41 Yıldır Büyüyemeyen Yavru (1/3)

41 Yıldır Büyüyemeyen Yavru (1/3)

Aslında bizim “Yavru”nun abisinin ilk doğum tarihi Kasım 1957, hatta gününü de verebilirim 18 Kasım 1957. Anası hem onu doğurmuş hemde bağrına basarak büyümesi için elden geleni yapmıştı.

 

Ercan Havaalanı-Ercan AirportYeni yetme ufaklık, etrafında kendisini ikide birde dövmek isteyen yaşça çok büyük komşu çocukları olduğundan, kendisinden beklenilmeyen inanılmaz bir hızla büyümüş ve kısa bir zaman içinde gözü kara, hiç bir zorluktan yılmayan güçlü bir delikanlı olmuş. Birgün komşu delikanlı, anasını yanına alıp kendisini dövmeye geldiğinde, kendisinin de anası elinde sopa, bizim delikanlının yardımına yetişmiş ve komşularına, ana oğullu unutulmaz bir dayak atmışlar.

 

Bu tarihe geçen dayaktan sonra ananın bir yavrusu daha olmuş, abisi ise doğumun hemen sonrasında vefat etmiş. İkinci yavru, etrafta kendisini dövmekle tehdit eden komşu çocukları olmasına rağmen yanında anası olduğu için, yan gelip yatmayı tercih etmiş. Anası gak dediğinde ağzına yemeğini, guk dediğinde suyunu verdiğinden, yaşadığı rahatlık çok hoşuna gitmiş ve hep yavru kalmayı tercih etmiş. Yaşadığı eve on paralık bir katkısı bile olmamış. Neyi varsa anası yapmış kendisine…

 

Yıllar içinde tam bir mirasyedi gibi hayatına devam ettiğinden hep yavru kalmayı sevmiş. Çalışıp, didinip kendi ayakları üstünde durmayı da pek benimsememiş, ekmek elden su gölden olduğu için…

 

Günlerden bir gün anasının yıllar içinde kendi boğazından kesip oğlu rahat yaşasın diye yaptıklarına sahip çıkmak düşüncesi girmiş kafasına. ‘Etrafta dolaşayım, bir bakayım, anam benim haberim ve katkım olmadan rahat edeyim diye neler yapmış’ diyerek düşmüş yollara.

Önüne çıkan ilk yer Ercan Havaalanı olmuş.

Terminal binası, havaalanı, pisti, park alanı, kargo binası, gümrük, polis, güvenlik sistemi, yakıt ikmal merkezi, ikram bölümü, inen kalkan uçaklar vs. çok etkilemiş kendisini.

 

Havaalanında rastladığı aksaçlı bir kişiye sormuş, nedir bu, kim yaptı bunları diye.

Aksaçlı adam, “Bizim daha evvel havaalanımız ne gezerdi evladım” diye söze başlamış. “Köyümüzden çıkmaya bile korkardık, yollarda öldürülmemek için. Komşu çocukları çekip gittikten sonra yapıldı hep bunlar…  

Burayı ilk gördüğüm günü hatırlıyorum” diye devam etmiş sözlerine.

Asfaltı aşınmış ve içindeki çakıl taşları zaman içinde sökülüp döküldüğünden üzeri pütür pütür olmuş, yaklaşık 12 metre genişliğinde bir pist ve şimdi İstanbul Havayollarının hangarının olduğu yerde de, bahçe duvarı dikeyleme dikilmiş kamışlardan oluşmuş üzeri lamarina (galvaniz saç) kaplı 3 odalı bir binası vardı. Elektriği ve suyu bile yoktu” demiş.

 

Bu gün ise, 60 metre genişliğinde ve 2950 metre uzunluğunda pisti var. Pistinin beton bloklarını, büyük yolcu ve kargo uçaklarının inişine göre yapmışlar, muhteşem bir de terminal binası ve araç park yeri var artık” diyerek bir başka anısını daha dile getirmiş.

 

Buraya havaalanı ilk yapıldığında, uluslararası ışık ve aydınlatma sistemi olmadığı için uçaklar gece iniş yapamazlardı ve uçuşlar da hep gündüz yapılırdı. O günlerde evin reisi, Trabzon havaalanı diye bir yer için sipariş edilmiş pist aydınlatma sistemini, Trabzon havaalanına kurdurtmadı ve buraya gönderdi ve gece uçuşları da o şekilde başladı oğlumGaliba senin hem haberin yok, hem de senin bahçende olduğu halde pek bir katkın da yok… Keşke bir tek çiviyi olsun sen çakmış olaydın” diyerek sözlerini sonlandırmış…

 

(Devam edecek)

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@gmail.com veya ata.atun@atun.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

1 Mayıs 2015

30 Nisan 2015
41 Yıldır Büyüyemeyen Yavru (1/3) için yorumlar kapalı
Okunma 291
bosluk

Şu yüzde 60 olayını açıklığa kavuşturalım … Yurdagül ATUN

Şu yüzde 60 olayını açıklığa kavuşturalım … Yurdagül ATUN

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile KKTC’nin çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında başlayan ancak sonrasında kenar köşe birçok ismin fikir beyan ettiği atışma bitti gibi görünse de sosyal medyada tüm hızıyla devam ediyor.

Takip ettiğim kadarıyla sesi çıkanlar çoğunlukla Akıncı taraftarları. Kimbilir belki gerçekten desteklediklerinden, belki de “çocuğumu ben döverim ama başkasına laf söyletmem” düşüncesiyle Akıncı’ya sahip çıkma zorunluluğu hissettiklerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine tepki gösterdiler.

Zaten yaşananlar ortada, bunları tekrarlamaya gerek yok. Benim yazacaklarım algı/ bilgi kirliliğiyle ortaya konan manipülasyonlar.

Soysal medyada en fazla söylenen söz ve en çok yapılan hata; “Akıncı; halkın yüzde 60’ının desteğini almış bir cumhurbaşkanıdır.”

Dün El-Cezire’den arayan arkadaşlarıma söyledim, yine söylüyorum; Akıncı yüzde 60.5 oy almıştır ama halkın yüzde 60’ının oyu değildir bu.

Sandığa gidenlerin yüzde 60’ının oyudur.

KKTC’de toplam seçmen sayısı 176,916’dır ve Akıncı 67,037 oy almıştır. Bu oy da seçmen sayısının yüzde 38’ine tekabül eder. Yani, katılımın yüzde 64 olduğu bir seçimde Akıncı’nın aldığı oy 60.5’e karşılık gelmektedir.

Ki zaten KKTC’de sola çatlasanız yüzde 40’ın üzerinde oy çıkmaz. Bu, seçim sonuçlarıyla sabittir.

Durum böyleyken Akıncı’yı desteklemeyenleri azınlık olarak görerek, “çoğunluk böyle istedi” demek olayı manipüle etmekten başka bir şey değildir.

Gelelim sandıktan çıkan sonuca… Halkın yüzde 35’inden fazlasının sandığa gitmediği bir seçimdi bu.

Savaş baltalarının bilendiği, intikam yemeklerinin soğutulduğu…

Hatırlatalım; Ulusal Birlik Partisi (UBP) kurultayında parti İrsen Küçük ve Eroğlu taraftarları olarak ikiye bölünmüştü. İkinci tura giden, hatta mahkemelik olunan kurultayda İrsen Küçük, ufak bir farkla başkanlığa getirildi ancak başkanlık keyfini süremedi. Amerika’ya gittiğinde hükümetin düşürülmesi için gensoru verildiğini öğrendi, apar topar geri dönerek erken seçim kararı aldı.

Seçimde hiç ummadığı bir hezimet yaşayan Küçük, başbakan ve parti başkanı olarak girdiği seçimde sandığa gömüldü.

Bir önceki seçimde 26 milletvekiliyle, oyların yüzde 44’ünü alarak tek başına iktidar olan ve zaman içinde transferlerle 30 vekile çıkan UBP de ancak14 vekil çıkarabildi 2013 seçiminde.

KKTC’deki son cumhurbaşkanlığı seçimleri işte bu seçimin rövanşıydı.

Zaten UBP’li birçok vekil parti ortak kararına karşı çıkarak Derviş Eroğlu’na destek vermeyeceğini açıklamıştı. Onun yanı sıra Türkiyeli vatandaşların da Eroğlu’na oy vermeme kararı alması Akıncı’ya yaradı. Fikren çok uzakta oldukları Akıncı’ya oy vermeye eli varmayanlar sandığa gitmeyerek dolaylı da olsa bu galibiyete katkıda bulundu.

Yani görüldüğü gibi Kıbrıs Türkü öyle değişime uğramış filan değil.

Sağın oyu belli, solun oyu belli…

Akıncı, intikam tugayının ve yıllardır dışarıda yaşaması nedeniyle siyasi polemiklerden uzak olmasının kaymağını yiyor bugün.

Tüm söylediklerimizden Akıncı’nın aldığı oyları küçümsüyoruz anlamı çıkmasın ancak Eroğlu kendisi aday olmayıp, Kudret Özersay’ı aday gösterseydi, Özersay’ın tüm rakiplerini silip süpüreceği çok açıktı.

Nitekim partisiz, kampanyasız sessiz sedasız ve Eroğlu gibi bir rakibe rağmen yüzde 22’ye yakın oy aldı Özersay.

Sözün özü, Kıbrıs Türkü’nün yüzde 60’ı Mustafa Akıncı gibi düşünmüyor. Umarız Akıncı bunun bilincinde hareket ederek, birilerini memnun etmek adına tahrikkar açıklamalar yapmak yerine, seçim günü yaptığı konuşmada ağzından çıkan “tüm kesimlerin cumhurbaşkanı olacağım” cümlesinin arkasında durur.

Yurdagül Atun (M.Sc.)

30 Nisan 2015
Şu yüzde 60 olayını açıklığa kavuşturalım … Yurdagül ATUN için yorumlar kapalı
Okunma 396
bosluk

Atun: “Anavatansız yol alamayız”

Atun: “Anavatansız yol alamayız”

Yurdagül Beyoğlu ATUN

*** “Vatandaşlar bürokrasiden, Hükümetlerin sözlerini tutmamasından bıktı. Bunun bedelini de Eroğlu ödedi”

*** “Kıbrıs Türk halkının yüzde 60’ı Akıncı gibi düşünüyor diyemeyiz” 

Profesör Dr. Ata Atun, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Akıncı’ya yönelik, “İki kardeş ülkeyiz dediğiniz zaman ortaya çok farklı tablolar çıkar. KKTC Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkanı kulağı duyması lazım. Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ı niçin sahipleniyor. Kardeş olarak bir çalışmanın bile şüphesiz şartları vardır. Yavru vatan olarak çalışmanın bir bedeli vardır. Bu ülke Kuzey Kıbrıs’ta bedel ödemiştir, bedel ödemeye devam etmektedir. Şehitler vermiştir. Sadece kuru kuruya kardeşlikle bu olmuyor. Uluslararası camiada kuzey Kıbrıs kavgasını veren kim? ” şeklindeki sözlerinin haklı olduğunu söyledi. “Anavatanımız olmasaydı bugün burada tek Türk dahi kalmazdı” diyen Atun, Kıbrıs Türkünün Türkiye olmadan yol alamayacağını ifade etti.

Ata AtunAraştırmacı Yazar Profesör Dr. Ata Atun, Kıbrıs Türkü’nün anavatansız olamayacağına dikkat çekti. Kartal Harman’ın hazırlayıp sunduğu “Ayaküstü 1 Saat” programına konuk olan Ata Atun, geçtiğimiz gün gerçekleştirilen seçimleri ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC’nin 4. Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Akıncı arasında yaşanan “Ana-yavru” polemiğini değerlendirdi.

Kıbrıs Türk halkının, bıktıran bürokrasi ve yerine getirilmeyen vaatlerden bıkarak bir değişim yoluna gittiğini ifade eden Ata Atun, “vatandaşlar bürokrasiden, Hükümetlerin sözlerini tutmamasından bıktı. Bunun bedelini de Derviş Bey (Eroğlu) ödedi” dedi.

“40 yıldır siyasette olan birinin hata yapmaması mümkün değildir”

İcra makamında olmayan bir kişinin kimseyi kırma/ küstürme olasılığı olmayacağını belirten Atun sözlerini şöyle sürdürdü: “Derviş Bey 40 yıldır politikanın içinde olan birisidir ve ülke için birçok hizmette bulunmuştur. 18 yıl başbakanlık, 5 yıl cumhurbaşkanlığı yapan biri olarak hizmet vermemeniz mümkün değildir. Dolayısıyla arada memnun edilemeyenler olacaktır. İcraat yaptığınızda bir takım kişilerin kırılması doğaldır. Sayın Akıncı ise 15 yıldır ortada olmayan, icraatları unutulmuş bir kişidir. 15 yıldan fazla süredir siyasi hayatın içinde olmayan birinin hatalarının da hatırlanması mümkün olmuyor.”

“UBP içinden darbe yedi”

Ata Atun, Derviş Eroğlu’nun, Ulusal Birlik Partisi (UBP) içinden de destek alamadığı kişiler olduğunu anımsatarak şöyle dedi: “UBP’deki bazı vekillerin de Derviş Eroğlu’na destek vermediklerini çok iyi biliyoruz. Hatta ‘ilk turda desteklemeyeceğim, ikinci turda başkanlık sözü verirse desteklerim’ sözleriyle seçimi pazarlık konusu yapan UBP’liler oldu. Bunlar siyasetin çirkin yüzü. ‘Mademki seçim var, ne koparırsam kar’ mantığı yanlış.”

****

“Türkiye iyi ki yanımızda…”

Prof  Dr. Atun, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Akıncı’ya yönelik olarak “İki kardeş ülkeyiz” dediğiniz zaman ortaya çok farklı tablolar çıkar. KKTC Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkanı kulağı duyması lazım. Türkiye, Kuzey Kıbrıs’a niye, niçin sahipleniyor. Kardeş olarak bir çalışmanın bile şüphesiz şartları vardır. Yavru vatan olarak çalışmanın bir bedeli vardır. Bu ülke Kuzey Kıbrıs’ta bedel ödemiştir, bedel ödemeye devam etmektedir. Şehitler vermiştir. Sadece kuru kuruya kardeşlikle bu olmuyor. Uluslararası camiada kuzey Kıbrıs kavgasını veren kim? ” şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

“Yiyeceğimiz, içeceğimiz Türkiye’den geldi…”

“Türkiye’nin varlığını inkar etmek, geçmişi bilmemek çok yanlış. Türkiye, 1955’te de yanımızdaydı, 1958’te de yanımızdaydı, 1963’te de yanımızdaydı. Türkiye olmasaydı Rumlar bizi silip süpürecekti. Bizim direnişimizin güç noktası Türkiye’nin verdiği destekti. 15 Kasım 1967’de Grivas Boğaziçi ve Geçitkale’ye saldırdığında bize destek çıkan anavatanımızdı. O saldırılarda 32 kişi şehit olmuştu. Türkiye ayağını sertçe vurmasaydı, önce Serdarlı’yı, sonra da Lefkoşa Saint Hilarion arasındaki bölgeyi ele geçireceklerdi. Kaç şehit vereceğimizi düşünmek bile istemiyorum. 1963 yılında 6 ay hiçbir Allahın kulu Lefkoşa’ya giremedi. 6 ay ne yedi, ne içti o insanlar? Türkiye gönderdi yiyeceğimizi, giyeceğimizi… İfestos Planı’na göre, Türkleri sistematik bir şekilde yok edeceklerdi. Anavatanımız olmasaydı bugün burada tek Türk dahi kalmayacaktı… Bizler maalesef çocuklarımıza bunları anlatmadığımız için bugün Türkiye’nin varlığını tartışır durumdayız.

“Anastasiadis niye çağırdı”

Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis bugün için Akıncı’ya görüşme daveti yapmış. Bu bana hiç şaşırtıcı gelmedi ama başkanlığa geldi geleli masaya oturmamak için ayak direyen bir kişinin niye hemen görüşmeye çağırdığını düşünmek lazım. Şimdi Eide çağrı yaptığında da uça koşa masaya gelecek… Eroğlu, iki devlette ısrarcı olduğu için görüşmek bile istemiyordu. Rum Ulusal Konseyi’nin kararı vardır. Bu ekip, Türklerin hiçbir önerisine evet demez. Adanın tümü üzerinde hak sahibi olmayacakları hiçbir anlaşmayı istemezler. Biz ikinci, üçüncü sınıf vatandaş olacaksak niye varoluş mücadelesi yaptık?

“Akıncı da görecek”

Zaman içinde Akıncı da, Rum siyasetiyle, bizim siyasetimizin uyuşmadığını görecek. Ki biz bu süreci Mehmet Ali Talat zamanında da yaşadık. Hristofyas seçildiğinde çok sevinmişti, Kıbrıs sorununu birkaç aya kadar çözeceklerini düşünüyorlardı. Ne oldu? Bırakın sorunu çözmeyi, ortak açıklamaya bile razı edemedi Hristofyas’ı…”

“Yüzde 60 Akıncı’yı istiyor diyemeyiz”

Atun, kendisine yöneltilen, “Kıbrıs Türk halkının yüzde 60.5’i Akıncı gibi mi düşünüyor” sorusu üzerine de şu yanıtı verdi: “Kıbrıs Türk halkının yüzde 60’ı Akıncı gibi düşünüyor diyemeyiz.  Başta da söylediğimiz gibi bıkkınlar var, küskünler var, intikam almak isteyenler, menfaat sağlamak isteyenler var. UBP’nin kemik oyları yüzde 28 civarında. Onları kessen başka partiye vermez. Gerisi icraata bağlı. UBP’nin reforma ihtiyacı olduğu ortaya çıkmıştır. Gençleşmesi ve daha organize hareket etmesi şart. Barış Harekatından sonra fiili olarak siyasette olan tek kişi Derviş Eroğlu’ydu, o da gidince kimse kalmadı…”

“Küçük’ü kim seçecek”

Atun “İrsen Küçük’ün UBP Başına geçme gibi bir düşüncesi olduğunun” hatırlatılması üzerine şöyle dedi: “İrsen Küçük’e görevi kim verecek merak ediyorum. Liste başı ve başbakanken girdiği seçimi kaybeden kişi kendini gözden geçirmeli bence… Böyle bir kişinin davet edileceğini sanmıyorum.”

28 Nisan 2015
Atun: “Anavatansız yol alamayız” için yorumlar kapalı
Okunma 220
bosluk

Türkiye’nin Garantörlüğünden Niye Gocunuyorlar

Türkiye’nin Garantörlüğünden Niye Gocunuyorlar

Anastasiadis’in ve çalışma arkadaşlarının Sayın Akıncı KKTC Cumhurbaşkanı seçildikten sonra yaptıkları açıklamalar benim çok dikkatimi çekti. Genelde böyle ortamlarda, iç siyasette sıcak günlerin yaşandığı dönemlerde ben gözümü başta Rum tarafı olmak üzere dışa çeviririm. Onların ne düşündükleri beni çok ilgilendirir.

 

Nikos AnastasiadisRum tarafından son 72 saatte gelen haberler, Rum siyasilerin ağzından çıkanlar gerçekten çok ilginç ve önemli. Seçim sonrasında hepsinin ellerini ovuşturduğu hayali canlandı gözümün önünde bunları duyup, okuduktan sonra.

 

Anastasiadis’in önce Güven Arttırıcı Önlemlerden bahsetmesi, Maraş’ın iadesine vurgu yapması, ekonomik sorunları çözdükten sonra müzakerelere ciddi olarak başlayacağını işittirmesi, hükümet sözcüsünün Türkiye’nin Garantörlüğünün 21. Yüzyıl kavramlarına göre gereksiz olduğundan bahsetmesi ve Omiriu’nun yeni Cumhurbaşkanı Akıncı’dan “Sahte” diye bahsetmesi, ne düşündüklerini, akıllarında nelerin olduğunu ve geleceğe nasıl baktıklarını net bir şekilde ortaya koyuyor.

 

Eğer Kıbrıslı Türklere, eskiden olduğu gibi, kendilerini Kıbrıs adasının mutlak hakimi ve aslanı olduklarını sandıkları zamanlarda uluslararası topluluklara yanıltıcı diplomatik mesajlar vererek Kıbrıslı Türkleri temizlemek veya da sindirerek egemenlikleri altına sokmak için silahlı saldırılarda bulunmak gibi niyetleri yoksa niye Türkiye’nin garantörlüğünden gocunuyorlar pek de anlamış değilim.

 

Türkiye’nin Garantörlüğünün, Rumların 1796 yılında ulusal kahramanları ve şair Rigas Fereos’un ortaya attığı Megali İdea ülküsünü gerçekleştirmelerine ve kendi elleri ile çizerek Viyana’da bastırdığı, her biri 50 x 70 cm boyutlarında 12 paftadan oluşan ve bitmişi de 200 x 210 cm. olan Büyük Helen İmparatorluğu haritasında özellikle içine kattığı Kıbrıs adasının, kurulmasını hayal ettikler Büyük Helen İmparatorluğunun bir parçası olmasını önlediğini düşündükleri kesin.

 

Her şeye rağmen, Yunanistan’ın ve kendilerinin batmış olmalarına, dünya devletleri arasında sahtekar millet olarak tanınmalarına rağmen hala daha Megali Idea fikrini bir gün gerçekleştireceklerini düşünmeleri ve bu nedenle de Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkmaları, bana ne kadar artniyetli olduklarını söylemektedir. Bunun başka bir açıklaması yok.

 

16 Ağustos 1960 tarihine kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasası’nın eki olan Garanti ve İttifak Antlaşmasının temeli, dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Evangelos Averof tarafından 1958 yılında Paris’te yapılan 1. ve 2. toplantıda atılarak taraflarca kabul edilmiş, 1959 Şubatında Zürih’te yapılan toplantıda da taraftar olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin Dışişleri Bakanları altına imzalarını atmıştı.  Anayasanın bütününe ise 1959 yılının Şubat ayında Londra’da yapılan son toplantıda tarafların Başbakanları ve Dışişleri bakanları ile Kıbrıs Türk ve Rum Halklarının liderleri imzalarını koymuşlardı.

 

Bu Garantörlük Antlaşmasını uluslararası hukuk kurallarına ve BM’nin geçerli uygulamalarına göre tarafların tümü mutabık olmadığı sürece hiç kimseler değiştiremez. Kıbrıslı Rumlar zaten 1963 yılının Kasım ayında Makarios’un Ankara’yı ziyaretinden beridir Türkiye’nin Garantörlüğünün kaldırılmasının peşindeler.

 

Niye “Türkiye’nin Garantörlüğü”nün kaldırılmasını istedikleri de 1963-1974 arasında yaşadığımız soykırımdan belli oluyor.  Ki yukarıda da söylediğim gibi, eğer bir gün uygun bir ortamda Kıbrıslı Türklere saldırmak gibi bir niyetleri yoksa Türkiye’nin garantörlüğünden niye gocunduklarını da anlamak mümkün değil.

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@gmail.com   veya    ata.atun@atun.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

29 Nisan 2015

28 Nisan 2015
Türkiye’nin Garantörlüğünden Niye Gocunuyorlar için yorumlar kapalı
Okunma 177
bosluk

KKTC’de Nöbet Değişimi

KKTC’de Nöbet Değişimi

Bayağı hızlı ve dolu dolu geçen bir KKTC Cumhurbaşkanlığı seçim süreci yaşadık bu son bir buçuk ayda.

 

Mustafa Akinciİlk turda 7 olan aday sayısı, -yasalarımıza göre adaylardan herhangi birisi yüzde 50’nin üzerinde oy alamadığı için-, ikinci turda 2’ye indi.

Birinci turda, KKTC halkından en yüksek oyu alan KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile ikinci sırada en yüksek oyu alan eski Lefkoşa Belediye Başkanı ve eski Milletvekili, Bakan olan Mimar Mustafa Akıncı, ikinci turda yarışacak adayları oldular. Ve seçimi Mimar Mustafa Akıncı kazandı.

 

Bana göre biz bu yıl, ilki 1959 yılının Aralık ayında yapılan Cumhurbaşkanı Muavinliği seçimleri ile birlikte adı ne olursa olsun 11. başkanımızı seçtik.

 

1959, 1973, 1976, 1981, 1985, 1990, 1995, 2000, 2005, 2010 ve 2015 yıllarında kapalın oy, açık sayım usulü ile başkanlık seçimleri yaptık.

1959 yılında Cumhurbaşkanı Muavini,

1973 yılında Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı,

1976 ve 1981 yıllarında Kıbrıs Türk federe Devleti Başkanını,

1985, 1990, 1995, 2000, 2005, 2010 ve 2015 yıllarında da KKTC Cumhurbaşkanını seçtik.

 

Öncelikle hayırlı olsun dememiz gerekmekte halkın iradesine ve 11. Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Akıncıya.

 

Kıbrıs müzakerelerinde yeni bir sürecin başladığı kesin.

Rum lider Anastasiaidis, Mustafa Akıncı’nın 11. Cumhurbaşkanı seçilmesini fırsata dönüştürmek isteyecektir.

Büyük bir olasılıkla işe, geçmiş mutabakat kâğıtlarını bir kenara atmakla ve kendi işine gelen bir içerikle yeni Cumhurbaşkanına yeni bir Ortak Mutabakat Kâğıdı önermekle başlayacaktır.

 

Bu yeni kâğıdın içinde, Rumların 1963 yılında silah zoru ile gasp ettikleri mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “Federal Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti”ne dönüşünün kapısını aralayacak veya da ima edecek bir maddenin olması büyük bir olasılık.

 

Rum Ulusal Konseyi’nin görüşü ve kararı yeni bir devlet yerine mevcut Kıbrıs Cumhuriyetinin kabuk değiştirmesi ve Kıbrıslı Türklerin bu yeni oluşumun içine girmesi olduğundan Anastasiadis’in bunu kabul ettirmek için, şimdi veya bir müddet sonra her yolu deneyeceği kesin.

 

Anastasiadis’in atacağı adımlardan bir tanesi de “Güven Yaratıcı Önlemler” çerçevesinde Maraş’ın iadesini talep etmek olacak. Sonra da AB’nin müzakerelerde taraf olmasının, çözüm yolunda çok faydalı bir adım olacağından bahsetmesi ve bir müddet sonra da talep durumuna geçmesi, olasılıktan öte bir öngörü.

 

Bu seçimden sonraki en önemli gelişme de, BM’nin, ABD’nin ve AB’nin üç koldan müzakerelerin içine balıklama dalmaları olacak. Bir an evvel 52 yıldır sürmekte olan Kıbrıs sorununu çözmek için her tür girişimi, vaat, ödül, ceza, baskı ve mali destek unsurlarını kullanacakları ve bir şekilde her iki tarafın halkını birleşmeye yönlendirecekleri kesin.

 

İçte ve dışta tüm bu gelişmeler yaşanırken, Akıncı ilk yurt dışı ziyaretini Ankara’ya yapacak ve Türkiye’nin duruşu ve tavrı, Kıbrıs’ın/ Kıbrıs Türk halkının geleceğini belirleyecek, her zaman olduğu gibi….

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

26 Nisan 2015

 

 

26 Nisan 2015
KKTC’de Nöbet Değişimi için yorumlar kapalı
Okunma 213
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar