ABD Türkiye İlişkileri Bozulabilir mi?

ABD Türkiye İlişkileri Bozulabilir mi?

ABD Başkanı Joe Biden’ın NATO Liderler Zirvesi kapsamında bulunduğu Madrid’de “(Türkiye’ye) F-16 uçaklarını satmalıyız ve aynı zamanda uçakları modernize etmeliyiz. Bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil.” şeklindeki açıklamaları, ABD’deki Türkiye karşıtı lobileri harekete geçirdi. Bu lobiler, ABD Kongresinde yer alan 35 milletvekilinin imzaladığı bir yazı ile Başkan Biden’a “Türkiye’ye F-16 satmayın” mesajı, arkasından da Biden’a Türkiye’yi kötüleyen skandal bir mektup gönderdiler. Lobilerin Türk karşıtı hamleleri bizi şaşırtmıyor ancak meydanı bu dezenformasyon ustalarına bırakmak da doğru değil.

Şimdi gelelim ABD bu lobilerin etkisinde kalır mı konusuna; ABD’nin Balkanlar, Adalar Denizi, Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Hazar Bölgesi, Kafkaslar ve Karadeniz Bölgesi ile ilgili stratejileri, Türkiye üzerine kurulu. Başrolde Türkiye bulunmakta. Başkan Biden’in ve Pentagon’un bu kışkırtmalara kapılmalarının ABD’nin bölgesel çıkarlarına zarar vereceği kesin. Yunanistan siyasi akla göre artık ABD için eskisi kadar önemli bir ülke değil. Yunan lobisinin çığırtkanlığı gerçekte bir düş kırıklığının gözyaşları.
07.14.22-ABD-Türkiye-ilişkileri
Bana göre, Türkiye’nin Adalar Denizi’nde organize ettiği EFES-2022 askeri tatbikatına ABD’ye ilaveten 37 farklı ülkenin katılması Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak ne denli önemli bir konumda olduğunu ortaya koyuyor. Orta Doğu’da bir dönem ABD’nin müttefiki konumuna yükseltilen Türkiye karşıtı örgütlerin, başarısızlıkları ile bu konumlarını süreç içinde kaybetmeleri ve 2022 yılına damgasını vuran Ukrayna-Rusya savaşıyla, dünyada gıda ve enerji krizinin ortaya çıkması gibi gelişmeler, -bölgesel barışın tesisi ile komşu ülkelere tahıl ve enerji aktarımı konusunda- Türkiye’nin bölgesel değerini ciddi olarak ortaya koydu. Ki, ABD Savunma Bakanlığı’nın Türkiye’nin F-16 filosunun modernize edilmesine destek çıkması ABD’nin bölgesel çıkarlarının Türkiye ile ne denli bağlantılı olduğunun göstergesi.

Tüm bu realitelere karşın ABD Başkanı Biden, ABD Kongresini ikna edemez ve Türkiye’ye yeni F-16 satışı gerçekleşemez ise Batı bloku içinde merkez kaymasının oluşmaya başlaması kaçınılmaz. ABD’nin, lobilerin çığırtkanlığı sonucunda İncirlik hava ve elektronik dinleme üssünü, Kürecik Hava Savunma sistemini, Sinop bölgesel dinleme tesislerini ve özellikle Türkiye’yi müttefik olarak kaybetmesinin, kendisi için -bölgesel olarak- büyük oranda güç kaybına yol açacağı açık.

Merkez kaymasından kasıt, ABD’nin doğudaki yönetim erkini başka ülkelere teslim etmesi. Bu kayma, Türkiye ile İngiltere arasındaki askeri ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi olarak ortaya çıkabilir mesela… Batı blokunun ABD odaklı merkezi, doğu istikametinde Avrupa’ya doğru kaymaya başlayabilir. En önemlisi de Ankara’nın Washington’a bir katre kalan güveni iyice yok olabilir. Yani, ABD’nin artık zayıflamaya başlamış olan Balkanlar, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkaslar’daki etkisi, bölgesel güç olan Türkiye ile bozuşması ile kopma noktasına gelecek.
Özetle ABD artık tarafını seçmek zorunda. İşi düştüğünde “müttefikiz dostum!” diyerek bir parmak bal çaldığı Türkiye mi? Yoksa günümüzde artık bölgesel önemini kaybetmiş Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Ermenistan gibi zayıf ve önemsiz ülkeler mi? Sadece lobicilikten beslenen bu dezenformasyon ustalarından etkilenmesinin, ABD’nin aleyhine olacağı önemli bir gerçek olarak ortada dururken, Biden ve tayfasının aklıselim hareket etmesi gerekecek.

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN
Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi
KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

14 Temmuz 2022
ABD Türkiye İlişkileri Bozulabilir mi? için yorumlar kapalı
Okunma 44
bosluk

Could U.S.-Turkey Relations Deteriorate?

Could U.S.-Turkey Relations Deteriorate?

US President Joe Biden remarked while attending the NATO Summit in Madrid on June 30, “We should sell them [Turkey] the F-16 jets and modernize those jets as well. It’s not in our interest not to do that.” His statement sparked American anti-Turkey organizations to take action. In a scandalous letter signed by 35 members of the US Congress, these lobbies asked President Biden “Not to sell F-16s to Turkey”. We are not surprised by those anti-Turkish actions, but it is wrong to hand over control of the floor to these masters of misinformation.

The US’s policies in the Balkans, the Sea of Islands, the Eastern Mediterranean, the Middle East, the Caspian Region, the Caucasus, and the Black Sea Region are all dependent on Turkey, indispensable ally and strategic partner of the US. Now let’s talk about whether the US administration will be influenced by these lobbies. Turkey is the main player. President Biden, as well as the Pentagon, will not allow those provocations to jeopardise US’s regional interests. For political reasons, Greece is no longer as significant to the US as it once was. The Greek lobby’s anger is actually a tear of frustration.
07.14.22-ABD-Türkiye-ilişkileri
I believe that the fact that 37 more nations together with the United States in taking part in the EFES-2022 military exercise in the Sea of Islands shows how significant Turkey is as a regional power. Events like the demise of anti-Turkey organizations, which were once elevated to the status of American allies in the Middle East, and the subsequent loss of this position, as well as the emergence of the global food and energy crisis with the Ukraine-Russia war that marked the year 2022, seriously exposed Turkey’s regional value in terms of the establishment of regional peace and the transfer of grain and energy to neighboring countries. How strongly US regional interests are connected to Turkey may be shown by the US Department of Defense’s funding for the upgrading of Turkey’s F-16 fleet.

Despite these facts, it is inevitable that the center of gravity within the Western bloc will start to move if US President Biden cannot persuade the US Congress and the sale of new F-16s to Turkey cannot be realized. It is obvious that the US will lose a significant amount of strength in the region if it loses the Incirlik airbase and electronic listening facility, the Kürecik Air Defense system, the Sinop regional listening facilities, and notably Turkey as an ally as a result of the lobbying.

The center shift refers to the US ceding control of regional administration in NATO and Europe to other nations. This change could manifest itself, for instance, when Turkey and Britain’s military and commercial ties grow. The western bloc’s US-centric center could start to move eastward towards Europe. Most significantly, this might shatter Ankara’s long-standing trust in Washington. In other words, when the US’s relationship with Turkey, a regional power, breaks down, the country’s already waning influence in the Balkans, the Eastern Mediterranean, the Middle East, and the Caucasus will reach a breaking point.

In conclusion, the United States must now pick a side.
Is it Turkey, the country, when USA is in need, offers a spoonful of honey by saying we’re allies, man!. Or the weak, unimportant nations like Armenia, Greece, and the Greek Cypriot Administration that no longer hold any regional significance?

I am confident that, in the end, common sense will prevail and President Biden and his administration will not be swayed by these masters of misinformation who are solely supported by lobbying.

Prof. Dr. (Civ. Eng), Assoc. Prof. Dr. (Int. Rel.) Ata Atun
Dean, Cyprus Science University
Politicial Advisor to the President of the State

14 Temmuz 2022
Could U.S.-Turkey Relations Deteriorate? için yorumlar kapalı
Okunma 20
bosluk

UN and Cyprus Issue Resolution

UN and Cyprus Issue Resolution

The draft report that Guterres provided to the parties on the extension of the UN Peacekeeping Force’s mandate in Cyprus differs from previous Greek and pro-Greek reports in terms of content, language, and methodology.

This time, the report bears little resemblance to earlier rulings regarding Cyprus and the UN’s guidelines. The previously agreed-upon solution to the Cyprus issue is not mentioned. In other words, no mention has ever been made of the bi-communal and bi-zonal Federation.
Tatar-Guterres-Anastasiadis
The negotiations that ended in Crans Montana in 2017 were delayed from starting because to the maximalist demands of Greek Cypriot leader Anastasiades. It seems UN Secretary-General Guterres is still unsure on how to restart talks. The negotiations, which were started in 1977 with the goal of “Federation,” seem to have been abandoned by the UN Secretary-General. The “two-state solution based on sovereign equality in Cyprus” is gaining support from the Republic of Turkey and TRNC President Ersin Tatar.

What is novel is that Turkey’s demand for NATO nations to adopt the TRNC is also being debated behind closed doors as talks on Sweden and Finland’s entrance to the alliance continue.

At every chance, Greece and the Greek Cypriot side have exercised their veto power against Turkey’s membership in and relations with the EU. It’s a recent development now that Turkey has established its use of its “veto power” within NATO as regular and acceptable. It is also interesting to note that Britain, the Republic of Cyprus’ third guarantor in 1960, viewed this matter favourably as well.

The informal report on the Goodwill Mission of the UN Secretary-General and the extension of UNFICYP’s mission will be reviewed on July 18 and released at the end of the month.

The negotiations came to a standstill in 2017 at Crans Montana because to the maximalist demands made by the Greek Cypriot side. The Greek Cypriot side will now, as usual, voice objections to the draft report, attempt to alter its content, and lay responsibility on Turkey. The report will therefore primarily represent their preferences. The Turkish side won’t accept the report.

This is the reason why it has taken so long to find a solution to the Cyprus issue: The fact that the Greek Cypriots do not want a solution, that they prevent a solution by using every opportunity, that they believe that they own the island and that the Turkish Cypriots are a minority. And last, the Enosis, a utopic vision of the Hellenic world that Cyprus should annex to Greece.

As you can see, it is impossible to reach a deal with this utopic ideals of the Greek Cypriots, regardless of who takes office in the TRNC and Southern Cyprus.

Prof. Dr. (Civ. Eng), Assoc. Prof. Dr. (Int. Rel.) Ata Atun
Dean, Cyprus Science University
Politicial Advisor to the President of the State

11 Temmuz 2022
UN and Cyprus Issue Resolution için yorumlar kapalı
Okunma 13
bosluk

BM ve Kıbrıs’ta Çözüm

BM ve Kıbrıs’ta Çözüm

Guterres’in Kıbrıs’taki BM Barış Gücünün görev süresinin uzatılmasına ilişkin taraflara gönderdiği rapor taslağının içeriği, kullanılan dil ve yaklaşım, geçmişteki Rum ve Yunan yanlısı raporlara pek benzemiyor.

Bu defa raporda Kıbrıs konusunda geçmişte alınan kararlarla ve BM’nin ortaya koyduğu parametrelerle pek bir bağlantı yok. Geçmişte Kıbrıs sorununun üzerinde mutabık kalınan çözüm zemininden de hiç söz edilmiyor. Yani iki kesimli ve iki toplumlu Federasyona hiç değinilmemiş.
Tatar-Guterres-Anastasiadis
2017 yılında Crans Montana’da Rum lider Anastasiadis’in maksimalist istekleri nedeni ile çöken müzakereler bir türlü başlayamadı. BM Genel Sekreteri Guterres ise müzakereleri nasıl yeniden başlatacağının yolunu bulamamış gibi. Sanki 1977 yılında “Federasyon” hedefi ile başlayan müzakerelerin artık sonuç vermeyeceği gerçeğini, BM Genel Sekreterliği de anlamış. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ve Türkiye Cumhuriyeti’nin desteklediği “Kıbrıs’ta egemen eşitliğe dayalı ve iki devletli bir çözüm” kabul görmeye başlamış durumda.

Yeni olan gelişme ise, NATO’da İsveç ve Finlandiya’nın katılımı ile ilgili görüşmeler sürerken, perdelerin arkasında Türkiye’nin KKTC’nin NATO ülkeleri tarafından kabul edilmesi talebinin de görüşülüyor olması.

Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının, Türkiye’nin AB üyeliği ve AB ile ilişkileri konusunda her fırsatta “veto yetkilerini kullanmaları”, Türkiye’nin de NATO içinde “veto yetkisini” kullanmasını olağan ve kabul edilebilir hale getirmiş olması da yeni bir gelişme. İşin ilginç yanı 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 3. garantörü İngiltere’nin de bu konuya olumlu bakması.

BM Genel Sekreterinin İyi Niyet Misyonu’na ve UNFICYP’in görev süresinin yenilenmesine ilişkin gayrı resmi olarak yayınlanan rapor 18 Temmuz’da istişare edilecek, Temmuz sonunda da yayınlanacak.

Yukarıda söylediğim gibi, Kıbrıs Rum tarafı müzakereleri 2017 yılında Crans Montana’da maksimalist isteklerle çıkmaza sokmuştu. Şimdide her zamanki gibi Kıbrıs Rum tarafı rapor taslağına itiraz edecek, içeriğinin değişmesi ve Türkiye’nin suçlanması için elden geleni yapacak ve rapor kendi isteklerine yakın çıkacak. Türk tarafı da raporu kabul etmeyecek.

Zaten Kıbrıs sorununun yıllardır çözülememesinin nedeni de tam olarak budur: Kıbrıslı Rumların çözüm istememesi, her imkanı kullanarak çözüme mani olmaları, adanın sahibi olduklarına, Kıbrıs Türklerinin azınlık olduğuna inanmaları ve Enosis ütopyaları. Anlayacağınız gerek KKTC’de, gerekse Güney Kıbrıs’ta kim başa gelirse gelsin, Rumların bu kafasıyla bir anlaşma olması mümkün değil.

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN
Dekan, Kıbrıs İlim Üniversitesi
KKTC Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

11 Temmuz 2022
BM ve Kıbrıs’ta Çözüm için yorumlar kapalı
Okunma 89
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar