Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (5)

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (5)

“TCG Anadolu” uçak gemisi, Türk Deniz Kuvvetlerinin gücüne güç katacak “Sancak gemisi” olmaya aday olurken Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın alçak ve orta irtifa hava savunma ihtiyaçlarını karşılayacak olan KORKUT tüm testlerini başarı ile tamamlayarak devreye girdi.

 

Bor Karbürlü Hafif Zırh

Bor Karbürlü Hafif Zırh

Türk Silah Sanayinin mucizelere imza attığı ve Türkiye’yi dünya savunma sanayisi içinde ön sıralara taşıdığı kesin.

 

Aselsan tarafından 2010’da geliştirilmeye başlanan “Kundağı Motorlu Hava Savunma Sistemi KORKUT” alçak ve orta irtifa hava savunmasında kendisine verilecek her görevi başarı ile yerine getirecek kapasitede ve yapıda. Donanımı mükemmel.

 

Yapılan testlerde KORKUT, katapulttan (günümüzde fırlatma işlemini daha farklı şekilde yapan mancınık) atılan hedef uçağı ASELSAN’ın geliştirdiği yerli radar sistemiyle tespit edip, başarılı bir şekilde vurarak düşürdü. Aynı şekilde test atışlarında sabit hedefleri de başarıyla vuran KORKUT’un ateş gücü MKE tarafından üretilen, menzili 4 km olan iki adet 35 mm’lik toptan oluşmakta.  Dakikada 1100 mermi atabilmek kapasitesine sahip KORKUT, hareket halinde dahi atış yapabilmek yeteneğine de sahip. KORKUT’un bir başka özelliği de havada parçalanan 35 mm parçacıklı mühimmata da sahip olması.

 

Türk Silah Sanayinin ürettiği ARMA adlı zırhlı taşıyıcı, yeni nesil çok tekerlekli modüler bir araç. Yüksek taktik ve teknik özelliklere sahip olup mayın ve balistik korumaya sahip. Orta ve yüksek kalibre silah sistemleri ile donatılmak yetisi de bulunan ARMA’nın, çok kıvrak ve üstün hareket kabiliyeti de bulunmakta. Yetenekleri arasında en zorlu arazi koşullarında bile hizmet verebilmek bulunmakta.

 

“Kundağı Motorlu Hava Savunma Sistemi KORKUT”a ilaveten aynı mantık fakat farklı bir görev için üretilen “T-155 Fırtına” obüsü, Türk Silah Sanayisinin KORKUT’a benzer olarak ürettiği “Kundağı Motorlu Topçu Silah Sistemi”dir. “Obüs”, kelime manası olarak çok uzun menzilli top manasında olup tank benzeri hareketli veya da küçük toplar gibi çekmeli olmak üzere 2 çeşittir. T-155 Fırtına Obüs’ünün atış menzili 30 kilometre’nin üzerinde. Üzerine monte edilmiş 12 adet hidro-pnömatik süspansiyon ünitesi ve tekerlerinden oluşan gelişmiş süspansiyon sistemi sayesinde engebeli arazi dahil her türlü arazide rahatça harekat icra edebilmekte.

 

Obüsteki muharebe sistemleri Fırtına Atış Kontrol Sisteminin hesapladığı atış komutlarını alma ve gönderme yeteneğine sahiptir. Hareket halindeyken 30sn. içinde atış görevine hazır olabilmekte ve ilk 15sn. içinde ani atış (darbe) olmak üzere 8 atımlık bir atış görevini bir dakika içinde tamamlayabilmektedir. Obüs, sahip olduğu içeriden komuta edilebilen otomatik namlu yol kilit sistemi vasıtasıyla, kısa sürede mevzi değiştirebilmekte ve böylece düşmanın karşı ateşine maruz kalma riskini minimum düzeye indirmektedir.

 

Ve Bor.

Çağın en önemli stratejik malzemesinin dünya üzerindeki yüzde 73 rezervi Türkiye’de.

Türk Silah Sanayi, Bordan seramik zırh üretmeye başladı. Bu seramikler bilinen en hafif ve en sert zırhı oluşturmakta. Üretim teknolojisi tamamen yerli olan bor karbürlü zırhlar TSK tarafından yoğun bir şekilde kullanılırken, dünyanın diğer ülkelerinin silahlı kuvvetlerine ve zırhlı araç yapımcılarına ihraç ediliyor.

 

Bor karbürlü zırhı dünyada ancak 6-7 ülke üretebiliyor. Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) destekli proje kapsamında yapılan başarılı çalışmalardan sonra rekabet gücü yüksek yeni bir ürün olarak ortaya çıkan “Bor karbürlü zırh seramikleri” özellikle uzun namlulu ve otomatik silahlardan korunmada büyük başarı sağlıyor.

 

Türkiye günümüzde tartışmasız olarak bölgenin lideri. Önümüzdeki 10 yıl içinde ABD’nin gerileme süreci başladığı vakit bölgesel liderlikten aktörlüğe yükseleceği kesin.

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

23 Mart 2016

23 Mart 2016
Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (5) için yorumlar kapalı
Okunma 213
bosluk

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (4)

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (4)

Türkiye’nin ilk milli keskin nişancı tüfeği JMK Bora-12, 2014 yılından bu yana aktif olarak TSK tarafından kullanılıyor. Tasarımı, modeli, alaşımı tamamen Türk mühendislerinin ve sanayisinin ürünü. Keskin nişancıların uzaktan vuruş için kullandıkları ve “Kanas” adı ile bilinen “Snayperskaya Vintovka Dragunova (SVD)” yani “Dragunov Keskin Nişancı Tüfeği”nden çok daha üstün özelliklere sahip.

 

Türkiye'nin ilk uçak gemisi

Türkiye’nin ilk uçak gemisi

Özellikle sınırları gözetleyecek olan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) hedef istihbaratına yönelik uydu görüntüsü gereksinimlerini karşılayacak olan Göktürk-1 Uydusu, çevre ile ilgili gerekli testler ve yeryüzünün doğal yapısına ilişkin detaylar, yazılım ve donanım birimlerinin müşterek çalışmaları ile görevine hazırlanıyor.

 

Göktürk-1 Uydusu’nun bu yıl sonuna doğru Fransız Guyanası’ndan fırlatılması planlanıyor. Uydunun ömrünü yaklaşık olarak 2023 yılında tamamlayacağı hesaplanıyor ve gerekli olacak yeni uydunun tasarım çalışmaları da fırlatmadan hemen sonra 2017 yılı başlarında başlayacak. Göktürk-1 Uydusu, hava koşullarına, sis veya bulutların mevcudiyetine bakılmaksızın dünya üzerinde herhangi bir bölgeden yüksek çözünürlüklü görüntü elde edilebilecek donanıma ve yeteneğe sahip.

 

Türk Silahlı Kuvvetlerinin olası amfibik harekatları için gereksinim duyduğu “amfibik zırhlı araç” Türk Silah Sanayisinin önde gelen şirketlerinden bir tanesi olan FNSS tarafından üretilmekte. Amfibik zırhlı aracın adı Kunduz-Azmim ve hem karada hem de suda görev yapabilmek yeteneğine sahip. Kunduz-Azmim zırhlı istihkam aracı, savaş sırasında en kritik ve zorlu coğrafi yapıya sahip bölgelerde rahatlıkla görev alabiliyor. Aracın üzerinde termal kamera, sis havanları, 2 adet su jeti, iklimlendirme ve KBRN Sistemi, Balast boşaltma sistemi ve dozer bıçağı yer alıyor. Dozer bıçağı her tür engeli aşabilmesi için kendisine yol açabilmesi amacı için kullanılıyor. Test süresi neredeyse 400 saati bulmuş olan Kunduz-Azmim, tüm testleri başarı ile geçmiş durumda.

 

Türkiye Silah Sanayi, Türk Deniz Kuvvetleri için ürettiği ilk milli fırkateyn “TCG İstanbul”un ardından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı adına ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından İstanbul’daki Sedef Tersanesi’nde “TCG Anadolu”nun imalatını başlattı.

 

225 metre uzunluğunda tasarlanan “TCG Anadolu” Türkiye’nin en büyük ve donanımlı savaş gemisi olacak ve pek çok açıdan da ilkleri barındırıyor. Savaş helikopterleri ve savaş uçaklarının iniş ve kalkışına müsait olan “TCG Anadolu” uçak gemisinin pisti, yeniden yeni koşul ve kullanım hedeflerine uygun olarak tasarlandı ve 12 derecelik eğimle iniş ve kalkışlara daha elverişli hale getirildi.

 

Yeniden tasarlanmış pisti sayesinde TCG Anadolu uçak gemisine F35B sınıfı, 5. nesil av ve bombardıman uçakları ile savaş helikopterleri inip kalkabilecek. 8 gelişmiş savaş helikopterini taşıyabilecek gemi, Ege, Karadeniz ve Akdeniz harekat alanlarında ve gerektiğinde Hint Okyanusu ve Atlantik Okyanusu’nda kullanılabilme kapasitesi ve yeteneğine sahip.  700 kişilik amfibi gücünün yanı sıra toplamda bin 400 kişinin aynı anda bulunabileceği TCG Anadolu uçak gemisi, 8 deniz çıkarma aracını da taşıyabilmek ve istendiği anda denize indirerek göreve sokmak kapasitesine sahip. TCG Anadolu uçak gemisinin bünyesinde, ameliyathane, diş tedavi üniteleri ve yoğun bakım ile enfeksiyon odalarının da bulunduğu en az 30 yatak kapasiteli askeri Hastane de yer almakta. (Devam edecek)…

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

21 Mart 2016

21 Mart 2016
Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (4) için yorumlar kapalı
Okunma 130
bosluk

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (3)

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (3)

Dünya coğrafyasında Avrupa’nın ortasından neredeyse Japonya’ya kadar olan bölgede sanayisi en gelişmiş ülkelerden bir tanesi Türkiye. Bu gelişme doğal olarak harp sanayisini de sıçramış durumda.

 

Kanas'ın rakibi BORA Tüfeği

Kanas’ın rakibi BORA Tüfeği

ASELSAN gerçekten de harikalar yaratan bir kuruluş. Kuruluş amacının kökeninde Kıbrıs yatıyor. Kıbrıs’ta Türkler katledilirken buna dayanamayıp müdahale kararı alan İsmet İnönü Başkanlığındaki Türkiye hükümetine ABD başkanı Lyndon Johson tarafından 1964 yılında gönderilen mektupta açıkça belirtilen “Bizim size sattığımız silahları iznimiz olmadan yurtdışına yapacağınız bir askeri operasyonda kullanamazsınız” notası ve 1974 yılında harekat sürerken karşılaşılan haberleşme zorlukları ve konuşmaların yabancı ülkeler tarafından dinlenmesi olayı, ASELSAN’ın ve ASELSAN’dan sonra da silah sanayisinin kurulmasının kaçınılmaz olduğu mesajını veriyor Türkiye hükümetlerine.

 

ASELSAN’ının kuruluşu Mutlu Barış Harekatı’ndan hemen sonra 1975 yılında gerçekleşiyor. En son teknolojik üretimi “KORAL Mobil Elektronik Harp Sistemi”. Şimdilik dünya üzerinde başka hiçbir ülkede yok. Radar, uçak, füze ve S-400 sistemlerinin yön bulmak yeteneklerini yaydığı sinyallerle karıştırıyor ve adeta “kör” ediyor. İçinde yabancı hiçbir parça yok. Yazılımı da tamamen Türk mühendislerinin ürünü. KORAL, “geniş frekans yön kapsama” kabiliyeti ile yaklaşık 100 kilometre çapındaki dairesel bir alanı kontrol altına alıyor. Uçak, tank ve helikopterleri aynı anda köreltilebiliyor. Füzeleri havada imha edebiliyor. İstenirse yönünü değiştirip farklı hedeflerde patlatabiliyor. Savaş uçaklarının yön bulma yeteneğini de ortadan kaldırıyor.

 

Türkiye sınırlarını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesinden sonra Suriye’nin Türkiye sınırına yakın yerlerine Rusya Federasyonu tarafından konuşlandırılmış S-400 füzeleri KORAL Mobil elektronik harp sistemi nedeni ile kullanılamaz duruma düştü. Rusya Jeopolitik Sorunlar Akademisi Öğretim Üyesi Konstantin Sivkov’un, “KORAL sistemlerini tam olarak bilmiyoruz. S-40,0*0 füzelerimiz için engel teşkil edebilir. Bu füzelerin kör olma olasılığını düşünmek bile çok teh+likeli” sözleri, Rusların endişelerini dile getirmekte.

 

Günümüzde 5 adet KORAL bataryası Suriye sınırında konuşlanmış durumda. Sınır hattında gece gündüz uçuş yapan Rus uçakları, Türkiye sınırına yaklaştıkları anda KORAL’ın güçlü sinyalleriyle karşılaşınca geri dönmek zorunda kalıyorlar. Anti KORAL sistemi Ruslar tarafından icat edilip yapılana dek bu böyle devam edecek.

 

Türk Silah Sanayisinin en son atılımlarından bir tanesi de radara yakalanmayan uçak ve gemilerde kullanılan “hayalet boya” teknolojisinin, Türk askerinin elbiselerinde kullanılması. Geliştirilecek olan ürün, termal kamera ve kızıl ötesi dürbün gibi gözetleme araçlarına karşı görünmezlik sağlayacak ve doğa ile uyumlu renk tonları sayesinde “bukalemun” etkisi yaparak çıplak gözle fark edilmeyi de engelleyecek.

 

Türkiye’nin ilk milli keskin nişancı tüfeği JMK Bora-12, 2014 yılından bu yana aktif olarak TSK tarafından kullanılıyor. Tasarımı, modeli, alaşımı tamamen Türk mühendislerinin ve sanayisinin ürünü. Keskin nişancıların uzaktan vuruş için kullandıkları ve “Kanas” adı ile bilinen “Snayperskaya Vintovka Dragunova (SVD)” yani “Dragunov Keskin Nişancı Tüfeği”nden çok daha üstün özelliklere sahip…. (Devam edecek)

 

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

18 Mart 2016

18 Mart 2016
Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (3) için yorumlar kapalı
Okunma 215
bosluk

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (2)

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (2)

Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (2)

 

ABD, IMF’nin kuruluşunun, dönemin güçlü devletleri sayılan Avrupa’nın galip devletleri tarafından kabulü sonrasında Avrupa’nın yaralarını sarması için karşılığı olmayan Dolarlarını basarak Avrupa’ya “Marshall yardımı” adı altında yardım ve kalkınma hamlesi başlatırken, BM’nin de Milletler Cemiyeti kimliğinden çıkarttırılarak yeni bir kimlik altında ve tamamen ABD’nin kontrolünde olacak şekilde tekrar hayata geçmesini sağlamış.

 

ABD, dünyanın kaderinde ciddi rol oynayan Güvenli Konseyi’ni de kendi başkanlığı ve İngiltere ve Fransa gibi kayıtsız koşulsuz kendisinin yanında olan 2 ülkenin desteği ile hayata geçirerek, dünya üzerinde var olan diğer ülkelerin kaderleri üzerinde de söz sahibi olmayı başarmış.

 

1945 yılından sonra dünya üzerinde yaşanan olayların planlayıcıları, başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa ve Almanya gibi kayıtsız, koşulsuz kendisine destek veren yardakçıları ve ABD’nin bu küresel hegemonyasına karşı çıkmayan çalışan Rusya ve Çin.

 

Ama her yükselişin bir sonu olduğu gibi ABD ve AB’nin de yükselişinin durduğu ve her ikisinin de gerileme dönemine girdiğinin sinyalleri belirgin bir şekilde gelmeye başladı.

 

ABD Ulusal İstihbarat Konseyi’nin (National Intelligence Council, NIC) her 4 yılda bir hazırladığı raporlardan bir tanesi olan “Global Trends 2030: Alternative Worlds” yani “Küresel Eğilimler 2030: Alternatif Dünyalar” başlıklı raporu ABD’nin küresel çapta son durumunu açık bir şekilde ortaya koymakta.

 

Gerçekte bu rapor, ABD’nin kendi içinde farklı kulvarlarda faaliyet gösteren 16 farklı “İstihbarat Teşkilatı” tarafından müşterek bir çalışma ile hazırlanıyor. Raporun hedefi 2035 yılında ABD’nin durumunun ne olacağının en sağlıklı ve duygusal olmayan bir şekilde tespiti.

 

Rapor özetle, ABD’nin çöküşünün 2025 yılında başlayacağı ve 2035 yılına doğru da II. Dünya Savaşından sonra dünya üzerinde kurmayı başardığı küresel aktörlük gücünü yitireceği şeklinde.

 

Bu yıllarda ABD küresel aktörlük gücünü kaybetmeye başlayacak ve dünyanın ekonomik, siyasi ve güvenlik güç merkezi Batı’dan Asya’ya doğru, Türkiye üzerinden kaymaya başlayacak.

 

ABD’nin ellerinden kayıp gidecek olan bu gücün nerede ve nasıl odaklanacağına başta Çin olmak üzere Hindistan, Türkiye, İran, Meksika, Vietnam ve Endonezya’nın büyük etkisi olacak.

 

İşte bu aşamada Türkiye faktörü ve Türkiye’nin bölgesel önemi ortaya çıkmakta ve başta ABD olmak üzere AB’yi ve İsrail’i rahatsız etmekte. ABD’nin çöküş sürecinin başlamasının ve güç kaybının, İsrail’i de çok yakından etkileyeceği kesin. ABD’nin gerileme sürecine girmesi, dünyanın jandarmalığını yapamaz hale gelmesi ve çöküşü başta Orta Doğu olmak üzere kıta Asya’daki istikrarı da olumsuz etkileyecektir. Bu etkilenmenin sonucunda çıkabilecek olası bir 4cü Arap-İsrail savaşında nükleer bombaların karşılıklı kullanılması büyük bir olasılık. İsrail’in can havli ve hayatta kalmak içgüdüsü ile kullanacağı nükleer bir bomba, hem kendinin hem de bölgenin sonunu getirecektir. Bu aşamada bölgesel aktörlüğün Türkiye’nin sırtına çok önceden yüklenmiş olacağı da yanlış bir varsayım olmaz.

 

Zaten Türkiye’nin yükselişi de başladı.

Dünya coğrafyasında Avrupa’nın ortasından neredeyse Japonya’ya kadar olan bölgede sanayisi en gelişmiş ülkelerden bir tanesi Türkiye…(devam edecek)

Ata ATUN

e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

16 Mart 2016

16 Mart 2016
Batı’nın çöküşü Türkiye’nin yükselişi (2) için yorumlar kapalı
Okunma 216
bosluk

Prof. Dr. Ata ATUN’un intihal yaptığına dair herhangi bir bulguya ulaşılmadı

Prof. Dr. Ata ATUN’un intihal yaptığına dair herhangi bir bulguya ulaşılmadı

 

Prof. Dr. Ata ATUN’un intihal yaptığına dair herhangi bir bulguya ulaşılmadı

 

KKTC’de Lefke Avrupa Üniversitesi’nden atılan ve işlerine son verilen 2 akademisyen kadın, ülkenin önde gelen akademisyenleri olan LAÜ Rektörü Rektör Prof. Dr. Ahmed Bülend Göksel, Yrd. Doç. Dr. Umut Arık, Doç. Dr. Özlem Salman Günalp, Doç. Dr. Okan Veli Şafaklı ve Dr. Mustafa Ertanın, UKÜ’den Psikoloji Bölüm Başkanı Ayşe Başel, Prof. Dr. Semra Galip Paşazade, Yd. Doç. Dr. İsmet Esenyel ve YDÜ’den Prof. Dr. Ata Atun’u intikam almak amaçlı ve kendi siyasi görüşlerine uymadıkları temelinde intihal yapmakla suçlamışlardır.

 

Prof. Dr. Ata Atun'un intihal yaptığına dair herhangi bir akademik bulguya ulaşılmadı

Prof. Dr. Ata Atun’un intihal yaptığına dair herhangi bir akademik bulguya ulaşılmadı

Bununla da kalmamışlar KKTC’de YÖDAK (Yüksek Öğrenim Denetim ve Akreditasyon Kurulu) ile Türkiye’de YÖK’e (Yüksek Öğrenim Kurumu) şikayet yazısı göndermişlerdir.

 

KKTC’de ve Türkiye Cumhuriyeti’nde de akademik yaşamın yönetim merkezi olan YÖDAK ve YÖK, Prof. Dr. Ata Atun ile ilgili yaptıkları geniş ve akademik araştırmalar sonrasında akademik kurallara ve yaşama aykırı herhangi bir bulguya, akademik makalelerinde, akademik eserlerinde ve akademik çalışmalarında herhangi bir intihal olayına rastlamamışlardır. Bu gerekçe ile de herhangi bir disiplin tedbiri almak yoluna gitmeyerek, bulgularını da ilgili üniversiteye bildirmişlerdir.

 

Profesör olmak uzun ve çok zor bir aşamadan sonra elde edilebilen akademik bir unvandır. Kolayca elde edilebilen bir paye değil ve her aşamada tüm akademik belgeler ve diplomalar önce üniversite sonra da YÖK tarafından didik didik edilerek kontrol edilmekte, aday akademisyenler de zorlu bir sınava sokulmaktadır.

 

Bir çok ünlü bilim adamının ortak görüşü “Akademisyen olmayanların sadece duydukları ile insanları yargılamalarının hiçte hoş bir davranış olmadığı, kendileri gibi düşünmeyenleri aşağılamak, cezalandırmak ve karalamaya çalışmalarının sadece bunu yapanın kalitesini ortaya koyduğunu ve düzgün karakterli olsalardı buna tevessül etmezlerdi” yönündedir.

 

14 Mart 2016
Prof. Dr. Ata ATUN’un intihal yaptığına dair herhangi bir bulguya ulaşılmadı için yorumlar kapalı
Okunma 325
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2

Arşivler

Son Yorumlar