Rum Tarafında Kriz Rüzgarları

Rum Tarafında Kriz Rüzgarları

Kıbrıs sorununa nihai çözüm yolunda 3 Eylül’de başlaması kararlaştırılan “Kapsamlı Müzakerelerin” su götürmez bir ciddiyet kazanması, Rum tarafındaki 1976 patentli “Red Cephesi”ni harekete geçirdi.


Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos, Rum tarafındaki iç siyasi barışı bozmak ve müzakerelerde Hristofyas’ı çıkmaza sokmak için kolları sıvadı.


 Zaten, 1991’den beridir 3 dönem DIKO Lefkoşa Milletvekili seçilen ve Papadopulos hükümetinde de Maliye bakanlığı yapmış olan, şimdiki AKEL, DIKO, EDEK koalisyon hükümetinin DIKO’lu Dış İşleri Bakanı olan  Markos Kyprianou ile Hristofyas’ın arasındaki anlaşmazlık ve uyumsuzluk yavaş yavaş gözle görünür hale gelmeye başladı bile. Burnu iyi koku alan “Politik bilimciler” olayı koklamaya başladılar.
  
Papadopulos, Kıbrıs sorununda sonbahar başlarında yer almaya başlayacak olan Kapsamlı Müzakereler çerçevesinde, “Tek (Rum) Egemenliği ve Üniter Rum Devleti” kurulması yolunda olası aksi gelişmelere karşı tepki yöntemi arayışları çerçevesinde, yakın mesai arkadaşı grubu arasında nabız yoklamaya ve bundan sonraki atacağı adımları da planlamaya başladı.
 
Papadopulos,  2003 Şubatına kadar hızlı bir solcu ve Kıbrıs’ta Rumlarla Türkler arasında siyasi eşitliğe dayalı Federasyon kurulmasının fanatik bir destekçisi olan Yiorgos Lillikas’ı ne yapıp edip kandırıp kendi tarafına çekti ve sonra da “Dış İşleri Bakanı” yaparak, Kıbrıs konusunun içine balıklama soktu. O gün bu gündür Lillikas, Papadopulos’un “Altın Çocuğu” ve prensi konumunda. Kimyaları uyuştu birkere.


Hareketlerini gözlerden uzak ve perde arkasından idare eden, “Eski Teşkilatçı ve tanınmış EOKA’cı” Papadopulos’un ilk işi, DIKO Genel Başkanlığını adeta kendi elleri ile teslim ettiği Marios Karoyan’ı etkisiz hale getirmek ve Yiorgos Lillikas’ı kuracağı kumpasın başına getirmek olacak. Yani Papadopulos’un ilk adımı DİKO’nun kontrolünü ele geçirmek, sonraki adımı da, Hristofyas’ın karşısına zorlu ve dişli bir muhalefet çıkarmak için ünlü, 1976 patentli “Red Cephesi”ni harekete geçirmek olacak. Baryası da, ahı gitmiş, vahı kalmış Vasos Lissaridis.


Tam da tencere yuvarlanır kapağını bulur misali, Papadopulos da gitti Lissaridis’i buldu. Al birini çal diğerine. Şimdi geçkin yaşından dolayı EDEK Onursal Başkanı olan Vasos Lissaridis, “Düşmanınım düşmanı benim dostumdur” felsefesinden yola çıkarak, 1976 yılında Kıbrıs Rum kesiminde “ASALA terör örgütü” ve “PKK terör örgütü” için terörist yetiştirme kampları kurmuş ve bu örgütlere de Kıbrıs Rum kesimi kanalı ile her tür silah ve lojistik destek sağlamış bir Türk düşmanı. Terörist başı Abdullah Öcalan’a da Kıbrıs’lı gazeteci Lazaros Mavros’un C015918 numaralı Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti pasaportunu sağlayan da bu Vasos Lissaridis. Zaten başka kim olabilirdi ki?


Şimdi iki tane fanatik Rum milliyetçisi el ele verecek ve müzakereleri sabote etmek için elden gelen her girişimi yapacaklar.


Hedefleri yanlarına diğer fanatikleri de çekmek ve muhalefet cephesini genişletmek. Politikacı mı, yoksa Din adamı mı olduğuna daha bir türlü karar verememiş olan Rum Ortodoks Kilisesinin başı Hrisostomos II. de işin içinde ve aynı safta yer alacak. Sonra da yanlarına diğer sağcı küçük siyasi partileri yani EUROKO ve EKOLOG’ları  çekecekler. Hrisostomos üzerinde kesin etkili olduğu tüm örgütleri bu cepheye kaydıracak ve aktif hale getirecek. Sonra da sıra DİSİ’deki aşırı sağcılara, son seçimlerde Tasos Papadopulos’u desteklemiş olan eski milliyetçi AKEL yetkililerine ve eski tüfek EOKA’cılara ve EOKA B’cilere gelecek. Hepsinin başı da “Altın çocuk” Yiorgos Lillikas olacak.


 Plan aynen böyle.


Bir taraftan Hristofyas, “Kapsamlı Müzakereler”e hazırlanırken ve üzerindeki BM, ABD, AB baskısı ile bir şekilde Kıbrıs sorununu çözüme ulaştırmaya çalışırken, Papadopulos da tam aksi için uğraşıyor ve bir karşı cephe kurmak hazırlığında.
 
Hristofyas her ne kadar “Takvim ve hakemlik kabul etmiyoruz. Annan Planını asla görüşmeyiz” dese de, artık bir takvimin olduğunu Mısır’daki sağır sultan bile duydu. Hem takvim var hem Hakem, hem de Annan Planı. Hristofyas ne kadar çırpınırsa çırpınsın bu üç etkenden kurtulamayacak.
Sonunda Partenojenez bir devleti de kabul edecek. Türkiye’nin garantörlüğünü de, Türk askerinin adada kalmasını da, Türkiye’den adamıza gelip yerleşerek vatandaşımız olmuş kardeşlerimizi de, kurucu devletlerin ayrı egemenliğini de, toprak takasını da. 


Artık takvim ve görüşmelerin sonucu aşağı yukarı belli olmaya başladı.


Son gün, 2009 yılının Haziran ayı, yani Avrupa Parlamentosu’nun yenilenmesi için yapılacak AP seçimleri.


Ve bundan sonra da bir daha “Kıbrıs Müzakereleri”nin tekrarı olmayacak. Büyüklerin kararı böyle.


Ya o güne kadar “Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti” doğacak, ya da adada iki ayrı devletin varlığı tanınacak ve komşuluk dönemi başlayacak. 

4 Ağustos 2008
Rum Tarafında Kriz Rüzgarları için yorumlar kapalı
Okunma 50
bosluk

Rumlar taktik değiştiriyor

Rumlar taktik değiştiriyor

Müzakerelerin başlaması için liderlerin ilk buluştuğu gün olan 21 Mart’tan sonra Rumların taktik değiştirdikleri ve yeni bir mantıkla yeni bir kulvara girdikleri iyice gözlemleniyor.


Ortada ne Makarios’un nede ondan sonra gelen Kyprianou’nun, Vasiliou’nun, Klerides’in ve Papadopulos’un uygulamaları var.


Hristofyas kendi başına yeni bir yol çizdi ve gidiyor.


Çizgisini ve temel ilkelerini Cuma günü, yurt dışında görev yapan Rum Dışişleri Bakanlığı Elçilik ve Konsolosluk görevlileri ile yaptığı yıllık toplantıda ortaya koydu. İki saat boyunca tüm diplomatlara neler yapmaları gerektiğini, herkesin mevkisine göre ve bulunduğu ülkeye uygun olarak tek tek açıkladı.


Hristofyas özellikle Rum diplomatlara, Kıbrıs sorununun, önceki Rum hükümetlerinin yaptığı gibi taktik hareketlerle değil, müzakere masasında somut önerilerle çözmek istediğini söyleyerek, alışıla gelmiş uygulamalardan vazgeçmeleri ve yeni düşünce ve kavrama uyum sağlamaları gerektiğini söyleyerek, bir yerde 1955’lere kadar giden eski ve yıllanmış kavramların artık terk etmelerini istedi.
 
Fakat Hristofyas söz konusu toplantıda “Geçen aylara kadar Uluslararası camiadaki Kıbrıs Rum tarafıyla ilgili olumsuz hava gözle görülür şekilde değiştiğini” söylerken biraz da zorlandı. Gerçekte bu görüşün değişmediğini ve Rumların aleyhine her geçen gün biraz daha da arttığının farkında.


Özellikle AB’den kendisine büyük bir baskı var. Ortakları, KKTC Cumhurbaşkanı M. A. Talat ile başlattığı müzakereleri şöyle veya böyle olumlu olarak sonuçlandırmasını istiyorlar. ABD ve AB yetkilileri ise gerek NATO içinde gerekse de AB içinde Kıbrıs konusu nedeni ile yaşanan sorunların ve huzursuzluğun son bulmasını istiyor. 


Aslında AB, son günlerde Türkiye’ye olan bakış açısını da değiştirme eğilimine girdi. AB’de kulvar değiştirerek Türkiye’nin bir şekilde, “Tam üye” veya “İmtiyazlı üye” veya “Üvey evlat” benzeri bir şekilde AB’ye girmesini ve İslam ülkeleri ve Ortadoğu kaynaklı terör odakları için tampon olmasını planladı ve uygulamaya da koydu.


Bu nedenle de Hristofyas üzerinde olağanüstü bir baskı var.


Hristofyas gerçekten bunalmış durumda.    


Bir taraftan BM, diğer taraftan ABD ve en fazla da AB baskı uyguluyor.


Hristofyas’a net bir şekilde Papadopulos taktiklerini uygularsa,  Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nin, AB  Komisyonlarında pasifize edileceğini işittirdiler.


Buna karşın DIKO’lu Rum Dışişleri Bakanı  Markos Kyprianou ise kendi havasını çalıyor. Daha doğrusu Papadopulos ne derse onu yapıyor ve bir başka taktik uyguluyor. Soğuk harp taktiği.


Hristofyas’ın Rum Büyükelçiler ile yaptığı toplantıdan evvel  Kyprianou da Büyükelçilerle bir toplantı yaptı ve beş yıllık Bakanlık görevi sırasında yapacaklarını ve önceliklerini anlattı. Sanki Bakanlık görevinde beş yıl kalacakmış gibi. 2009 Temmuzunu görürse çok iyi. Bu günleri öpsün de başına koysun.


Markos Kyprianou, Papadopulos taktiği doğrultusunda dış politikada uygulamak istediği yeni açılımlarda dost olmalarına rağmen son yıllarda kendileriyle temasın ihmal edildiği üçüncü ülkelerle, öncelikle de Orta Doğu’dakilerle daha iyi ilişkiler geliştirilmesi olduğunu Diplomatlara anlattı ve Rum yönetiminin, Kıbrıs sorununun çözümü için İran’dan resmen yardım talebinde bulunduğu söyledi.


Toplantıda, 28-30 Temmuz günlerinde Tahran’da yapılan Bağlantısızlar Hareketi XV. Dışişleri Bakanları Konferansı’na,  Güney Kıbrıs’ın 2004 yılında AB’ye katılmasının ardından Bağlantısızlar Hareketi’nin bir üyesi olmaktan çıktığını ve bu nedenle de üye olmamasına rağmen  “zoraki misafir” sıfatıyla katılmak için İran’a gittiğini ve İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki ile Tahran’da bir araya gelerek “Bağlantısızlar Hareketi ülkeleri ve İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) ülkeleriyle yakın ve iyi ilişkileri olan İran’dan, Kıbrıs sorununun çözümü için yardımlarını esirgememesi talebinde bulunduğunu belirtti.


İran Resmi Haber Ajansı İRNA’da konuya yer vererek  Markos Kyprianou’nun,  İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki ile resmi olmayan ve sohbet niteliğinde bir görüşme yaparak “Kıbrıs sorununun halledilmesi için İran’dan yardım isteğini” açıkladı.


Kyprianou’nun ısrarla uyguladığı Papadopulos taktiklerine rağmen Hristofyas’ın daha gerçekçi ve mantıklı olduğu kesin.  Gerek Cumhurbaşkanı Talat’ın gerekse de T.C. Başbakanı R. T. Erdoğan’ın görevden bir şekilde gitmeleri durumunda Kıbrıs konusunda yaşanacak zorlukların çok daha büyük olacağının bilincinde ve ona göre davranıyor.


Temmuzun son 10 günü içinde Malta, Brüksel, Belgrad ve Tahran’a resmi ziyaretler yapan Kyprianou ile yakında yollarının ayrılacağı ise bir başka gelişme ve olasılık.  Hristofyas ayağının içinde karıştıranlardan bir şekilde kurtulacağı da bir diğer politik gerçek. 

2 Ağustos 2008
Rumlar taktik değiştiriyor için yorumlar kapalı
Okunma 43
bosluk
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 Şehitlerimiz-amblem kktc-bayrak kktc-tc-bayrak- kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar