de evraklarını aldım, Mesleki Teknik Eğitime kaydını yaptırdım. Buna rağmen çalışma dairesi geldi bana 7 bin 800 TL ceza kesti. Bana 12 çalışanım var, hepsi sigortalı. Bir çırağım var o da kayıtlı. Beni hiç kaale almadılar, dinlemediler bile. Bugün İçişleri Bakanlığı’ndan aradılar Cuma gününe kadar deport  -Sınırdışı- olacak. Çok çaresizim. Bu çocuğu bilerek memlekete gönderirsek sigara ve kötü alışkanlıkları olacak. Bu kadar ağır bir ceza olur mu? Ne yaptı bu çocuk, annesinin günahı ne yoruldum artık.

 

MK: “Türkiye Cumhuriyeti tüm KKTC vatandaşlarına sorgusuz sualsiz vatandaşlık hakkı verdi. KKTC hükümetleri karşılığında değil kolaylaştırmak, 2011 yılında kimlikle girişi bile kaldırmak istedi. On binlerce insana hak ettiği halde ne vatandaşlık hakkı verdi ne de çalışma ve oturumda kolaylık tanıdı. Maalesef vatandaşına yapılan haksızlıklara göz yuman bir Elçilik var. T.C. elçiliği kendi vatandaşına dünyanın hiçbir medeni ülkesinde uygulanmayan çifte standardı, haksızlıkları, hukuksuzlukları görüyor olsaydı bu gün bunları konuşmazdık.”

Bu yorumlardan alınacak ders ve yapılacak düzenleme, öğrencilerin ikamet izinlerinin kesinlikle Muhaceret dairesi ile Üniversite arasında yapılması gerektiği ve ikamet ile ilgili sorunlarda öğrencilerin tutuklanıp nezarethaneye atılmamaları olmalıdır. Hem ekonomimizin can damarı öğrenciler diyoruz, hem de onlara ikamet izni ile ilgili eza ediyoruz. KKTC gibi küçücük bir adada, bir yere kaçması mümkün değilken tutuklayıp nezarethaneye koymaya ne gerek var? Hadi tutuklandı; Katiller, caniler gibi elinden telefonu niye alınıyor, niye yardım almak amaçlı arkadaşlarına telefon etmesine izin verilmiyor?

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com  veya  ata@kk.tc

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

1 Eylül 2014

Yüksek Öğrenim ile ilgili Devlet kuruluşları, Ata Atun intihal ile ilgili herhangi bir akademik bulguya rastlamamıştır.

31 Ağustos 2014
KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (6) için yorumlar kapalı
Okunma 109
bosluk

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (5)

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (5)

Memurların gereğinden hayli fazla oluşu ve aldıkları yüksek maaşların vatandaşın sırtına yüklediği ağır vergiler nedeni ile ülkemizdeki pahalılık büyük boyutlardadır. Memur olamayan kesim gerçekten de ezilmektedir. Ülkemiz nüfusunun yüzde yirmisini oluşturan memurlar, ülke gelirinin yüzde seksenine el koymuş durumdadır.

 

Vardiya sisteminin kaldırılmış olması nedeni ile yüksek maaşlı memurlara ödenen fazla mesailer ise vatandaşın sırtındaki bir başka kamburdur. Binlerce memura rağmen 2013 yılında Maliyenin kasasından çıkan 57 milyon TL, maaşları zaten yüksek olan memurların cebine ilave edilmiştir. Bu paranın dul kadınlarımıza, yoksul ailelere, sosyal yardım alan kişilere, engelli kardeşlerimize maaş artışı olarak verilmesi çok daha iyi olacaktır, verilmelidir de… Zira ayda 5 bin TL’nin üstünde maaş alan bir memura 5 bin TL daha fazla mesai verileceğine, bu para ile ayda 600 TL sosyal yardım alan bir kişiye veya aileye veya da engelliye, 600 TL daha verilmesi daha doğru ve daha hakçadır.

***

Elektrik Dairesinin uygulaması ise bir başka çirkinlik. Kendisi zamanında tüketiciyi kontrol etmediği için, ev kiralayan herkesten bin 200-bin 500 TL arası depozit istemekte. Gerekçesi de elektrik parasını ödemeden kaçan tüketiciye karşı önlem almakmış. KIB-TEK’in yüzlerce memuru var ama kimin aylarca elektrik parası ödemediğini bir türlü zamanında saptayamıyor nedense. Öğrencilerimizin bu depoziti vermekte güçlük çektiğini yazmama gerek yok.

KIB-TEK “Tekel” olmanın avantajını kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor. Tüketiciye “Ya depozit verirsin, ya da ben sana elektrik vermem” diyor açıkça. Bunlar beceriksiz yönetim”lerin halkı hiçe sayan uygulamalarıdır maalesef. Halka “patron benim, ben ne istersem, ne dersem onu yapmak zorundasın” demek çok yanlış bir stratejidir. Bu kafayla giderse Kıb-Tek’in iş özelleştirmeye geldiği vakit, arkasında halkın desteğini bulamayacağı açıktır. Zaten halkın kafasındaki KIB-TEK imajı artık değişmiş durumda. KIB-TEK’in özelleştirmeye karşı çıkmasının halkı düşündüğü için değil, ballı maaşların kesilmemesi, çalışmadan maaş almanın devam etmesi, ayda mesailerle birlikte 20 bin TL’ye varan maaşların kaybedilmemesi için olduğunu da çok iyi bilmektedir.

***

KKTC’de doğan bebeklerin doğum kağıdına “KKTC vatandaşı değildir” diye yazmak ise tam bir ırkçılıktır. Afrika dilinde buna “Apartheid”, Türkçesi ile “Ayrılık” denmektedir ve sadece hastalıklı kafaların ürettiği bir uygulamadır. Beyazların oluşturduğu hükümet tarafından 1948 – 1994 yılları arasında yerli halka uygulanan ırkçı ayrımcılık nedeni ile Güney Afrika Cumhuriyeti yoğun bir ambargo ve yaptırım altında bırakılmıştı.

 

Ülkemizde çalışma izni ile yaşamını sürdüren bir anne veya babanın kazara çocukları olursa, doğum kağıdına “KKTC vatandaşı değildir” yazdığımızminik yavrulara verdiğimiz herhangi bir hizmet de bulunmamakta. Hasta olsa, bakım istese, ameliyat gerekse, protez takılmasıgerekse veya özel bakımaihtiyaç duysa bizim tüm dairelerimiz ve hükümetimiz sağır bir duvar haline dönüşmekte. Devlet, anne veya babasından her ay 300 ile 500 TL arasında sağlık ve sigorta primi almayı bilir, maaşından peşin peşin vergisini keserek alır ama bu çalışan anne ve babanın çocuğuna on paralık bakım yapmaz. Hele de bu çocuk KKTC’de engelli olarak doğmuşsa, KKTC hükümetinden destek ve hizmet görmek yerine cezalandırılır maalesef.

***

Günümüzde tamamen aynısı olmasa da benzeri ırk ayırımcılığını bizim kendi hükümetimiz ve aramızdan bazıları, Türkiye’den adamıza gelen ve çalışarak ekonomimize katkı koyan kişilere çok aşağılayıcı bir şekilde uygulamakta.İlkokul ve liseye kaydını yaptırmak isteyen ve KKTC vatandaşı olmayan çocuklardan anne veya babasının pasaportunun fotokopisi istenmekte. Eğitim Bakanlığımız kendi kendine aldığı bir kararla polisçilik oynamakta ve öğrenci velisinin pasaportunda çalışma izni mührü yoksa söz konusu öğrenciyi okula almamaktadır.  Emekli olduktan sonra ülkemize gelip yerleşerek hayatının sonuna kadar burada maaşını harcayacak kişileri hangi fikirle ve mantıkla taciz etmeyi ve onlara ayrımcılık uygulamayı yürürlüğe koymuşuz gerçekten de anlaşılır gibi değil.

Pasaportunda 17 tane mühür olan saygın bir basın mensubunu, bir başka basın mensubunun şikayeti üzerine vatandaş yapmamak da sadece bize özgü bir uygulama ve beceriksizlik.   Kuralları uygulayacağımıza, keyfi ve kişiye özel uygulama yapmaktayız gerçekte…

Artık bu çağ dışı uygulamaları, Apatrheid’i, ırk ayırımcılığını ve ırkçı uygulamaları değiştirmemizin zamanı gelmiştir. Biz bunu kendimiz yapmazsak, birilerinin bize zorla yaptıracağı da kesin.

Dünya bu yönde giderken bizim farklı yönde gitmemiz olanaksız…

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com  veya  ata@kk.tc

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

29 Ağustos 2014

28 Ağustos 2014
KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (5) için yorumlar kapalı
Okunma 106
bosluk

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (4)

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (4)

KKTC’deki bürokrasinin hantallığı ve memurların vatandaşa karşı saygısızca ve işini bilmez davranışı  gerçekten artık kabul edilebilir düzeyde değil, affedilebilir ve umursanmayabilir düzeyde de değil. Memurların artık düzenli olarak hizmet içi eğitime alınması ve hem işini en iyi şekilde nasıl yapacağının öğretilmesi hem de vatandaşa nasıl davranılması gerektiği konusunda eğitilmesi kaçınılmaz olmuştur.

 

Konu ile ilgili son üç yazıma aldığım “Yorum”ların sayısı 50’den fazla. Her birinin içinde acı bir deneyim, büyük bir şikayet var. Her birinin ayrı ayrı okunması ve ders alınması gerekiyor. Özellikle de icranın başında olan Başbakan, Bakanlar, Müsteşarlar ve Müdürler ellerindeki işlere ayırdıkları vakit kadar, memurların vatandaşlara olan davranışlarının düzeltilmesine ve bürokrasinin azaltılmasına da vakit ayırmalı ve  uygulanabilir çözümler üretmelidirler.

 

Aşağıda, yorumu gönderen kişinin adını ve çalıştığı yeri gizlediğim, ilgili memurların iş bilmezliği, ilgisizliği ile ihmalkarlıklarının yer aldığı basit ve üzücü ama bürokrasideki bozulmanın ne kadar büyük bir düzeyde olduğunu gözler önüne seren bir örnek yer almakta.

Ata bey KKTC ile ilgili yazınızı okudum.çok güzel analiz etmişsiniz. Ben kktc de …. görevlisiyim. Vergi dairesine stopaj vergisi için gittiğimde kira kontratının bir fotokopisinin olması gerektiğini ancak fotokopi makinelerin olmadığını dışarıdan bir yerden çekip gelmemi söylediler. Memur klimanın altında oturuyor. 40 derece sıcakta Lefke sokaklarında fotokopi makinesi aradım. Kira sözleşmesine fotokopiyi çektim ancak ….’de kimlik kartımın fotokopisinin de olması gerektiğini söylediler tekrar fotokopi için göndermek isteyince o zaman çılgına döndüm. Buranın sorunları anlatmakla bitmez efendim.”

 

Kendisinin yapması gerekenleri vatandaşa yaptıran tembel, verimsiz ve umursuz bir memurun, vatandaşımıza neler çektirdiğinin çirkin bir örneği. İstenen evrakları tek tek söylemesi ise iş bilmezliği ile sorumsuzluğunu ortaya koymakta. Zaten ikamet izni talep eden çalışandan kira kontratının istenmesi kendi başına büyük bir yanlışlık. Maliye Bakanlığı kaçak verginin peşine düşmek istiyorsa, kendi memuru ile bunu yapmalı. Memuru klimanın altında oturup, vatandaşı sokaklarda koşturtacağına, memurunun sokaklara çıkıp her evin envanterini tek tek kendisinin yapması gerekmektedir…

 

Fransa’da neredeyse bir buçuk asır önce kurulmuş olan “Bürokrasi Mektebi” benzeri bir kurumun bizde de acil olarak kurulması gerekmektedir. Önce devletin mevcut personeli bu okulda eğitilmeli, başarılı olamayanların da işine son verilmelidir. Mevcut memurlar eğitildikten sonra devlete alınacak veya da istihdam edilecek yeni personelin “Kamu Hizmeti Sınavı”na girebilmesi için önce bu okuldan mezuniyeti talep edilmelidir.

 

Artık işini tam yapmayan, işine geç giden, erken işten ayrılan, hastalık ve mazeret izinlerini suiistimal edip yılda neredeyse 100 gün ödenekli tatil yapan memura hem ağır ceza verilmeli, hem de artık bu mazeret, hastalık ve yıllık izinlerin toplamını yıllık 30 güne indirmek gerekmektedir.

 

Vatandaşımız niçin bu denli az çalışan, bir yıl içinde hafta sonları ve resmi tatillerin toplamı olan 115 güne ilaveten mazeret, hastalık ve yıllık izin adı altında ortalama 100 gün daha tatil yapan bir kitleyi sırtında taşıdığını, aylık maaşını, sağlık ve emeklilik primi ile emekli ikramiyesi primini ödediğini gerçekten merak etmekte ve bu düzene isyan etmektedir…. (Devam edecek)

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com  veya  ata@kk.tc

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

27 Ağustos 2014

26 Ağustos 2014
KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (4) için yorumlar kapalı
Okunma 159
bosluk

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (3)

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (3)

Küçücük ve dünya güzeli ülkemizde yaşanan bıktırıcı bürokrasinin sadece buzdağı gibi gözle görülebilen minik bir kısmından örnek vermiştim son iki yazımda…  Niyetim devam etmemekti ama gelen itirazlar, hoşnutsuzluklar ve yaşanan olumsuzluklar o denli fazla, üzücü ve can evinden vurucu idi ki, devam etmemin ve yaşanan tüm olumsuzlukları vatandaşlara, hükümet üyeleriyle, karar merciindeki bürokratlara aktarmamın daha doğru olacağını düşündüm.

 

İçişleri Bakanı, özellikle çalışma izinleri, izin alma prosedürü ve memurların çalışma izni için başvuran kişilere davranışı konusunu araştıracak, yenilikçi, çağdaş, bilgisayarın ne işe yaradığını bilen, internetin vatandaşın bürokratik işlemlerinde nasıl kolaylık sağlayabileceğinin bilincinde olan ve en önemlisi de değişime karşı çıkmayan, “tutucu bürokrat” kafasında olmayan kişilerden oluşan bir ekip kurarak önce konuyu araştırmalı, sonra da iyileştirmek, kolaylaştırmak ve internet üzerinden bu tür başvuruların kolayca yapılabileceği bir sistem için çalışma başlatmalıdır.

 

Mevcut sistem ve uygulama gerçekten insan onurunu kırıcı, aşağılayıcı ve içinde bariz bir şekilde ırkçılığın yer aldığı çirkin bir yöntem. Bunun bir an önce değişmesi gerekmektedir. Hele de KKTC’de doğan çocukların doğum belgesine “KKTC vatandaşı değildir” yazmanın hangi insan haklarına sığdığını  anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Doğduktan sonra tüm hayatı KKTC’de geçen bir tanıdığımın kızını 18 yaşına girdiği gün sınır dışı ettiler maalesef. Ailesi burada olduğu için ne Türkiye’de gideceği bir yer, ne akrabası, ne de bir tanıdığı vardı. Tam tabirle sudan çıkmış balığa döndü gencecik kız. Nasıl bir mantık bu, nasıl bir uygulama bu, ben anlamış değilim.

 

Amerika Birleşik Devletleri, ırkçı, tutucu ve kurallara sıkı sıkıya bağlı bir ülke olmasına rağmen, sınırları içinde doğan herkesi, ana-babası ABD vatandaşı olsun veya olmasın vatandaşı olarak kabul etmektedir.  Avrupa Birliği içinde de neredeyse tüm üye ülkelerde aynı uygulama vardır. Rum adadaşlarımız bile, adanın güneyinde doğan bebek, her kimden doğmuş olursa olsun, vatandaşı olarak kayda geçirmektedir. Bu çirkin ve ırkçı davranış, topraklarımızda doğan bebekleri vatandaşımız olarak kabul etmemek mantığı ve uygulaması sadece bize özgü. Artık bu insan haklarına aykırı, 21. yüzyılın düşünce ve kavramlarına uymayan uygulamaları kaldırmamız gerekmektedir.

***

KKTC’de yürürlükte olan “Çalışma İzni” başvuru ve alma yöntemi ile hantal, olumsuz ve vatandaşı hizmetçi gibi kullanmak üzerine kurulmuş bürokrasimiz ile ilgili yazıma 44 tane yorum geldi. Her biri ayrı ayrı ele alınması ve düzeltilmesi gereken üzücü konular. Yaşanılanlar ise kabul edilebilir gibi değil.

 

KKTC’nin en büyük geliri üniversitelerden. Binlerce vasıfsız ve yarı vasıflı kişi üniversitelerimizin akademik olmayan, temizlik, gıda, servis, bakım, onarım ve benzeri gibi bölümlerinde çalışmakta. Faaliyette olan mevcut üniversitelerimizi dikkate alırsam ve son 22 yıldır görev yaptığım Yakın Doğu Üniversitesini baz alıp örneklemeler yaparsam, çok rahat 15 binden fazla vasıfsız ve yarı vasıflı kişinin bu sektörde çalıştığını, akademisyen ve idari personelle birlikte bu sayının rahatlıkla 25 bin civarında olduğunu bulgulayabilirim. Çalışan nüfusumuzun neredeyse yedide biri üniversite sektöründe çalışmakta.

 

Adamızda yüksek eğitim gören öğrencilerimizin sayısı ise 60 bini aşmış durumda. Bu öğrencilerden ve ailelerinden elde edilen gelir, KKTC’nin yurtdışı gelirlerinin ilk başta olanını oluşturuyor. Öğrencilerimizden ikamet izni için istenen belgeler, memurların yan gelip yatmasına ve hiç bir gayret göstermeden bilgi toplamasına yönelik eziyetler ve ezgiler dizisi. Maliye Bakanlığı tüm evlerin envanterini tutacağına ve hangisi kirada, hangisinde mal sahibi oturuyor, kendi memurları ile sokaklara düşüp veriler toplayacağına, çok zeki ama tembel bir idarecinin öngörüsü ile çareyi öğrencilerden kira kontratı istemekte bulmuş.

 

Herhangi bir taşıt aracı olmayan öğrencilerimizin, toplu taşımacılığın olmadığı ülkemizde ikamet izni almak için çektikleri eziyet ile bu ve buna benzer bürokratik işlemler için harcadıkları zaman tamı tamamına 2 veya 3 gün sürmekte. Üstelik gecikirse de cezası var. Bence bu ceza, öğrencilerimizi ayak işleri için kullanan, kendi yapacakları işi öğrencilerimize yaptıran memurlarımıza verilmeli.

 

Bana gönderilen yorum mesajlarından bir tanesi de bir öğrencimizdendi.  Bakın neler çekmiş bu evladımız, ikamet iznini geciktirdiği için…

GS: “Ata hocam ben Yakın Doğu Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldım sizin öğrencinizim yani Türkiye’den KKTC’ye bir keresinde babamla geliyordum. Babam Kıbrıs’a ilk defa geleceği için çok heyecanlıydı. Havaalanından giriş yaparken vize borcumdan dolayı öğrenci olduğumu ispatlamam gerektiğini yada parayı yatırmam gerektiğini söyledi. görevli kişi. Yanımda öğrenci belgesi olmadığı için öğrenci olduğumu kanıtlayamadım ve nezarethanede 1 gece kalmak zorunda kaldım babam Kıbrıs’a ilk defa geldiğinden evin yerini de bilmiyor. Telefonumu aldılar. Bir arkadaşımı bile arayamadım. Babam yemin ediyorum soğukta sokaklarda dolaştı sabaha kadar, karakola bile almadılar. Havaalanında sabaha kadar oturdu. İnşallah bu uygulamalar bitmiştir. Türkiye artık KKTC üniversitelerinden artık denklik başvurusu bile istemiyor.

Gelecek yazımda bana gönderilen, yaşanmış yürek yakıcı olaylara ve yüz karası uygulamalara yer vereceğim, belki birileri dikkate alır ve düzeltir beklentisi ile….. (Devam edecek)

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com  veya  ata@kk.tc

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

25 Ağustos 2014

 

24 Ağustos 2014
KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (3) için yorumlar kapalı
Okunma 247
bosluk

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (2/2)

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (2/2)

 

Çalışma izni almak veya da yenilemek için yaratılan bıktırıcı prosedürün ne denli insanlık dışı ve çalışanları aşağılayıcı olduğunu anlamak için yakın bir tanıdığımla birlikte daireleri gezerek, her aşamayı yaşadım ve göz şahidi oldum. Utandığımı itiraf etmem gerekir.

 

Bana göre aynen vergi dairesinde yaşananlar gibi tam bir beceriksizlik örneği ve rezalet.KKTC vatandaşı olduğum ve çalışma iznine gereksinim duymadığım için ülkemiz bürokrasinin bu denli bıktırıcı ve aşağılayıcı olduğunu gerçekten bilmiyordum..

 

Önce ilk adım, ilk aşama olarak polise gidiliyor ve “Temiz Kağıdı” isteniyor. Bu prosedür ortalama 4 gün sürüyor ve 2 kez bölge Polis merkezine gidip gelmek ve temizkağıdı için de ücret ödemek gerekiyor. Getirmeniz gereken resimler de cabası.

 

Madem KKTC e-devlet sistemine geçti, Çalışma Dairesi “Temiz Kağıdı” bilgilerini polisten direkt ve aracısız olarak alamaz mı? Alabilir tabii. Sadece biraz beceri, biraz da inisiyatif ister, hepsi o kadar. Ama ne gezer bizde beceri ve inisiyatif. Maksat iş yapmak yerine vatandaşa bu işi yaptırmak ve bezdirmek, kendisi de yan gelip oturmak ve ay sonu çuval dolusu maaş almak.

 

İkinci aşama “Sağlık Raporu.” Tam bir insanı aşağılama yöntemi uygulamaya konmuş bu etapta.

Önce bölge hastanesine gidip 135 TL para yatırmanız ve bulunduğunuz şehirde hangi laboratuvara gidileceğini öğrenmeniz gerekiyor. Bu çağda, para yatırmak ve nerede gerekli sağlık testlerinin yapılacağını öğrenmek için bölge hastanesine niye gidildiğini gene anlamış değilim. İnternet üzerinden hem para yatırılabilir hem de hangi laboratuvarda gerekli testlerin yapılabileceği öğrenilebilir. Vergi dairesinde olduğu gibi aracınızı park etmek için yer aramak ise bir başka eziyet ve zaman kaybı.  Buna ilaveten suratları asık ve gülmeyen memurların hakaretine maruz kalmak ise kabul edilebilir bir yaklaşım değil. (Sıradakileri telefonda kızı ile konuştuğu için boşu boşuna bekleten memurun yüzünden düşen bin parçaydı.)

 

Buradan sonra gidilen yer ise sağlık testi için yönlendirildiğiniz laboratuvar. Özel sektör ile devlet memurları arasındaki fark hemen ortaya çıkıyor bu aşamada. Gidilen laboratuvarda güler yüzle karşılanıyorsunuz ve vakit kaybettirilmeden gerekli testler yapılıyor ama bu aşamanın süresi ise nerden baksanız 4-5 gün. Kazara bir hastalığınız çıkarsa, soluğu limanda alıyorsunuz. Adaya sapasağlam gelmişseniz ve yıllarca sağlık sorununuz olmamışsa bile anında sınır dışısınız.

 

Bu uygulamayı anlamak mümkün değil. Yıllarca KKTC’de çalışmışsınız, bütün primlerinizi ve sağlık sigortanızı bir tamam ve eksiksiz ödemişsiniz ama KKTC’de çalışırken es kaza bir hastalık size bulaşmış ise suçlu hemen siz oluyorsunuz ve derhal sınır dışı ediliyorsunuz. Peki o vakit devlet niye her ay ortalama 400 ile 600 TL arası bir meblağı bu çalışandan “Sağlık Sigortası” adı altında almakta? İlk seneden sonra tedavi etmek KKTC devletinin yükümlülüğü olmalı, eğer çalışma izni ile çalışan bir kişi KKTC sınırları içinde çalışırken hasta olursa, sınır dışı etmek yerine.

 

Sağlık testiniz sağlam ve temiz çıktıktan sonraki son aşama “Çalışma İzni” almak veya yenilenmesi oluyor. İşte rezaletin ve beceriksizliğin son perdesi de Çalışma Dairesi’nde oynanıyor. Tüm evraklarınızın tam olmasına rağmen izin almak veya da yenilemek için 2-3 git-gel’den sonra, 1 haftada gerçekleşebiliyor.

 

Anlamadığım ve kafama yatmayan bir başka rezil uygulama da, bazı durumlarda çalışma izni alabilmek için yurt dışına çıkış ve tekrar giriş zorunluluğu. İlgili kişi sabah yedide bir uçağa binip yurt dışına giderse ve gittiği ülkeye giriş yapmadan transitten geçiş yapıp aynı uçakla bir kaç saat içinde geri dönerse, her şey tamam, hiç bir sorun yok. Ama çıkış yapmadan bu işleri yapmak isterse, yandı da ne yandı. Tutuklanmak, hakkında dava okunmak, birkaç aylık brüt asgari ücret kadar ceza ödemek, içerde yatmak ve sınır dışı edilmek gibi bir sürü ceza onu bekler oluyor o vakit. Kişi aslında aynı kişi. Fark sadece yurt dışına çıkış yapıp yapmamasında. Bana çok mantıksız geliyor bu uygulama gerçekten. Bu insanları zora sokan saçma uygulamanın insancıl bir alternatifi olmalı mutlaka, eğer inisiyatif sahibi bir yönetici çıkıp bu ezgiye son vermek cesaretini göstermek isterse. İşin yoksa,akıllı ve becerikli olan ülkelerin internet üzerinden birkaç saatte gerçekleştirdikleri iş için, bir avaracı (boşta gezen) gibi daireden daireye, hastaneden laboratuvara koştur dur günlerce…

Yazıklar olsun “Nüfusunun yüzde 100’ü okumuş” diye övündüğümüz devletimize ve bizlere…. (Son)

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com  veya  ata@kk.tc

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

22 Ağustos 2014

Yüksek Öğrenim ile ilgili Devlet kuruluşları, Ata Atun intihal yaptı iddiası ile ilgili herhangi bir akademik suç bulguna rastlamamıştır… KKTC Akademik İnisiyatifi

 

21 Ağustos 2014
KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (2/2) için yorumlar kapalı
Okunma 367
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar