Kıbrıs’ın Kaderinde Dönüm Noktası

Kıbrıs’ın Kaderinde Dönüm Noktası

Yunanistan’daki SYRIZA-ANEL (Milliyetçi Bağımsız Yunanlar) koalisyonunun, AB’nin ABD ile birlikte başını çektiği ve sıkı sıkıya uyguladığı “Kapital düzen” içinde sosyalist bir düzen kurma çabaları duvara toslamakla sonuçlandı. Yunanistan bir şekilde IMF’ye olan 1.6 Milyar Avro’luk borç taksitini bugün saat 24:00’e kadar ödeyemezse, ister istemez ekonomik sona doğru yol alınacak.

Yunanistan Battı

Yunanistan’ın toplam borcu 323 Milyar Avro. Bunun yaklaşık;

142 Milyar’ı Avrupa Finansal İstikrar Fonuna,  53 Milyar’ı da AB’nin verdiği Borç Kredisi. Yani Yunanistan AB’yi toplamda 194 Milyar Avro çarpmış.

33 Milyar Avro’su Uluslararası Para Fonu’na (IMF),

19.5 Milyar Avro’su Avrupa Merkez Bankasına,

50 Milyar Avro’su Diğer Tahvillere,

26 Milyar Avro’su da Diğer Borçlara.

 

Şimdi kreditörler bu paraları geri istiyor. Bunun için de Çipras’ın önüne bir dizi yakıcı tedbirler listesi koydular. Zengin şirketlerden ve varlıklı vatandaşlardan daha fazla vergi alınmasını, erken emeklilik olanaklarının kısıtlanmasını, emeklilik primlerinin yükseltilmesini ve KDV’nin de yüzde 5 daha arttırılmasını sadece istemekle kalmıyor, şart da koşuyorlar.

 

İktidardaki SYRIZA-ANEL hükümeti de seçim meydanlarında bol keseden atarak ve halkın zayıf tarafını yakalayarak verdikleri sözleri tutabilmek için başta AB, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve IMF’den oluşan alacaklılar heyetinin masaya koydukları bu tedbirler paketinin önünde mertçe duramadıkları için, çarıklı politikacılara yakışır bir açıkgözlülükle Yunan halkının önüne koydular.

 

Yunan halkı 5 Temmuz referandumunda bu koşulları kabul ederse, “Sizler oylarınızla kabul ettiniz” diyerek uygulamaya koyacaklar ve yeni vergiler ile zamlara karşılık yapılacak olası gösterilere referandum sonucunu gerekçe göstererek “Siz istediniz biz de mecburen zamları yaptık” diyecekler. Sonra da ilk seçimde koltuğu Yeni Demokrasi partisine veya da PASOK’a teslim edecekler.

 

Yok eğer referandumdan “Hayır” kararı çıkarsa, AB’ye “Yunan halkı bu tedbirleri almamızı istemiyor, havada bulut, sen bu borcu unut” diyecekler ve Yunanistan, halk dilinde adı “İflas” olan moratoryumu ilan edecek. Moratoryumun arkası ise hiçte iç açıcı olmayacak. Avro’dan çıkış, Drahmi’ye geçiş, 2 haneli enflasyon, çarşıda temel tüketim malları ve temel gıda maddelerinde eksiklikler sonuçların birkaç tanesi…

 

Üçüncü olasılık ise referanduma katılım yüzde 40’ın altında olacak ve o vakit kabak SYRIZA-ANEL koalisyonunun başında patlayacak. Sonraki adım da kaçınılmaz bir erken seçim olacak.

 

Kreditörlerin talepleri içinde; KDV’nin yüzde 23’e çıkarılması, çiftçilere yapılan sübvansiyonun kaldırılması, çalışma süresinin uzatılması ve emekliliğin 67 yaşa çıkması, sosyal yardımların binde 5 azaltılması, Kurumlar vergisinin yüzde 28’e çıkarılması, emlak vergisinin arttırılması, KDV’den ayrı olarak konan Lüks Tüketim Vergisinin yüzde 10’dan 13’e çıkarılması var. Bunlardan daha önemlisi de askeri harcamaların her yıl 400 milyon Avro kısılması ve asker sayısının azaltılması ile Yunan devletinin elindeki tüm kurumların “Derhal” özelleştirilmesi, olmazsa olmaz koşullardan sadece ikisi.

 

Yunanistan bugün IMF’ye olan 1.6 Milyar Avroluk borcunu ödeyemezse, Türkiye- Yunanistan ilişkileri ve Kıbrıs sorunu yeni bir kulvara girecek, Türklerin güçlü, Helen’lerin zayıf olduğu yeni bir politik süreç başlayacak…

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

1 Temmuz 2015

 

 

30 Haziran 2015
Kıbrıs’ın Kaderinde Dönüm Noktası için yorumlar kapalı
Okunma 197
bosluk

Büyük Ermenistan Ülküsü

Büyük Ermenistan Ülküsü

Yunanlıların, Samsun’dan İskenderun’a kadar çekilecek çizginin batısında kalan bölge ile Türkiye ve Yunanistan’ın etrafındaki tüm adaları, günümüz Makedonya devleti ile Arnavutluk ‘u içine alan topraklar üzerinde Bizans Devletini yeniden kurmayı hedefleyen, adına “Megali İdea” dedikleri Büyük Ülkülerinin bir benzeri de Ermenilerde bulunmakta.

Büyük Ermenistan haritası

Büyük Ermenistan haritası

Adına “Büyük Ermenistan”  veya “Birleşik Ermenistan” dedikleri toprakların bir kısmını Türkiye’nin doğu bölgesi, bir kısmını da şimdiki Ermenistan sınırları içinde yer alan topraklar oluşturmaktadır.

Yaklaşık son 3 yüz yıldır sürdürülen bu iddia ve yaşama geçirilmek istenen bu ülkü, sayıları milyonları bulan yöre insanının kan ve gözyaşının akmasına neden olmuş ve halen de olmakta.

Rus Çarı I. Petro’nun 18. yüzyılda ortaya koyduğu sıcak denizlere inme politikası, şekil değiştirmiş olsa da halen daha farklı bir şekilde ve yöntemle devam etmekte.
Rusya Federasyonu’nun 2008 yılında Kuzey Gürcistan’da yer alan Osetya ve Abhazya’yı işgal etmesi ve Kırım Parlamentosunun aldığı katılım kararı ile Ukrayna’nın bir parçası olan Kırım’ı kendi yönetimi altına alması, Rus Çarı I. Petro’nun yüzyıllar önce ortaya attığı sıcak denizlere ulaşma fikrin gerçekleştirilmesi yönündeki adımlardır.

Sıra artık Türkiye’den toprak koparmak aşamasına geldi. 8 Haziran 1945 tarihinde Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı resmen talep etmek cüretini gösteren dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yöneticileri şimdi artık hayatta olmasalar bile, kendilerinden sonra iktidara gelenler halen daha Ermenilerin bu taleplerine sıcak bakmakta ve desteklemekteler.

 

Bu ülkü Ermeni Devrimci Federasyonu – Daşnaksutyun’un 1988 tarihli programı içindeki Hangervanum söylemi madde 10. A ve “Amaç” bölümü A. maddesinde net bir şekil de belirtilmiş durumda.

 

ARF Programı (1988) içinde yer alan Hangervanum söylemi madde 10. A: “Batı ve Doğu Ermenistan, Ermenistan alanlarını oluşturur” şeklinde.

 

ARF Programı (1988) içinde yer alan “Amaç” bölümü A. maddesi: “Ermeni Devrimci Federasyonunun Hedefi: A. Özgür, bağımsız ve Birleşik Ermenistan’ı yaratmak. Birleşik Ermenistan sınırları içinde Sevr Antlaşmasında belirtilen topraklara ilaveten Artsakh (Dağlık Karabağ), Javakhk (Gürcistan topraklarında yer alan Samtskhe-Javakheti) ve Nahçıvan bölgesini de içermelidir.

 

Bu orijinal metnin İngilizcesi: “The goals of the AR Federation are: A. The creation of a Free, Independent and United Armenia. The United Armenia should include inside its borders the Armenian lands by the Sevres Treaty, as well as Artsakh, Javakhk and Nakhichevan provinces.”

 

Büyük Ermenistan” ya da “Birleşik Ermenistan” adını verdikleri bu ülküleri, tamamı bugünkü Türkiye sınırları içinde yer alan, Ermenice okunuşu “Miatsyal Hayasdan” olan Batı Ermenistan ile şimdiki Ermenistan sınırları içinde yer alan, Ermenice okunuşu “Miatsyal Hayastan” olan Doğu Ermenistan’ı içine alan bölgede “Büyük Ermenistan“ı kurmayı hedeflemektedir.

 

Ermenilerin Dağlık Karabağ’ı soykırım yaparak işgal etmelerinin kökeninde Doğu Ermenistan sınırları içinde yer alan tüm toprakları Ermenileştirmek ve Ermenice okunuşu “Miatsyal Hayastan” olan Doğu Ermenistan’ı bütün bir parça haline getirmek ülküsü yatmakta.

 

Şimdi sıra tamamı bu günkü Türkiye sınırları içinde yer alan Batı Ermenistan’ın işgal edilmesine ve ele geçirilmesine gelmiştir.

 

I. Dünya savaşında Amerika Birleşik Devletlerinin savaşta müdahil olmak stratejisi doğrultusunda Cumhurbaşkanı Wilson’un seçimlerinde Wilson’a büyük boyutlarda para yardımı yapması nedeni ile 1915 yılında İstanbul’a ABD Büyükelçisi olarak gönderilen Morgenthau’ya ısmarlama yazdırılan “Büyükelçi Morgenthau’nun Hikayesi” adlı kitap ile İngilizlerin Ortadoğu’yu işgal etmek amacı ile Arnold Toynbee’ye yazdırdıkları propaganda amaçlı “Mavi Kitap”, sözde “Ermeni Soykırımı” iddialarının temelini teşkil etmekte.

 

20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren dozu gittikçe arttırılan ve Morgentahu ile Toynbee’ye yazdırılan kitaplara dayandırılan sözde Ermeni iddialarını, politika ile tarihi karıştıran bazı ülkelerin popülist politikacıları Meclislerinden geçirdikleri kararlarla yasalaştırdılar.

 

Bunlara güvenerek iddialarının dozunu arttıran Ermeniler, Batı Ermenistan’ı ele geçirmek yolunda birinci aşama olarak Türkiye’den özür dilemesini talep etmekteler.

Bunun arkasından ikinci aşama olarak 1915 yılında yaşanan yer değiştirmeye yönelik kayba uğranıldığı iddia edilecek servetlerin parasal tazminat talebi gelecektir.

Üçüncü ve son aşamada da, Batı Ermenistan topraklarını kapsayan bölge talep edilecektir.

 

Ata ATUN

e-mail: ata@kk.tc

http://www.twitter.com/ataatun

http://www.ataatun.com

12 Mayıs 2014

 

Büyük Ermenistan haritası
11 Mayıs 2014
Büyük Ermenistan Ülküsü için yorumlar kapalı
Okunma 1.997
bosluk

HOCALI SOYKIRIMI VE BÜYÜK ERMENİSTAN ÜLKÜSÜ

HOCALI SOYKIRIMI VE BÜYÜK ERMENİSTAN ÜLKÜSÜ

Ata Atun* Near East University Turkish Republic of Northern Cyprus
E-mail: ata.atun@atun.com
ABSTRACT
The purpose of this paper is to research and to emphasize the reasons of the genocide that took place at Khojali in 1992 and as well as to show the real aim underlying these mass killings.
Armenians do also have a “Great Idea” or “Great Dream” called Great Arme- nia or United Armenia, same as the Greek world’s “Megali Idea”, consisting of rebuilding the Byzantium Empire on Anatolian soil, to west part of the line connecting Samsun to Alexandria spanning upt o Aegean Sea, including soils of Macedonia and Albania in the Balkans and all the islands in the Aegean Sea and around Greece.
Eastern parts of Turkey and some territories adjacent to today’s Armenia con- stitutes this Great Armenia or United Armenia dream.
This ideal and the submission which was kept alive to be realized one day, al- most for the last 3 centuries caused the blood and tears of millions and contin- ues still today.
Although the policy of Tzar Peter the Great, which was formed around 18th Century, to reach hot waters,seems transfigured, for the time being it is still popular and valid in a rather different pattern and procedure.
The invasion of Ossetia and Abkhazia by the Russian Federation in 2008 and annexing some parts of Ukraine based on the decision taken by the Crimean Parliament, are actually the steps towards realization of Tzar Peter the Great’s policy to reach hot waters. Now the time has come to cut off some land from Turkey.
Although the members of the Politburo of the Union of Soviet Socialist Repub- lics who dared to claim officially Kars and Ardahan provinces of Turkey on June 8, 1945, already passed away, their successors have a positive look on to the Armenian dream and support the idea. Key Words: Khojali, Genocide, Armenian, GreatArmenia, Armenian ideal.

* Professor at Near East University, Lefkoşa (North Nicosia), Turkish Republic of Northen Cyprus

ÖZET
Bu çalışmanın amacı 1992 yılında yaşanan Hocalı katliamının hangi gerekçe-lerle ve hangi amaç doğrultusunda gerçekleştiğini araştırmak ve vurgulamaktır.
Yunanlıların, Samsun’dan İskenderun’a kadar çekilecek çizginin batısında ka-lan bölge ile Türkiye ve Yunanistan’ın etrafındaki tüm adaları, günümüz Makedonya devleti ile Arnavutluk- ‘u içine alan topraklar üzerinde Bizans Devletini yeniden kurmayı hedefleyen, adına Megali İdea dedikleri Büyük Ülkülerinin bir benzeri de Ermenilerde bulunmaktadır.
Adına Büyük Ermenistan veya Birleşik Ermenistan dedikleri toprakların bir kısmını Türkiye’- nin doğu bölgesi, bir kısmını da şimdiki Ermenistan sınırları içinde yer alan topraklar oluş- turmaktadır.
Yaklaşık son 3 yüz yıldır sürdürülen bu iddia ve yaşama geçirilmek istenen bu ülkü, sayıları milyonları bulan yöre insanının kan ve gözyaşının akmasına ne-den olmuştur ve halen de ne- den olmaktadır.
Rus Çarı I. Petro’nun 18. yüzyılda ortaya koyduğu sıcak denizlere inmek politikası, şekil de- ğiştirmiş olsa da halen daha farklı bir şekilde ve yöntemle devam etmektedir.
Rusya Federasyonu’nun 2008 yılında Kuzey Gürcistan’da yer alan Osetya ve Abhazya’yı işgal etmesi ve Kırım Parlamentosunun aldığı katılım kararı ile Ukrayna’nın bir parçası olan Kı- rım’ı kendi yönetimi altına alması, Rus Çarı I. Petro’nun yüzyıllar önce ortaya attığı sıcak denizlere ulaşmak fikrin gerçekleştirilmesi yönündeki adımlardır.
Sıra artık Türkiye’den toprak koparmak aşamasına gelmiştir. 8 Haziran 1945 tarihinde Türki- ye’den Kars ve Ardahan’ı resmen talep etmek cüretini gösteren dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yöneticileri şimdi artık hayatta olmasalar bile, kendilerinden sonra iktidara gelenler halen daha Ermenilerin bu taleplerine sıcak bakmaktalar ve desteklemekte- dirler., Anahtar Kelimeler: Hocalı, Soykırım, Ermeni, Büyük Ermenistan, Ermeni Ülküsü
GİRİŞ
Yunanlıların Megali Idea’larının (Büyük Ülkü) aynısı Ermenilerde de bulunmakta-
dır.
Bu ülkü Ermeni Devrimci Federasyonu – Daşnaksutyun’un 1988 tarihli programı içindeki Hangervanum söylemi madde 10. A ve Amaç” bölümü A. maddesinde net bir şekil- de belirtilmiştir. (ARF Program 1988) ARF Programı (1988) içinde yer alan Hangervanum söylemi madde 10. A: “Batı ve Doğu Ermenistan, Ermenistan alanlarını oluşturur.” şeklindedir. Orijinal metin: ” Ամբողջական Հայաստանի ստեղծում` արեւմտյան եւ արեւելյան Հայաստանի տարածքներում” şeklindedir.

ARF Programı (1988) içinde yer alan Amaç bölümü A. maddesi: “Ermeni Devrimci Federasyonunun Hedefi: A. Özgür, bağımsız ve Birleşik Ermenistan’ı yaratmak. Birleşik Er- menistan sınırları içinde Sevr Antlaşmasında belirtilen topraklara ilaveten Artsakh (Dağlık Karabağ), Javakhk (Gürcistan topraklarında yer alan Samtskhe-Javakheti) ve Nahçıvan bölgesini de içermelidir.” Orijinal metin: “ՀՅ Դաշնակցությունը նպատակադրում է. Ա. Ազատ, Անկախ եւ Միացn յալ Հայաստանի կերտում: Միացյալ Հայաստանի սահմանների մեջ պիտի մտնեն Սեւրի դաշնագրով նախատեսված հայկական հողերը, ինչպես նաեւ` Արցախի, Ջավախքի եւ Նախիջեւանի երկրամասերը” şeklindedir. Bu orijinal metnin İngilizcesi: “The goals of the AR Federation are: A. The creation of a Free, Independent and United Armenia. The United Armenia should include inside its borders the Armenian lands by the Sevres Treaty, as well as Artsakh, Javakhk and Nakhichevan provinces.” Büyük Ermenistan veya da Birleşik Ermenistan adını verdikleri bu ülküleri, tamamı bu günkü Türkiye sınırları içinde yer alan, Ermenice yazılışı “Միացեալ Հայաստան” ve Ermenice okunuşu “Miatsyal Hayasdan” olan Batı Ermenistan ile şimdiki Ermenistan sınırla- rı içinde yer alan, Ermenice yazılışı ” Միացյալ Հայաստան” ve Ermenice okunuşu
“Miatsyal Hayastan” olan Doğu Ermenistan’ı içine alan bölgede “Büyük Ermenistan”ı kur-
mayı hedeflemektedir. (Resim 1)

Ermenilerin Dağlık Karabağ’ı soykırım yaparak işgal etmelerinin kökeninde Doğu
Ermenistan sınırları içinde yer alan tüm toprakları Ermenileştirmek ve Ermenice okunuşu
“Miatsyal Hayastan” olan Doğu Ermenistan’ı bütün bir parça haline getirmek ülküsü yat-
maktadır.
BÖLGENİN TARİHSEL GEÇMİŞİ
Ermenilerin bu yöre içinde bağımsız bir devlet kurmak hayalleri 16. ve 17. yüz-
yılda oluşmaya başlamıştır. Eski adı ile Revan, yeni adı ile Erivan ve etraf bölgesinde faali-
yette bulunan Eçmiyazin Ermeni Patrikliği nedeni ile Ermeniler bölgeyi, kendileri için
Gregoryan’lığın doğduğu kutsal yer olarak kabul etmişlerdir (Kızılkaya, 2007, s. 299-311). Rus Çarı I. Petro’nun (1672-1725) sıcak denizlere inmek politikası ve bu doğrultuda Azak kalesini fethederek, Kafkasları ele geçirmek ve burada Osmanlı İmparatorluğu ile İran Şahlığına karşı Hıristiyan bir devlet kurmak planı, yörede yaşayan ve Hıristiyan bir topluluk olan Ermenileri ön plana çıkardı. Bunu bir devlet kurmak için fırsat olarak gören Ermeni asıllı İsrail Ori, hayalindeki “Büyük Ermenistan” haritasını kağıda dökerek Çar I. Petro’ya resmi bir ziyaret yaptı. Uzak vadeli planında sıcak denizlere inebilmek için Osmanlı İmparatorluğu ile Rus- ya İmparatorluğu arasında Kafkaslarda tampon ve Rusya’nın korumasında Hıristiyan bir dev- let kurmak olan Çar I. Petro ile hayalinde kutsal Revan bölgesinde Büyük Ermenistan’ı kur- mak olan İsrail Ori arasındaki bu görüşme, amaç ve hedefler farklı olsa da, bölgede Hıristiyan bir devletin kurulması çalışmalarını başlattı (Arzumanlı, 1998, s.6). Bu işbirliği bölgede bir Ermeni Devletinin kurulmasının ve Ermeni yayılmacılığının başlamasının ilk adımı oldu. Bölgede yaşamlarını sürdüren ve diğer etnik gruplara kıyasla çoğunluk konumundaki Ermeniler ve Azerbaycan’lılar arasında 17. ve 18. yüzyılın başlarına kadar aralarında ırksal nedenlere dayalı herhangi bir çatışma yer almamıştır. Bölgede etnik gruplar arasında çatışmalar, Rusya İmparatorluğunun Kafkaslarda Hı- ristiyan bir devlet kurmak hedefine gidiş planının ilk adımı olarak bölgeye Hıristiyan göçmen- leri yerleştirmesi ile başlamıştır. İran Kaçar Hanedanlığı ile Rusya İmparatorluğu arasında 1826 yılında başlayan ve 2 yıl süren savaş sonrasında 1828 yılında imzalanan Türkmençay antlaşması ile Revan Hanlığı,
Nahçıvan hanlığı ve Talış Hanlığı Rusya İmparatorluğuna bırakılmış ve Aras nehri iki ülke arasındaki yeni sınır çizgisi olarak kabul edilmiştir. İlk göç 21 Şubat 1828 tarihinde imzala- nan bu antlaşması sonrasında İran Kaçar Hanedanlığı sınırları içinde, özellikle Güney Azer- baycan olarak tanımlanan bölgede yaşamlarını sürdüren ve sayıları birkaç yüzbini bulan Er- meni’lerin Karabağ Bölgesine ve civarına göç etmesi ile başlamıştır.
ERMENİ VİLAYETİ’NİN KURULUŞU
Rus çarı I. Nikola’nın 20 Mart 1828 tarihinde onayladığı Çarlık Fermanı uyarınca es- ki Revan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı ve Ordubad’ı kapsayan bölge içinde 21 Mart 1828 tari- hinde Ermeni Vilayeti kuruldu ve yönetici olarak da Aleksander Çavçavadze atandı. Aynı doğrultuda 1828 -1829 yılları arasında gerçekleşen Türk-Rus savaşından sonra Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya İmparatorluğu arasında imzalanan Edirne Antlaşması sonra- sındaki ilk sene içinde 21,666 Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşı (Göyüşov, 1993, s.75), son- raki yıllarda da gerçekleşen göçlerle toplamda 84 bine yakın ve Anadolu’nun çeşitli yörele- rinde dağınık halde yaşamlarını sürdüren Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşları Karabağ böl- gesine göç ettirilmişlerdir. (Arzumanlı, 1998, s.12-22). Bu göçler sonrasında bölgeye gelerek yerleşen göçmenlerin sayısı yaklaşık olarak bir milyonu bulmuştur.
ERMENİLERİN ÖRGÜTLENMESİ
19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’da yaşanan monarşiden devletleşmeye geçiş ha- reketleri ve Balkanlarda Osmanlı İmparatorluğuna karşı başlatılan isyan hareketlerinden etki- lenen Ermeniler, 1887 yılına Cenevre’de Hınçak (Çan) örgütünü, 1890 yılında da Tiflis’de aşırı sağcı Taşnaksütyun (Birlik) örgütünü kurarlar (Doğan, 2008, s.307-328). Bu iki örgüt, Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya İmparatorluğu toprakları içinde ya- şamlarını sürdüren Ermenilerin ortak vatanları olan “Büyük Ermenistan”ın (Birleşik Ermenis- tan) kurulması yolunda çalışmalarını başlatırlar (Doğan, 2008, s.307-328). Taşnaksütyun, bölgeyi Ermenileştirme, terör yaratma ve Ermeni olmayanları bölge- den kovmak çalışmalarının kapsadığı alan, bütün Güney Kafkasya’yı, Osmanlı toprakları için- deki Anadolu’nun Doğu kesimlerini ve Güney Azerbaycan bölgesini içine almaktaydı.
Güney Kafkasya’nın Rusya İmparatorluğu tarafından işgalinden sonra ilk kez 1905 yılında silahlı Ermeni komiteciler Azerbaycan Türklerine karşı kanlı saldırılar düzenlemeye başlamışlardır (Swietochowski-Mert, 1988, s.137). 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik devrimini fırsat bilen Taşnaksutyun Ermeni Dev- rimci Federasyonu, 1918 yılında Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Kurul- duğu günden itibaren genişleme politikası güden Ermeni devleti ilk etapta gözünü Azerbaycan ile Nahçivan arasında yer alan Zengezur’a ve Karabağ’a dikerek saldırılar başlatmıştır. Devrim lideri Lenin’in, Bolşevik devriminden 2 ay sonra Ermeni Stepan Şaumyan’ı Kafkasların olağanüstü komiseri ataması ile Ermeni-Bolşevik işbirliği daha da gelişmeye baş- lamıştır. Komiser Şaumyan ve Taşnaksütyun partisinin diğer temsilcileri “Büyük Ermenistan” devletini kurmak siyasetini Bolşevik bayrağı altında korkusuzca yürütmeye başladılar (Azer- baycan Arşivi, F176, s.2). Kızılı Ordu’nun Genel Kurmay Başkanı olan Ermeni Z. Avetisov, 1918 yılı başında yeniden yapılandırdığı Kafkas ordusunun yüzde 80’ini Ermenilerden oluşmasını sağladı (Arzumanlı, 1995, s.13).
ERMENİLERİN SİLAHLI SALDIRIYA BAŞLAMALARI
30 Mart 1918 günü Bakü’ye saldıran Bolşevik-Ermeni Birliklerinden oluşan Rus Kafkas Ordusu 3 gün süren bir katliam yapmış ve yaklaşık olarak 30 bin civarında Müslümanı katletmişlerdir. Bakü, 15 Eylül 1918 gününe kadar Ermeni-Rus işgali altında kalmış ve bu tarihte Batum Antlaşması uyarınca Kafkas İslam Ordusu Karabağ üzerinden Bakü’ye ilerlemiş ve şehri ele geçirmiştir (Aydemir, 1985, s. 425-6) 1920 yılında Kızıl Ordunun Kaflasya’yı işgaline kadar daha da yoğunlaşan Ermeni saldırıları katliama dönüşmüş ve yüz binlerce Azerbaycan Türk’ü hayatını kaybetmiş, bir o kadarı da göç etmek zorunda kalmıştır. Bolşevik Kızıl Ordu Birliklerinin 28 Nisan 1920 tarihinde Azerbaycan’a ve 29 Kasım 1920 tarihinde Erivan’a girmesiyle bölge Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC) hakimiyeti altına girmiştir.
ERMENİSTAN TOPRAKLARININ BÜYÜMESİ
1922 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne dönüşen Rusya Sovyet Fede- ratif Sosyalist Cumhuriyeti Rusya Merkezi Yürütme Komitesi, Azerbaycan Sovyet Cumhuri- yeti’nin sınırları içinde yer alan Zengezur bölgesinin Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’nin top- rakları içinde olduğu kararını aldı. Bu karar doğrultusunda Zengezur bölgesi ile Göyçe vilaye- ti Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’ne bağlandı. 1922 yılında, aynı yöntemle de Karabağ bölgesi Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti içerisinde kalmak kaydı ile Ermenilere özel statünün tanındığı Özerk Vilayet ilan edildi. Rus Çarı I. Petro’nun 18. yüzyıl başında biçimlendirdiği sıcak denizlere ulaşmak he- defi doğrultusunda Rusya Merkezi Yürütme Komitesi’nin maksatlı olarak aldığı bu iki karar- dan sonra Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’nin yüzölçümü 9,000 kilometre kareden, 29,000 kilometre kareye çıktı (Attar, 2005, Bölüm 3). 110 bin Azerbaycan Türk’ü 1948-1953 yılları arasında silah zoru ile yaşadıkları yer- lerden kovularak göçe zorlandılar. 230 bin Azerbaycan Türk’ü de 1988-1989 yılları arasında türlü baskı, tehdit ve insan- lık dışı ırk ayırımcılığı (apartheid) uygulaması ile karşı karşıya kaldılar. Günlük gıda ürünleri satışının yapılması, sağlık hizmetlerinin verilmesi ve benzeri insanca yaşam gereksinimleri yasaklanıp tüm sosyal haklar ellerinden alınarak yaşadıkları yerlerden göçe zorlandılar (Cabbarlı, 2002, s.122). TÜRKİYE’DEN TOPRAK TALEBİ
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde Polit Büro’da etkin görevlere gelmiş olan Komünist partisinin önde gelen Ermeni üyeleri, II. Dünya savaşından galip çık- manın ve Almanya’yı yenilgiye uğratmanın sarhoşluğu içinde Türkiye’den toprak talebinde bulunmaya başlamışlardır. SSCB Dışişleri Bakanı V. Mikkailovich Molotov, 8 Haziran 1945 tarihinde Türki- ye’nin Moskova Büyükelçici Selim Sarper ile yaptığı remi görüşmede, SSCB adına resmen Kars ve Ardahan’ın kendilerini verilmesini talep etmiştir (Sotniçenko, 2011, s.327).
BÖLGEYİ ERMENİLEŞTİRME GİRİŞİMLERİ
1935 yılına kadar Türkçe isimlerle anılan yörelerin adları bu yıldan itibaren Bölgeyi Ermenileştirme Politikası doğrultusunda yavaş yavaş Ermeni isimleri ile değiştirilmeye baş- landı.
1991 yılında mevcut Ermeni hükümetinden kesin bir karar çıkarttırmayı başaran Er- menistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’ın verdiği emirle, asırlardır Türkçe olarak kayda geçmiş olan 90 Azeri köyünün adları Ermeni isimleri ile değiştirildi.
SONUÇ
Rusya ve Ermenistan tarafından planlı ve programlı bir şekilde göçe zorlanan Azerbaycan’lılar 1990 yılı başlarında toplu halde mitingler ve gösteriler yapmaya başlayınca, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yönetimi Dağlık Karabağ’da ve çevresinde güvenlik önlemleri almak bahanesi ile 16 Ocak 1990 tarihinde Bakü’yü kuşattı ve 19 Ocak gecesi Bakü’ye girerek katliam yaptı (Azebaycan’ın Sesi). 1988 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin verdiği destekle Ermenistan- ‘ın Azerbaycan’a karşı başlattığı resmi olmayan savaş ve topraklarını genişletme politikası, 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde yaşanan çöküş ve dağılma süreci Ermeniler tarafından iyi bir şekilde değerlendirilmiştir. Doğu Ermenistan’ın Azerbaycan top- rakları içinde kalan bölgelerinin ele geçirilmesi için bir fırsat olarak gören Ermenistan Cum- hurbaşkanı Robert Koçaryan Sovyet ordusu bölgeden çekilirken silahları adeta danışıklı bir dövüşle devir almış ve ordusunu güçlendirme yoluna gitmiştir (Waal, 2004, s.132). Bu tarihten sonra Azerbaycan köyleri ve yerleşim yerleri Ermeni ve Rus askeri bir- likleri tarafından saldırıya uğramaya ve yağmalanmaya başlanmış, insanları da katledilmiştir. Bu vahşetin en büyüğü ise 26 Şubat 1992 sabahı Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinde yaşandı. Hocalı’da yaşananlar katliamdan çıkarak Soykırıma dönüştü. Silahsız ve masum 3 çocuk, çe- şitli yaş gruplarında 106 kadın ve 229 erkek hunharca katledildi. 150 kişi ise kaybolmuş olup akibeti bilinmemektedir. Bu saldırı sonrasında Ermeniler Azerbaycan Devletine ait Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi ve etrafında yer alan 7 bölgeyi işgal etmiştir. 13 Mart 1992 tarihli Ahtarış Gazetesi ön sayfasında yayınladığı bir haberde, Hocalı katliamını yapan 336. Rus Mekanize alayına bizzat emir veren Boris Yeltsin’in “Karabağ’da Türk varlığının edilmesi gerekmekteydi” sözleri yer almıştır (Attar, 2003, s.6). Bu kanlı işgal sonrasında Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisini kaybetmiştir.
SON SÖZ
Ermenilerin Büyük Ermenistan veya da Birleşik Ermenistan adını verdikleri büyük ülküleri içinde yer alan Doğu Ermenistan topraklarının işgali Hocalı katliamından sonra ta- mamlanmıştır. Şimdi sıra tamamı bu günkü Türkiye sınırları içinde yer alan Batı Ermenistan’ın işgal edilmesine ve ele geçirilmesine gelmiştir. I. Dünya savaşında Amerika Birleşik Devletlerinin savaşta müdahil olmak stratejisi doğrultusunda Cumhurbaşkanı Wilson’un seçimlerinde Wilson’a büyük boyutlarda para yarı- mı yapması nedeni ile 1915 yılında İstanbul’a ABD Büyükelçisi olarak gönderilen Morgenthau’ya ısmarlama yazdırılan “Büyükelçi Morgenthau’nun Hikayesi” adlı kitap ile İn- gilizlerin orta Doğu’yu işgal etmek amacı ile Arnold Toynbee’ye yazdırdıkları propaganda amaçlı Mavi Kitap sözde “Ermeni Soykırımı” iddialarının temelini teşkil etmektedir. Bunların dışında Ermenilerin sözde iddialarını dayandırabildikleri hiç bir belge bu- lunmamaktadır. I. Dünya Savaşı sonrasında İstanbul’u işgal eden İtilâf Devletleri, tutukladıkları ve Bekirağa Bölüğü’nde göz altında tuttukları İttihat ve Terakki dönemi yöneticileri olan eski Bakan, Sadrazam ve önde gelen İttihatçılardan 67 tanesini alıp sözde Ermeni Soykırımı suç- laması ile Malta adasına yargılamak üzere götürmüşlerdir. Osmanlı Devletinin tüm arşivi ellerinde olmasına ve arşivi didik didik etmelerine rağmen hiç bir suçlayıcı belge bulamayan İttihat devletleri Mahkemeye suçlayıcı belge suna- madıkları için, mahkeme fiyaskoyla sona ermiş ve gıyaben suçlananların dışında hiç bir tutuk- lu soykırım iddiası ile ceza almamıştır. 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren dozu gittikçe arttırılan ve Morgentahu ile Toynbee’ye yazdırılan kitaplara dayandırılan sözde Ermeni iddialarını, politika ile tarihi karış- tıran bazı ülkelerin popülist politikacıları Meclislerinden geçirdikleri kararlarla yasalaştırmış- lardır. Bunlara güvenerek iddialarının dozunu arttıran Ermeniler, Batı Ermenistan’ı ele ge- çirmek yolunda birinci aşama olarak Türkiye’den özür dilemesini talep etmektedirler. Bunun arkasından ikinci aşama olarak 1915 yılında yaşanan yer değiştirmeye yönelik kayba uğranıldığı iddia edilecek servetlerin parasal tazminat talebi gelecektir. Üçüncü ve son aşamada da Batı Ermenistan topraklarını kapsayan bölge talep edile- cektir.
REFERANSLAR
ARF Program 1988. Ermeni Devrimci Federasyonu Programı (1988). Hangervanum söylemi madde 10. A. http://archive.today/cUJmz. Yayın 14 Şubat 1988, alıntı 26 Nisan 2014. ARF Program 1988. Ermeni Devrimci Federasyonu Programı (1988). Amaç Bölümü, A. maddesi. http://archive.today/cUJmz. Yayın 14 Şubat 1988, alıntı 26 Nisan 2014. Ծրագիր Հայ Յեղափոխական Դաշնակցության (1998) [Armenian Revolutionary Federation Program (1998)]” (Ermenice). Ermeni Devrimci federas- yonu Sitesi. 14 Şubat 1998. Orijinalinden 26 Nisan 2014 tarihinde alınmıştır. Orijinal metin, Amaç Bölümü madde A. Ermenice yazılışı. ՀՅ Դաշնակցությունը նպատակադրում է. Ա. Ազատ, Անկախ եւ Միացn յալ Հայաստանի կերտում: Միացյալ Հայաստանի սահմանների մեջ պիտի մտնեն Սեւրի դաշնագրով նախատեսված հայկական հողերը, ինչպես նաեւ` Արցախի, Ջավախքի եւ Նախիջեւանի երկրամասերը İngilizce çevirisi “The goals of the AR Federation are: A. The creation of a Free, Independent and United Armenia. The United Armenia should include inside its borders the Armenian lands by the Sevres Treaty, as well as Artsakh, Javakhk and Nakhichevan provinces.”
Arzumanlı, Vagif., Hebiloğlu, Veli., Muhtarov, Kamil. 1918 Yılı Kırgınları, Bakü, Azerbay- can, 1995. Bakü Öğretmen Yayımevi.
Arzumanlı, Vagif., Mustafa, Nazım. Tarihin Kara Sehifeleri: Deportasiya, Soykırım, Kaçkın- lık. Bakü, Azerbaycan, 1998, Kartal Yayınları.
Attar, Aygün,. Karabağ Sorunu ve Çözüm Arayışları, İstanbul, 2003. Dokuzuncu Askeri Ta- rih Semineri Bildirileri, Genelkurmay ATASE Başkanlığı, (22-24 Ekim 2003)
Attar, Aygün., Karabağ Sorunu Kapsamında Ermeniler ve Ermeni Siyaseti. Ankara, Türkiye, 2005, Başbakanlık Atatürk Araştırma Merkezi, ISBN 9751618126
Aydemir, Ş. Süreyya., Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa (1914-1922), Cilt III, Anka- ra, Türkiye, 1985, Remzi Kitabevi, ISBN 9751403324
Azerbaycan Arşivi. Azerbaycan Cumhuriyeti Siyasi Partiler ve Sosyal Hareketler Tarih Arşi- vi, F 176, s. 2, Dosya 20, Varak 18.
Azerbaycan’ın Sesi, Hidayet Şehitleri, Bakü, Azerbaycan, 1992, Azerbaycan’ın Sesi Gazetesi, 18 Ocak 1992.
Cabbarlı, Hatem., Geçmişten Günümüze Ermenistan’da Azerbaycan Türkleri, AVİM Ermeni Araştırmaları, Ankara, 2002, Sayı 4, Aralık 2001-Ocak, Şubat 2002, Yorum matbaa- sı. http://www.avim.org.tr/uploads/dergiler/Ermeni-Arastirmalari-Sayi-4-pdf.pdf
Colonial Policy of the Russian Tzarism in Azerbaijan in 20-60’s XIX Century, Part I, Moscow-Leningrad, 1936
Doğan, Orhan. Ermeni Komiteleri Hınçak ve Taşnaksütun (Rus Adalet Bakanı Y. Muravyev’in Ermeni komitelerine İlişkin Raporu). Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 20, yıl 2008
Göyüşov, Reşid. Qarabağın Keçmişine Seyahet, Bakü, Azerbaycan, 1993, Azerbaycan Devlet Neşriyatı.
Kızılkaya, Oktay. Revan (İrevan) ve Iğdır Yöresinde Demografik Yapının Ermeniler Lehine Dönüştürülmesi Süreci (1828-1920). Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 22, yıl 2007
Sotniçenko, Aleksandr. -Yayına Haz. Kamalov İlyas, Svistunova İrina -, 1945- 1956 Yılların- da Türk-Sovyet Diplomatik Mücadelesi ve Sonuçları, Türk Rus İlişkileri I. Çalıştay Bildirileri, Ankara, 2011
Swietochowski, Tadeusz. Müslüman Cemaatten Ulusal kimliğe Rus Azerbaycan’ı (1905- 1920), Çeviri Nuray Mert, İstanbul, Türkiye, 1988, Bağlam Yayımcılık.
Waal, de Thomas. Black Garden: Armenian aznd Azerbaijan through Peace and War, New York, USA, 2004, New York University Press.
RESİMLER
Resim 1: Büyük Ermenistan Sınırları
Büyük Ermenistan

11 Mayıs 2014
HOCALI SOYKIRIMI VE BÜYÜK ERMENİSTAN ÜLKÜSÜ için yorumlar kapalı
Okunma 206
bosluk

ORTADA TOPLU MEZAR YOK

ORTADA TOPLU MEZAR YOK

Milat Gazetesi

http://www.milatgazetesi.com/Ortada-toplu-mezar-yok/55169#.U2JjN_l_u30

 

ORTADA TOPLU MEZAR YOK

Söyleşi: Özlem Doğan

 

Ortada toplu mezar yok

28.04.2014 10:03

Ermeni soykırımını destekleyenlerin, bu iddialarının temelsiz olduğunu kendilerinin de bildiğini ifade eden Prof. Dr. Ata Atun “Ermeni soykırımının yapıldığını farz edelim; o halde bu bir buçuk milyon kişinin gömüldüğü toplu mezarlar nerede” diye konuştu.

 

Söyleşi: Özlem DOĞAN

 

milat.ozlem@gmail.com

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 1915 olaylarında hayatını kaybeden Ermenilere dilediği baş sağlığı mesajı sözde Ermeni soykırımı iddiasını yeniden alevlendirdi.  Amerika Ermeni Ulusal Komitesinin (ANCA) Erdoğan’ın 1915 olaylarına ilişkin taziye mesajını ‘inkarı yeniden paketleme’ çabası olarak yorumlaması ise bu iyi niyet mesajının Ermenistan tarafından dostluk ifadesi olarak algılanmadığını gözler önüne serdi. Hiçbir tarihsel gerçeğe dayanmayan sözde Ermeni soykırımını, tehciri ve Başbakan’ın taziye mesajını Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Atun’la konuştuk.

 

O DÖNEMİN ŞARTLARIYLA İMKÂNSIZ

 

Türkiye’nin yıllardır başını ağrıtan Ermeni soykırımı iddiası ne derece doğru?

 

Ermenilerin iddia ettiğine göre katliam beş buçuk ay oldu. Yani 1915 Mayıs ayında başlayan ve Kasım ayında biten bu katliam sonucunda bir buçuk milyon kişi öldürüldüyse her gün Osmanlı’nın on bin kişiyi katletmesi gerekiyor. Onları öldürmek için en az on bin kurşun ve bu on bin kişiyi bir arada tutabilmek için en az beş altı bin kişilik ordu gerekiyor. Bütün bunlar bir yana bu öldürülen binlerce kişiyi gömebilmek için her gün üç bin metreküp çukur kazmak gerekiyor. Yani bir futbol sahası büyüklüğünde. O dönemin şartlarını göz önünde bulundurun! Hiçbir araç ve kazıcı yok. Daha mantıksızlık buradan başlıyor. Bir buçuk milyon kişiyi beş buçuk ayda katledebilmek için müthiş bir insan gücü ve imkân gerektiriyor. Bu katliamın yapıldığını farz edelim;  o halde bu bir buçuk milyon kişinin gömüldüğü toplu mezarlar nerede?

 

Ermeni nüfusunun o dönemde bir buçuk milyon olma ihtimali var mı? Yapılan nüfus sayımlarında bu oran belli değil mi?

 

Arşivlerde 1882’den 1915’e kadar yapılmış olan nüfus sayımları var. Ola ki Osmanlı’yı nüfus sayımlarında gerçeği yansıtmamakla suçlarla diye Osmanlı’nın nüfus sayımlarından bahsetmiyorum. Fakat Fransızların, İngilizlerin, Almanların, Amerikalıların ve oradaki misyonerlerin ve özellikle de Ermeni Patriğinin her sene Osmanlı Devleti’ne vergi ile ilgili olarak verdiği bir nüfus bildirimi var. Bunların hiç birinde bu kadar büyük bir nüfusun olduğu gözükmemektedir. Altı yüz binden, bir milyon yedi yüz bine kadar oynayan rakamlar var. Bir milyon yedi yüz bin kişinin bir buçuk milyonu katledildikten sonra Fransa’da, Amerika’da, Avrupa’da yaşayan şu an ki göçmenleri de işin içine koyarsanız bu nüfus yetmiyor. Yaklaşık dört milyon Ermeni nüfusu olması lazım ki soykırımdan geriye kalan nüfus şimdiki Ermenistan’ın, Avrupa ve Amerika’da yaşayan göçmenlerin kökünü oluşturabilsin. Bu yüzden soykırım yalanı yurt dışında yaşayan Ermenilerden para toplamaya yönelik 1918’lerde başlamış olan bir sistemden başka bir şey değil.

 

TAMAMEN HAYALÎ İDDİALAR

 

Daha önce de belirttiğiniz gibi; katliamların en büyük delili toplu olan mezarlara hiç rastlanmadı. O halde Ermeniler soykırım iddialarını hangi belge ve kaynaklara dayandırıyor?

 

Ermenilerin katliam iddialarını dayandırdıkları iki kitap var. Biri İngilizlerin yayınladığı “Blue Book”, diğeri ise “Büyükelçi Morgentahu’nun Hikayesi” adlı kitap. Yahudi kökenli Amerikalı büyükelçi Morgentahu tayini çıkarak İstanbul’a geliyor ve burada kaldığı müddetçe Pendik ve Üsküdar’dan öteye, kuzeyde ise Belgrat Ormanları’ndan ileriye gitmiyor. Fakat yanında sekreterliğini ve çevirmenliğini yapan iki Ermeni’den duyduklarını bir deftere yazıyor. Amerika’ya döndüğü zaman Pulitzer ödüllü bir yazara bir buçuk milyon dolarlık bir ödeme yaparak defteri kitaplaştırması için teslim ediyor. İşte tamamen hayali olan ve hiçbir gerçeği içermeyen Morgentahu’nun kitabı buradan çıkıyor. Ama Amerika’da yayınlandığı için Ermeniler bu kitaba dört elle sarılıyorlar. İngilizler’in Blue Book/Mavi Kitabı ise 1916 yılında Ortadoğu’yu Fransızlarla paylaşmanın alt yapısını hazırlamak için o dönemdeki kendi adamlarından olan genç bir tarihçiye hazırlattıkları bir kitaptır. Aradan yıllar geçtikten sonra bu tarihçi “Ben Mavi Kitabı üstlerimden gelen talimatla yazdım” şeklinde bir açıklama yaptı.

 

O yıllarda işgalci kuvvetlerin bu hadise üzerinde herhangi bir yaptırımı söz konusu mu?

 

Birinci dünya savaşı sonlarına doğru İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde “Bütün Osmanlı arşivleri bizim elimizde. Ermeni katliamı yapan herkesi yakalayacağız.  Arşivlerden bulduğumuz belgelere göre yargılayıp asacağız” diyorlardı. O döneminde meclisinde görev almış bütün ittihatçıları ve yöneticileri toplayarak Malta’ya götürdüler ve orada bir mahkeme kurdular ama orada hiç kimse ceza almadı. Zira onları suçlayacak hiçbir belge ya da evrak bulamadılar. Kulaktan dolma dedikodulardan ibaret olan soykırım iddiaları yüzünden Malta’da suçlanıp hüküm giyen bir hiçbir Türk politikacı ve yönetici yoktur.

 

TÜRKLER KATLEDİLDİ

 

Soykırımı tanıyan ülkeler ve Ermeni diasporası Taşnak sutyun ve Hınçak çetelerinin yaptığı belgeli katliamları niye dile getirmiyor?

 

Taşnakların birinci kongresinde o dönemde Taşnak Partisi başkanı olan Ohannes Kaçaznuni genel kurulda yaptığı açıklama da Türklerin değil, Ermenilerin Türkleri katlettiğini, köyleri basıp masum kadın ve çocukları öldürdüğünü ifade etmiştir. Biz bunları daha yeni yeni fark ediyoruz. Halbuki bu bilgileri bizim çoktan ortaya çıkarmamız gerekirdi. Bu güne dek Türkiye’nin “Türk ve Ermeni Tarihçiler karşılıklı otursun, belgeleri ortaya koysun ve tartışınlar” çağırısına olumlu yanıt vermiyorlar, daha doğrusu veremiyorlar. Çünkü Ermeni soykırımını destekleyenlerde iddialarının temelsiz olduğunu biliyor.

 

Tehcir sırasında göçe zorlanan azınlık iddia edildiği gibi yollarda büyük felaketlerle karşılaştılar mı?

 

Tehcir bir yer değiştirmedir. Kafkaslarda yaşayan Ermenilerin Rus ordusuna katılarak büyük Ermenistan’ı kurma hayaliyle Türk köylerine saldırmaları sonucu İttihat ve Terakki partisi tarafından Ermenilerin yer değiştirmesi kararıyla sonuçlanmıştır. İddia edildiği gibi Van’dan, Erzurum ve Erzincan’dan Suriye’ye göç yürüyerek olmamıştır. Yolun yüzde sekseni trenle, yüzde yirmisi ise yürüyerek geçilmiştir. Araştırmalarda bu bilgiye de rastlayabilirsiniz.

 

Başbakan Erdoğan’ın dünya medyasında gündem oluşturan taziye mesajını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Türkiye açısından insancıl ve dostluk içeren bir açıklama yapıldı. Cumhurbaşkanının ziyareti ve milli maça ilaveten 1915’ten sonra ilk defa böyle Türkiye Cumhuriyeti’nin üst düzey yöneticilerinden bir Başbakan (Osmanlı dönemine bakarsak o dönemin sadrazamı) barışa yönelik güzel bir açıklama yaptı.  Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül Ermenistan’a nasıl maç izlemeye gittiyse Sayın Erdoğan’da bir iyi niyet belirtisi olarak baş sağlığında bulundu.

 

* Saraybosna’da sekiz bin kişiyi katlettiler. Üç kere yer değiştirdiler. Her türlü alet ve aygıtları olmasına rağmen toplu mezarlar bulunmaya devam ediyor ama bir buçuk milyon kişinin toplu mezarı ortaya çıkmıyor. Çünkü ortada kemik, ceset ya da mezar yok. Matematiksel hesaplarda soykırım iddiasının yalan olduğunu ortaya koyuyor.

 

* Ermenilerin istediği; Türkiye’nin soykırımı tanıdıktan sonra tazminat talebi daha sonra da bu olayların geçtiği toprakların Ermenistan’a iade edilmesidir. Bunu hiçbir Türk hükümeti kabul etmez.

 

 

1 Mayıs 2014
ORTADA TOPLU MEZAR YOK için yorumlar kapalı
Okunma 335
bosluk

Kıbrıs’ta Yunan Darbesi

Kıbrıs’ta Yunan Darbesi

1974 yılında, dönemin Yunanistan’daki Albaylar cuntasının Kıbrıs’ta Makarios’a karşı düzenlediği darbenin bu gün 39. yıl dönümü.

 

Darbe gününde yaşanılanlar, benim Mağusa’da yolda gördüğüm Rum Milli Muhafız Ordusu tankları, Mağusa Namık Kemal Lisesi’nin bitişiğindeki Rum Polis Merkezinde yaşanan çatışma, yolda kaçışan Rumlar, Rumların girişine yasak olan Mağusa kapısından içeri can havliyle girip Türklerden sığınma dileyen Makarioscu Rumlar ve televizyonda Makarios’un yakalanıp öldürüldüğü haberi. Hepsi daha dün yaşamışım gibi gözümün önünde, cap canlı hafızamda.

 

Öğleyin hepimizin, yani Mağusa’daki 16 yaş üzeri tüm erkeklerin silah altına çağrılması, terhis olanların evlerinde sakladığı mücahit elbiselerimizi giyerek tabura gitmemiz ve silahlarımızı alarak Rumlarla çarpışacağımız mevzilerimize girmemiz.

 

Öğleden sonra da Makarios’un radyoda, derinden gelen cızırtılı bir sesle “İme Magarios”, “Ben Makarios” kelimeleri ile başlayan ve “Ölmedim, hayattayım” sözleri ile devam eden Rum halkına hitabını, soluk bile almadan ufacık cep radyomuzdan dinlememiz.

 

Akşam, Cumhurbaşkanlığı vekilliği için Rum Cemaat Meclisi Başkanı Glafkos Klerides’e teklif yapıldığı ve Klerides’in bu teklifi reddettiği, arkasından bu teklifin Triandafilides’e yapıldığı ve onun da reddettiği haberi.

 

Ertesi gün bu teklifin, Mahi gazetesi sahibi, EOKA’nın tetikçisi ve bir çok masum İngiliz erkek, kadın ve çocuğunu Lefkoşa’nın alış veriş merkezi olan Uzun Yol’da arkadan yaklaşıp sinsice vuran ve elindeki tabancayı da hemen arkasından gelen kız öğrencilere verip cürüm aletini başarıyla yok eden katil Nikos Samson’a yapıldığı haberi ve Nikos Samson’un da bu teklifi kabul ederek Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ilan edildiği.

 

Ertesi gün öğleye doğru Nikos Samson’un yeni Bakanlar Kurulunu ataması, atama töreni biten yeni Bakanlar Kurulunun hemen toplanarak “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”ni ilan etmek kararını alması ve Nikos Samson’un televizyon ekranına çıkarak “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”nin ilan edildiğini açıklaması.

 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı rahmetlik Bülent Ecevit’in Baltık ülkelerini ziyareti. Bizim siperde heyecanlı bekleyişimiz ve kendi aramızda Türk askeri bu sefer adaya çıkar mı tartışmalarımız.

 

Nikos Samson’un televizyonda, “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’nin lav edildiği ve adanın Yunanistan’a bağlandığı” açıklaması. Yükselen endişelerimiz ve siperde kendi aramızda “Bu kararı kabul etmiyoruz,  sonuna kadar çarpışacağız ama Yunanistan’a bağlanmayacağız” yeminimiz.

 

Ecevit’in Danimarka’dan dönüşte çıkarmadan bahsetmemesi ve garantör ülke olarak İngiltere’yi ziyaret etmek kararı. Bir türlü çıkarma kararı açıklanmadığı için bozulan morallerimiz, tuzla buz olan beklentilerimiz ve “Türkiye galiba gelmeyecek” kökenli düş kırıklığımız.

 

18 Temmuz perşembe günü Ecevit’in Cumartesi günü TBMM’yi Kıbrıs konusunda görüşmeye çağırma açıklaması ve morallerimizin sıfırlanması. “Ecevit, 20 Temmuz Cumartesi günü milletvekillerini “Kıbrıs genel Görüşmesi” için toplantıya çağıracak, kim bilir kaç gün sürecek bu toplantı ve bu sefer de Türk askeri gelmeyecek” konusunda kendi kendimize siperde yorumlar yapmamız ve ümitlerimizi yitirmemiz.

 

19 Temmuz akşam üzeri kırmızı alarm emrinin verilmesi ve bizim bu emre bir anlam veremeden, hazırlanmamız. Gece yarısından sonra miğferleri giyme ve mermi kutularının açılması, silahların son bakımının yapılması emrinin bize ulaşması. Bizim hala ne olup bittiğini bilmeden ve anlamadan bölgenin en üst düzey askeri komutanı olan Sancaktarımızın moralimizi düzeltmek için bu tür emirleri gönderdiğine inanmamız.

 

20 Temmuz sabahı saat beşte rahmetlik Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş’ın radyodan dinlediğimiz tarihi konuşması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin, kahraman Türk Askerinin çıkartmayı başlattığı müjdesi. Gözyaşları içinde mevzide birbirimize sarılmamız ve “beni utandırma” diyerek 81’lik havanıma sarılıp onu öpmem. Koskoca havanı neresinden öptüysem….

 

Saat On’a beş kala Mağusa’da silahlı çatışmanın başlaması, korkunç bir mermi yağmuru ve kulakları sağır eden patlamalarla Rumlarla sıcak çatışmaya girmemiz.

İşte aklımda canlılığını hala koruyan 15 Temmuz darbesi ve 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı’nın başladığı gün ile ilgili anılarım bunlar. Neredeyse 40 yıl oldu. Göz açıp kapayıncaya kadar geçti ama anısı hala taptaze hafızamda ve gözlerimin önünde.

 

Adayı İngilizlere kiraladıktan ve elimizden uçup gitmesinden tam 96 yıl sonra Türk askeri ile tekrardan kucaklaşmak şansına sahip sayılı Kıbrıslı Türklerden biri olarak bu tarihi anının mezara kadar benimle gideceği de kesin….

 

Ata ATUN

e-mail: ata@kk.tc

http://www.twitter.com/ataatun

http://www.ataatun.com

15 Temmuz 2013

14 Temmuz 2013
Kıbrıs’ta Yunan Darbesi için yorumlar kapalı
Okunma 223
bosluk
  • Sayfa 2 ile 2
  • <
  • 1
  • 2
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-3

Arşivler

Son Yorumlar