Öğrencilerin KKTC Hükümetinden beklentileri var

Öğrencilerin KKTC Hükümetinden beklentileri var

KKTC’de 10 tane üniversite ve 70 binden fazla öğrenci, ortalama olarak da 2 binden fazla öğretim üyesi, öğretim görevlisi, asistan ve okutman bulunmakta. Üniversitelerin ekonomimize katkısı gazinolardan tahsil edilen ruhsat paraları dâhil olmak üzere turizm gelirlerini çoktan geçmiş ve birinci sıraya oturmuş durumda. Zaten gazinolar olmasa turizm gelirleri herhalde birçok sektörün de gerisinde kalacak.

 

Bu değerlerden yola çıkarak öğrencilerimizin nelerden şikayetleri olabileceğini saptamak için bir anket yapmaya karar verdim.  Öğretim Üyesi olduğum üniversitede bunu yapmanın en kolay yolu sınav zamanı olduğu için, hocalarımızla konuşarak yardımlarını istedim.  Konuştuğum tüm hocalarımız da yardımlarını esirgemeyeceklerini belirtiler.

Bu hafta sınavlarımız vardı ve ilgili hocalarımızla da konuşup sınavlarımızı zamanında başlatıp ilk 10 dakikada söz konusu anketi yapıp, bitiş saatini de 10 dakika uzatmanın iyi olacağı kararına vardık ve aynen de uyguladık.

 

Aşağıdaki soruları sordum öğrencilerime;

a)     Öğrencilere yönelik ulaşım

b)     Öğrencilerin kullanımına yönelik konaklama, yurt veya ev olanakları ve ödenen ücret.

c)      Hükümet dairelerindeki öğrencilere yönelik bürokratik işlemler. Örnek vererek İyi, orta, kötü, çok kötü, can sıkıcı gibi yorumlar yapabilirsiniz.

d)     Hayat pahalılığı hakkındaki görüşleriniz: Örnek vererek Pahalı, Orta ya da Düşük gibi yorumlar yapabilirsiniz.

 

Gerçi 25 bin kişilik bir üniversitede 300 kişi, yani yaklaşık yüzde 1.2 oranında kişi ile yapılan bir anket çok sağlıklı sayılmaz ancak yanıtlar neredeyse tümünde de aynısı ise dikkate almak gerekir diye düşünüyorum.

 

Öğrencilerimin en çok sıkıntı çektikleri ve en çok şikâyetçi oldukları konu “Ulaşım.”

Otobüs sayısının az olduğu, temiz olmadıkları, klimaların çalıştırılmadığı, yer bulmanın çok zor olduğu ve saatte bir kez sefer yapıldığını neredeyse hepsi, şikâyet olarak yazdı. Buna ilaveten de Belediyenin otobüslerinin son seferinin 18.00’de, üniversite otobüsünün son seferinin de 21.00 olmasından dolayı hiçbir yere gidemediklerinden şikâyetçiler.

 

Toplu taşımacılığın arttırılmasını ve üniversiteden şehir merkezine minibüs seferleri konmasını talep ediyor öğrencilerimiz.

 

İkinci derecede şikayetçi oldukları konu, öğrenciler için yeterli yurtların olmaması, konut kiralarının yüksek olması, 12 aylık peşin kira istenmesi ve ev sahiplerinin de kirayı Sterlin olarak talep etmesi. Birçok öğrenci gerek Türkiye Cumhuriyeti, gerekse de KKTC tarafından devlet yurtlarının yapılmasını talep etmekte.

 

Asgari yaşam için fiyatların çok pahalı olduğu konusunda tüm öğrenciler hemfikir ve elektrik ücretinin öğrencilere indirimli verilmesini istiyorlar….

İşin ilginç tarafı, (c) şıkkı olan “Hükümet dairelerindeki öğrencilere yönelik bürokratik işlemler” sorusuna açıkçası “berbat” veya da “çok kötü” yanıtının verileceğini beklerken neredeyse ankete katılan öğrencilerimin yüzde 90’ı “iyi veya çok iyi” yanıtını verdi. Üçüncü ülke öğrencileri devlet dairelerinde İngilizce konuşulduğu için de ayrıyeten memnunluklarını dile getirdiler.

 

Elçiye zeval olmaz. Bunlar öğrencilerimden edindiğim bilgiler.

Hükümet, ekonominin lokomotifi olan üniversite sektörüne yatırım yapmak zorundadır. Bu güne değin devletin tüm gelirlerine acımasız ve bencil bir şekilde, sanki de KKTC’de yaşayan başka birileri yokmuş gibi sendikalar ve kamu görevlileri tarafından adeta sömürüldü ve kurutuldu. Artık memurlara ilaveten halkın geri kalan kısmının da düşünülmesi ve ekonomiyi sürükleyen sektörlere de yatırım yapılmasının zamanı geldi…

Şimdi öncelik, bu ülkeye en çok geliri sağlayan üniversiteler sektörünü ayakta tutan öğrencilerimize verilmelidir.…

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

6 Kasım 2015

5 Kasım 2015
Öğrencilerin KKTC Hükümetinden beklentileri var için yorumlar kapalı
Okunma 98
bosluk

AB’de azınlıklara her boy kısıtlama

AB’de azınlıklara her boy kısıtlama

Yunanistan’da azınlık olarak yaşamak, günümüzde insan haklarına uzaktan bakmakla aynı anlamda. Azınlıkların hakları, özellikle de “Türk” dememek için “Müslüman” olarak tanımlanan Batı Trakya’da yaşayan kardeşlerimizin hakları kağıt üstünde bile yok.

 

Avrupa Birliği’ymiş, medeniyetin beşiği Yunanistan’mış, bu laflar hak getire. Göz boyamaktan öteye hiçbir geçerlilikleri olamıyor.

 

Eğitim konusuna bir kenara, en basitinden ehliyet uygulaması bile Batı Trakya’da yaşamlarını sürdüren Türklerin ekonomik gelişmesini önlemek için Yunanlı milletvekilleri, siyasiler ve bürokratlar tarafından el birliği ile dâhiyane bir şekilde düzenlenmiş. Örneğin; Batı Trakyalı Türkler arasında otomobil veya kamyonet ehliyeti olana traktör ehliyeti verilmez. Aynı şekilde traktör ehliyeti olana da ağzıyla kuş tutsa otomobil ehliyeti verilmez. Maksat Batı Trakyalı Türklere,gelişmemeleri için ekonomik kısıtlamalar uygulamak.

 

Lozan Antlaşması üzerinden neredeyse bir asra yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen Eğitim hala Batı Trakya Türklerinin en önemli ve öncelikli sorunları arasında yer alıyor. Yunan hükümeti bu sorunu bile bile hala daha çözmemiş, çözmeye de hiç yanaşmıyor.

 

Solcu SRIZA ile sağcı ANEL’in kurduğu koalisyon hükümeti de son bir asırdır Batı Trakya’da yaşayan Türklerin kısıtlanmış haklarını ve kötü gidişatı değiştirmek yolunda herhangi gözle görülür somut bir adım atmış değil.

 

“İskeçe Merkez Türk İlkokulu”ndaki öğretmen ve kitap eksikliğini protesto etmek amacıyla geçen hafta içinde öğrenciler topluca okulu boykot ettiler, veliler de bu boykota destek verdiler. İskeçe’de yaşayan Türk kardeşlerimizi kesinlikle kutlamak gerekir. Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlıkların Yunan hükümetine karşı eylem yapması, boykot yapması ve buna cesaret etmek kolay bir iş değil. Yıllardır korkunç bir baskı altında ezilmek bir yana, ayırımcılığa tabi tutuldular. Asırlardır üzerlerinde baskı sistemi kurularak kişilikleri açıkça kırılmaya, öğütülmeye ve törpülenmeye çalışıldı. Bu nedenle de başlarına nelerin gelebileceğini bilemeden ve de olabilecek her şeye razı olarak eylem düzenledi İskeçe halkı. İşin ucunda tutuklanmak, hapse konmak, işten atılmak ve dayak yemek dahil her tür susturmaya ve baskıya yönelik uygulama olmasına rağmen.

 

Bundan bir evvelki boykot eylemi 2008-2009 eğitim yılında yapılmıştı ama o günden bugüne çözülmüş herhangi bir sorun, halledilmiş herhangi bir konu yok.  Yıllardır aynı hamam aynı tas. Tellaklar değişti ama uygulama bir türlü değişmedi.

 

Eğitim yılı başlayalı iki ay olmasına karşın Türk okulundaki öğretmen eksikliği büyük boyutlarda. Türkçe kitap ise hiç yok.  Halen öğrencilere kitapları sağlanmadığından çocuklar fotokopi usulü ile eğitim görmeye çalışıyor.

 

Avrupa Birliği insan hakları konusunda atıp tutarken “Harman istiyor” ama iş uygulamaya ve üye devletleri kontrole gelince ipe un seriliyor. İşte böyle bir şey AB’li olmak. Avrupa Birliği içinde azınlıksanız yandınız. Hiçbir hakkınız yok. Hele de çingene (Türkiye’de Roman, Avrupa’da Gypsy, KKTC’de Gurbet denmekte) iseniz yandınız, hem de ne yanma. Yerel tabirle çifte kavrulmuş…. Rumların biz Kıbrıslı Türkleri müzakereler sonucunda sokmak istedikleri sınıf, indirgemek istedikleri konum işte bu “Azınlıklar” sınıfı; Bilmekte fayda var.

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

4 Kasım 2015

3 Kasım 2015
AB’de azınlıklara her boy kısıtlama için yorumlar kapalı
Okunma 85
bosluk

Rumlar bu tanklarla Kordonboyu’nu mu gezecekti? … Yurdagül ATUN

Rumlar bu tanklarla Kordonboyu’nu mu gezecekti? … Yurdagül ATUN

Rumların milli davada yekvücut oluşlarını kıskanmamak elde değil zira ayrı siyasi görüşlere sahip olsalar da, Kıbrıs konusunda ağızları bir.

Siyasi partilerin hepsi “güncelliğini yitirmiş garantiler kurumunun” sona ermesi konusunda hemfikir!

Fileleftheros gazetesine göre Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru, “modası geçmiş 1960 garantilerinin kaldırılmasının, Kıbrıs sorununda çözüm olması için olmazsa olmaz şartlardan biri olduğunu” demiş. DİSİ Başkanı Averof Neofitu ise “birleşik bir Avrupa ülkesinin, yabancı garantörler ve yabancı orduları kaldırmayacağını” savunurken, AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu da, AB üyesi bir ülkenin topraklarında garantilere ve yabancı askerlere ihtiyacı olmadığını belirtmiş.

EVRO.KO partisi ise Makarios’un 19 Temmuz 1974 tarihinde BM. Güvenlik Konseyi’ne feryat figan giderek, “darbe yapıldı, tehlikedeyiz, bizi kurtarın” dediğini unutmuş olsa gerek,  “Türkiye’nin hiçbir zaman Kıbrıs’ta barışın ve güvenliğin garantörü değil, intizamsızlık, kan ve ölümün garantörü olduğunu” iddia etmiş.

Ve hatta EVRO.KO, Türkiye’nin 1974 Barış Harekatıyla bu hakkını kaybettiğini de ileri sürmüş!

Rumların tarihi istedikleri gibi eğip büktüklerini, kendi yaptıkları katliamları Türkler yaptı diye gösterdiklerini biliyoruz ancak Yunanistan darbesini yok sayıp, Barış Harekatı’nı işgal olarak göstermeleri akıllara zarar. Oysa 19 Temmuz’da (1974) ne demişti Makarios: “Ülkem Yunanistan’ın işgali altındadır, Kıbrıs’ta Rumların da Türklerin canları tehlikededir, yardım isteriz…”   Nitekim, Türkiye’nin müdahalesi Rusya’nın işine gelmediği halde, öldürülecek 10 bin kişinin adının yazdığı listeyi görünce susmuştu. (Kaynak Rüstem Tatar.)

Şu bir gerçek ki; Akridas Planı’ndaki “Kıbrıs bir Yunan adasıdır. Yunanistan’a aittir, koparılmıştır, biz bağlayacağız. Bu Enosis gemisi yürürken bazen durur, sonra devam eder. Yol dikenli ama eninde sonunda başaracağız” ifadelerin geçerliliğinden zerre şüphe duymadığımız komşuların tek engelleri Türk ordusunun burada olması. Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell’in, ülkesine dönmeden önce Rumlara, “burada işgal ve istila yoktur, tarihinize bakın” diyerek Makarios’un Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamayı hatırlatmasını da hatırlamak istememeleri o cihetten…

***

Haftasonu Karaoğlanoğlu Şehitliği’ne gittik. İlginçtir oradaki müzeyi hiç görmemişiz. Müzenin açık alandaki kısmında 30’u aşkın savaş aracı sergileniyor. Tanklar, zırhlı kamyonlar, adını bilmediğim ancak o dönemde nasıl böyle bir teknoloji olabileceğine şaşakaldığım araçlar…

Rumların savaş araçlarının çok az bir kısmı bu. Nisan 1973’te yapılan sayımda 631,778 olarak açıklanan nüfusa göre hayli fazla olan bu araçların nasıl, niye, kimler tarafından getirildiğini fazla düşünmeye gerek olmadığını, adada Akridas Planını hayata geçirmek için tüm hesapların yapıldığını, koşulların oluştuğunu, Türklerin kendi yaptıkları ilkel veya kaçak yolla soktukları silahlarla savunmaktan başka şansları olmadığını hatırlatalım. Rumların onlarca silah ve savaş aracına rağmen Türklerde sadece ve sadece 4-5 Land Rover oluşu, bugün “Kıbrıslıyım, Kıbrıs benim vatanım” şeklindeki konuşmaları yapanların, Kıbrıslılığını sürdürmeyi Türk askerine bağlı olduğunun en önemli nişanesi. Kendilerini “barış” yanlısı, Türkiye’yi işgalci olarak gösterme gafleti içinde olanlara sormak lazım, Rumlar bu tanklarla Kordonboyu’nda mı gezeceklerdi?

Özetle; Sırf İngilizlerden kurtulmak için1960’da, “Türklere şimdilik hak verelim sussunlar, sonra onlardan kurtulmak kolay” düşüncesiyle ortak Cumhuriyete tamam diyen, üç sene zar zor sabredip 1963’te Türklere saldırmaya başlayan Rumlar söylüyor “garantilerin modası geçmiştir” diye… “BM korur” diyenlere Kıbrıs’ta, 1963-1974 arasında yaşanan katliamların BM’nin gözünün önünde vuku bulduğunu, Bosna’da BM’nin Sırplara “sen bekle ben senin yanına göndereceğim” diyerek, Boşnakların katline yardımcı olduklarını, bir kez daha tekrar edelim ve Barış Harekatı olmasaydı ne olurdu sorusunun yanıtının ölüm çukurlarında olduğunu vurgulayalım. Hafızayı beşer nisyanla malul derler ama o kadar da değil!

 

YURDAGÜL ATUN

KKTC

3 Kasım 2015
Rumlar bu tanklarla Kordonboyu’nu mu gezecekti? … Yurdagül ATUN için yorumlar kapalı
Okunma 78
bosluk

Resmi Dili Türkçe olan 3 ülkedeki seçimler

Resmi Dili Türkçe olan 3 ülkedeki seçimler

Dün yakın coğrafyamız içindeki politik yaşamı etkileyecek çok önemli bir gün yaşandı.

KKTC’de UBP Genel Başkanlık, Türkiye ve Azerbaycan’da da Parlamento seçimleri yapıldı.

 

KKTC’de gerçekleşen UBP Genel Başkanlık seçimi, hem iç siyasette, hem de dış siyasette parametreleri değiştirebilecek önemde. Mevcut CTP-UBP koalisyonunun geleceği ve endirekt olarak da müzakerelerin gidişatı,  dünkü seçimin sonucu ile birebir bağlantılı.

 

UBP’nin delege sisteminden çıkıp, üye sistemine geçmesi, konuşmaların Cumartesi, oylamanın Pazar günü yapılması, seçim pusulalarının optik okuyucular ile okunması, her adayın seçim salonu dışında kendi standını kurarak üyeler ile bire bir temas kurma çabaları, 9 binden fazla üyenin cep telefon numaralarının adaylara verilerek elektronik iletişimin seçim propagandası içinde yer alması, salonda seksenden fazla oy kabininin bulunması, her ilçe için ayrı ayrı bilgisayar sistemi ve ortak bir bilgi ağının oluşturulması ve mükemmel denecek düzeydeki seçim organizasyonu hem göze çarpıyor hem de UBP’nin kendi siyasi tarihi içinde bir ilki oluşturuyor.

 

Umarım devletimiz de bu sistemi benimser ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Genel ve yerel seçimlerde oy kullanımı ve oy sayımı da böylesi bir sistemle yapılarak, hem erken sonuç alınır hem de ederi birkaç milyon TL’yi aşan seçim görevlilerinin fazla mesai anlayışında dayalı ücretleri de daha düşük bir düzeye çekilir.

 

AK Partinin zaferi ile sonuçlanan Türkiye’deki Parlamento seçimi ise çok önemli, önemli olduğu kadar da kritik. Türkiye’nin KKTC, AB, Kıbrıs Rum, Rusya, ABD, Orta Doğu ülkeleri ve Suriye ilişkileri ile Türkiye’nin Güney Doğusunda yaşanmakta olan terör olaylarının kaderi bu seçimde yatıyor.

 

Türkiye’deki seçimin sonuçlarının Kıbrıs’ta Akıncı ve Anastasiadis arasında sürdürülmekte olan “Çözüm Müzakereleri”ni birebir etkileyeceği kesin. Olumlu veya olumsuz muhakkak müzakerelerin gidişatına bir etkisi olacak.

 

Zaten Rumların nüfus, mülkiyet ve yönetim konularında ortaya koydukları açgözlülük ve doyumsuzluk, müzakereleri hızla çıkmaza doğru sürüklemeye başladı. Son 47 senedir yaptıklarının aynısını gene sahnelemeye başladı Rumlar.

 

Anastasiadis çok pişkin bir adam. 1963-1974 yılları arasında yollardan, evlerden, işyerlerinden ve tarlalarından toplayarak acımasızca katlettikleri Kıbrıslı Türklerin gömüldükleri yerleri tespit etmek için ve de suçluları yargıya taşımak için aradan geçen 52 yıl içinde hiçbir girişim yapmamasına rağmen, kayıp kişileri yerlerinin tespiti konusunda pişkince Türkiye’yi suçlamaya çalışması ne denli samimiyetsiz olduğunu göstermekte. Sen iğneyi kendine batırma, sonra da çuvaldızı başkasına batırmaya çalış ve Türkiye’yi kına. Buna “Bizans politikası”, daha doğrusu “İkiyüzlü politika” denmekte. Kısacası garantör Türkiye Hükümetinin Kıbrıs konusundaki yaklaşım ve pozisyonu, bizim geleceğimizi yakından ilgilendiriyor.

***

 

Azerbaycan’daki Parlamento seçimleri ise Azerbaycan’ın özgürlüğü ve egemenliği açısından önem taşımakta. Bir takım dış güçler Azerbaycan’daki istikrarı bozmak ve Aliyev iktidarını devirerek kendilerine bağlamak hesabı yapıyorlar. Bütün çabalarına rağmen 2015 seçimlerine bunu yetiştiremediler şimdi hedefleri de 2020 seçimlerinden evvel bu işi kökünden halletmek. Aliyev hükümeti oynanan oyunun ve kurulmak istenen tezgahın farkına vardı ve tedbirlerini aldı ama tehlike halen geçmiş değil. İlham Aliyev’in Yeni Azerbaycan partisi seçimlerden zaferle çıktı.

 

Azerbaycan’da 5 milyon 200 binden fazla kayıtlı seçmenin bulunuyor. Parlamentodaki 125 sandalye için 767 aday yarıştı. Seçmenler, Bakü ve diğer illerde kurulan 5 bin 547 sandıkta oylarını kullandılar.  Seçimlerin favorisi gene, 2010 seçimlerinde 125 sandalyeden 72’sini kazanmış olan Aliyev’in başkanı bulunduğu Yeni Azerbaycan Partisi.

 

Türk dilini kullanan her üç ülkede de 1 Kasım günü, geleceği yönlendirecek seçimlerin yapılması tesadüf olmasa gerek. Her üç ülkeye de dün yapılan seçimlerin sonucu hayırlı olsun….

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

2 Kasım 2015

1 Kasım 2015
Resmi Dili Türkçe olan 3 ülkedeki seçimler için yorumlar kapalı
Okunma 106
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar