WHY THE CYPRUS PROBLEM CANNOT BE SOLVED

WHY THE CYPRUS PROBLEM CANNOT BE SOLVED

The main factors that have made Greek Cyprus unwilling to help solve the dispute on the island are international powers requiring that the roots of the problem and the responsible party be disregarded and clearing the path for Greek Cyprus’s membership to EU.

Turkish Cypriot President Rauf Denktaş has been characterized as intransigent, but this does not conform to reality. As a matter of fact, it was the Greek side that rejected all UN proposals for reunification of the island.

 

The Turkish side, while in favor of Cuellar’s “Set of Proposals” in March 1986, Boutros-Ghali’s “Set of Ideas” in 1992 and finally the Annan plan on April 24, 2004, the Greek side, beguiling the international community to the last minute, looking for support by pretending to be the underdog and supporting it until the very last moment, was always the side against a solution.

 

On top of that, although the current administration of the Turkish Republic of Northern Cyprus (KKTC) came to power on rallying cries of a solution to the Cyprus problem and EU membership, the Cyprus problem is drifting away from a solution. In this context, it is possible to line up the basic elements complicating the solution as follows.

 

* International recognition of Greek Cyprus, as the continuation of the 1960 Cyprus government since March 1964.

* The resolutions of UN Security Council based on this concept, which reverberated in the leading cases at the European Court of Human.

 

Rights:

* March 4, 1964/181: The creation of a UN peacekeeping force in Cyprus and official recognition of Greek Cyprus as the government of Cyprus.

* Nov. 18, 1983/541: Considering the declaration of the KKTC as legally invalid.

* May 13, 1984/550: Defining the formation of the KKTC as a “secessionist action” and calling for the transfer of Varosha to the administration of the UN.

 

* Greek Cyprus’ possession of rights and the possibility of becoming a member, to participate, vote and speak on behalf of the whole island, in international organizations.

* Alongside the conflicting benefits and arguments of both communities on the island, the involvement of regional and global powers in the Cyprus problem.

* The participation of too many international actors, topping the judicial framework of the 1960 agreement.

* The double standards of the EU by accepting Greek Cyprus as a full member irrespective of international law.

* Greek Cyprus’s position in the decision-making side on Turkey’s membership talks with the EU.

* Taking advantage of the over-willingness of Turkey to join the EU, playing the Cyprus issue as a trump card and transforming it into an EU instrument in the form of a provision.

* The belief of the Greek side that they would get the most compromise by means of threatening Turkey it will veto its EU accession process.

* Aiming to be recognized by Turkey as the legal representative of the Cypriot government by dragging the problem to the judicial organs of the EU.

* Within the short and medium term, the opening of the closed area of Varosha and the approval and exercising of the Additional Protocol to the Ankara Agreement by opening Turkish harbors and airports to Greek Cypriot traffic.

* Working to reduce the Turkish Cypriots from a politically equal community to a minority once again and invalidating the existence, rights and status of Turkey on the island.

* Importing the EU as an actor alongside the claims of the Greeks to the solution of the problem by mentioning that the resolution in Cyprus will be within the UN framework and relying on EU principles in the Turkey-EU Negotiation Framework Document and Accession Partnership Document.

* By this method, shifting the solution from the UN floor, where Turkey is a member, to a platform where the EU participates but Turkey and the KKTC do not

* The usage of Greek Cyprus by the other members of the EU who are against the membership of Turkey for other reasons as a subcontractor.

* The continuation of sanctions imposed on the KKTC and no penalty for the Greeks vis-a-vis a resolution.

* In this context, the unwillingness of Greeks to sit down for a solution.

* The extremely nationalist and racial feelings of Greeks stretching to fascism, and rejecting coexistence with the Turkish Cypriots. In addition, the increase in the supporters of neo-Nazism, far-right groups and violent EOKA-like organizations such as Hrisi Avgi/Golden Dawn.

* The role of the Greek Orthodox Church and the Greek Cypriot education system.

* The strong support of the Greek Cypriots for the Pappadopoulos factor, in the April 24 referendum and onwards,

* Greek Cyprus profiting significantly from international laws and propaganda against the Turkish side.

* The conveyance of property affair, which should be the part of a comprehensive and bilateral solution, to the European court by the Greek Cypriots, for a solution within the level of the rights of an individual.

* The efficacy of the Greek Cypriot and Greek lobby within Western countries and their collaboration with the Armenian lobby.

* The psychological operations conducted for years in the KKTC for a solution along the Greek Cypriot thesis.

 

The final position reached within this framework neither leads to a solution under a joint state due to the obstructions of the Greek Cypriots nor does it leave a gap for the recognition of the KKTC and the lifting of sanctions.

5 Temmuz 2007
WHY THE CYPRUS PROBLEM CANNOT BE SOLVED için yorumlar kapalı
Okunma 164
bosluk

TÜRK VE RUM EĞİTİM SENDİKALARI KAPIŞTI

TÜRK VE RUM EĞİTİM SENDİKALARI KAPIŞTI

ETUCE’deki yani “Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu”ndaki kayıtlara göre şu anda AB’nin tam üyesi olan Kıbrıs (Rum) Cumhuriyetinden, Türklerden iki (KTOES ile KTÖS), Rumların ise üç Eğitim Sendikası (OELMEK, POED ve OLTEK) Konfederasyonun tam üyesi.

 

Rum Sendikaların işvereni, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Eğitim Bakanı, Türk Sendikaların işvereni ise KKTC Eğitim Bakanı.

Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu’nun Eğitim Komitesi ETUCE, daha evvel başlatmış olduğu “Sosyal Diyalog” projesi kapsamında, AB üyesi tam ve aday ülkelerin Eğitim Sendikaları Başkanları ile işverenlerin yani Eğitim Bakanlarının katılacağı toplantılar serisi düzenliyor. Bu toplantılar genel projenin üçüncü aşamasını oluşturuyor.

 

Söz konusu “Sosyal Diyalog” projesine başından beri KTOES ile KTÖS’da katılıyor. Katılma nedenleri de Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası ile Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın, Kıbrıs Rum tarafı AB üyesi olmadan önce, ETUCE’ye tam üye olmuş olmaları. Zaten daha evvel tam üye olmamış olsalardı, Kıbrıs’lı Rumlar bizim sendikaları, Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu’nun kapısından bile içeri sokmazlardı.

Her iki Sendikamızın uluslararası tanınmışlık konusunda hiçbir sorunu yok. AB kuruluşlarındaki üyeliklerine ilaveten Türkiye’nin,  Azerbaycan’ın ve diğer AB dışı ülkelerin de üye olduğu “Pan European Structure” da yani PES’e de tam üyeler ve herhangi bir üyelik veya tanınmamışlık sorunları da yok.

Şu anda, yıllardır araları ballı börek olan Rum Eğitim Sendikaları ile Türk eğitim Sendikalarının arası pek de iyi değil. Açıkçası tatsız.

Nedeni de bizim hanım hanımcık Eğitim Bakanımız Sn. Canan Öztoprak. Rumlar Canan hanımın, Türk Sendikaların işvereni olarak Bakan düzeyinde toplantılara katılmasını istemiyorlar ve bunun içinde bildik her tür Makyavelist girişimleri yapıyorlar.

Rumlar, ısrarla Kıbrıs adasındaki tüm Eğitim Sendikaların işvereni olduklarının ve adayı sadece kendilerinin temsil ettiklerinin iddiasındalar ve bunu hem yazı ile hem de sözlü olarak tüm AB üyesi ülkelerin Eğitim Bakanlarına bildirdiler, üstelik Canan hanımı şikâyet de ettiler.

ETUCE toplantısı geçen sene 21 Eylül’de Protaras’da yani Mağusa’nın Rum kesiminde kalan kısmında yapıldı. KTÖS, tüm delegeleri KKTC’ye getirerek iyi bir tanıtım yaptı ve Kıbrıs sorununu da doğru şekilde ve yerinde aktardı Avrupalı eğitimcilere.

Aralık 2006’da da aynı toplantının devamı Lüksemburg’da yapıldı.

ETUCE’nin toplantılarında Kıbrıs, bir Türk üye bir de Rum üye tarafından temsil edilmektedir. Aralık 2006’ya kadar KTÖS’ün yaptığı temsilciliği, aralarındaki “gentleman’s agreement”’e göre yani mutabakata göre Aralık’tan sonra KTOES devraldı.

Son toplantı Brüksel’de yapıldı ve de çıngar orada çıktı.

 

Kıbrıslı Türk Öğretmen sendikaları, KKTC Eğitim Bakanlığı’nın, Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu  (ETUCE) programına davet edilmesinde ısrar ettiler ve bu konuda hiç taviz de vermediler.

 

Tabi bu işe Rum Öğretmen Sendikaları çok bozuldular ve tepki gösterdiler.

Rum Eğitim Bakanı bu olay üzerine hemen kâğıda kaleme sarıldı ve AB’nin tüm eğitim Bakanlarına yazı yazarak Kıbrıs’taki Öğretmen sendikalarının tek temsilcisi kendi olduğunu bildirdi ve aynı zamanda da ETUCE Yürütme Kuruluna şikâyette de bulundu.

28 Mayıs’ta Malta’da yapılması gereken toplantı 4-5 Haziran da Brüksel’de yapıldı ama Rumlar katılmadığı için, tek taraflı temsiliyet olmasın gerekçesi ile iptal edildi.

 

Bu sefer işlerin Rumların istediği gibi gitmediği kesin.

ETUCE Yürütme Kurulu Kıbrıs Türk Eğitim Bakanının toplantılara katılmasına sıcak bakıyor ve bu konuda taviz vermeye niyetlide değil.

Konfederasyonun Başkanı İngiliz Ronnie Smith de aynı görüşte ve önderliğini yaptığı bir girişimle, “Toplumsal Diyalog” programının üçüncü ayağına “Kıbrıslı Türklerin işveren tarafının” katılması önerisini yaptı ve bu öneri Rumların tüm itirazlarına rağmen, Başkan Smith’in kararlı tutumu sonucunda kabul edildi.

Şimdi durum kilitlenmiş halde.

Rumlar toplantılara katıldıkları takdirde, Kıbrıs Türk Eğitim Bakanının davet edilmesi kararının resmileşeceğini bildikleri için toplantılara katılmıyorlar.

Ellerinde Papadopulos’unkine benzer bir Veto kozu olsa çoktan kullanacaklar ama hem böyle bir kozları yok, hem de AB Konseyinde ve bazı AB komisyonlarında olduğu gibi kararların alınmasında “Oy Birliği” koşulu da yok. Karar çıktı çıkar.

 

ETUCE Yürütme Kurulu sorunu çözmek için Ekim başında adaya geliyor. İşte dananın kuyruğu bu “fact finding” yani “Gerçekleri Saptama” ziyaretinden sonra kopacak.

2 Temmuz 2007
TÜRK VE RUM EĞİTİM SENDİKALARI KAPIŞTI için yorumlar kapalı
Okunma 62
bosluk

EMBARGOES ON TURKISH CYPRIOTS DATE BACK TO 1965

EMBARGOES ON TURKISH CYPRIOTS DATE BACK TO 1965

I often wonder about those who say the Cyprus problem started after the Turkish intervention in 1974. This depiction is just a fairy tale and is often used to mislead people with minimal knowledge of the issue.

I am also perplexed by those who say there are no embargoes on the Turkish Cypriots.

UN resolutions — particularly No. 541 dated Nov. 18, 1983 — re-strict all kinds of international relations for the Turkish Cypriots, from direct flights to communication, from education to cultural, in all as-pects of civilized life.

Since that date the Turkish Cypriots and their unilaterally de-clared state, the Turkish Republic of Northern Cyprus (KKTC), have been considered legally invalid by UN member states, with Turkish Cypriots suffering under unjust political, economic, cultural, social, sporting and trade embargoes.

Of course this was not the first time Turkish Cypriots were squeezed by embargoes for concessions from their freedoms and lives.

From Dec. 22, 1963 to July 20, 1974 — 11 long years — Turkish Cypriots were confined to an “open-air prison” by the Greek Cyprus government headed by Makarios: They were allowed no freedom of movement, no property or education rights and no normal life. No jobs, no money, no medicine, no milk, no water and no future.

On top of this inhumane treatment, from March 1, 1965 to July 20, 1974, the following so-called “strategic materials” were also banned by the Greek Cyprus government from delivery to the open-air prison.

The following list is copied from official documents of the Greek Cyprus government, published on March 1, 1965:
“List of materials the import of which into Turkish Cypriot areas is prohibited”
The Cyprus Government has stated that the items listed below are considered to be restricted with effect 1 March 1965. The list may be changed at any time the Government of Cyprus wishes to do so. This list supersedes all previous lists issued.
Serial Item
Iron poles (angle-iron, pickets); Iron rods and thick steel plates; Timber; Crushed metal, stone, sand, gravel; Barbed wire; Wire; Ca-mouflage netting; Cables; Wire cutters; Mine detectors; Power explod-ers; Wireless sets (Police or military pattern) Domestic Radios excluded; Telephones; Cartridges for shot guns; Explosives (TNT, gelatin, dyna-mite etc.); Detonators; Sulphur; Ammonium nitrate; Steel Wool; Fuel in large quantities; Automobile spare parts; Tires; Accumulators and dry batteries; Circuit testers; Fire fighting equipment; Bags (Sacks, canvas, jute or linen types.); Boots, boot studs, leather laces; Rubber soles; Khaki cloth; Leather jackets; Gloves; Socks (Woolen and/or cotton and/or any mixture thereof. Excluding ankle socks; Mackintoshes (including plastic raincoats); Woolen materials (including knitting wool); Imported coal (type used in blacksmiths’ forge); Thermos flasks; Plastic pipes; Milk, for babies and adults.”

If you still think that the Cyprus problem began with the Turkish intervention on July 20, 1974, rest assured that it is a fantasy superior to “The Lord of the Rings.”

2 Temmuz 2007
EMBARGOES ON TURKISH CYPRIOTS DATE BACK TO 1965 için yorumlar kapalı
Okunma 90
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar