Ermeni Yalanları Nereye Kadar

Ermeni Yalanları Nereye Kadar

Ermeni iddiaları konusunda yazılmış yabancı kaynaklı kitapları, belgeleri ve araştırmaları okudukça, bu iddiaların nasıl bir düzmece olduğunu çok daha iyi anlamaya başladım.

 

Belli ki Amerika’da bir çıkar grubu var ve geçimini Ermeni kökenli Amerikalı ve Avrupalılardan söğüşledikleri paralardan sağlıyorlar. Yalanlarının ortaya çıkacağı gerekçesi ile Türk ve Ermeni tarihçilerin karşı karşıya bir masada oturup konuyu tartışmalarını istemiyorlar.

 

1913-1916 yılları arasında İstanbul’da ABD Büyükelçisi görevini yapmış olan Henry Morgenthau’nun yazdığı “Büyükelçi Morgenthau’nun Anlatısı” adlı bir kitap var. Bu kitap özellikle o dönemde Büyükelçinin İttihat ve Terakki Cemiyeti Yöneticileri ile olan ilişkisini, görüşmelerini, konuşmalarını, Doğu’daki Ermeni Tehciri ile ilgili duyduklarını ve Yahudilerin Filistin’deki faaliyetleri ile ilgili bilgileri içermekte.

 

Ermenilerin sözde iddialarının büyük bir kısmı da bu kitaptaki bilgilere dayalı.

Dayalı olmaya dayalı da kitabın kendisi ve yazarı şaibeli.

Ermenilerin sözde iddialarının yalanlara dayalı olduğunu ispatlamakta artık uzman olmuş kıymetli dostum Şükrü Server Aya ağabeyim dur durak bilmiyor. Hem araştırıyor hem de üretiyor. Araştırdığı belgelerin hepsi de yabancı kaynaklı, Amerikan, İngiliz, Rus, Alman, Avusturya, İtalyan, Fransız ve benzerleri gibi. Ermeni iddialarının safsata olduğunu bu yabancı kaynaklı belgelerle gözler önüne seriyor.

 

Önümüzdeki yılın başında yayınlayacağı bir kitap daha var. İngilizce kalem aldı bu kitabı Şükrü ağabey ve adı da “Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau”, Türkçesi “Büyükelçi Morgenthau’nun Mantık Dışı Çelişkileri.”

 

Gerçekten de enfes bir kitap. Meraklılarına tavsiye ederim.

Kitabın basım öncesi kopyasını bana gönderdi, okuyup eleştirmem içim. Bende bir hafta sonu oturdum ve kitabı bir solukta okudum. Toplamı 230 sayfa.

 

Şükrü ağabey hiç üşenmemiş ve Morgenthau’nun hatıraları ile Ermeni iddialarının temelini teşkil eden adı da “Büyükelçi Morgenthau’nun Hikayesi” adlı kitabı birebir karşılaştırmış. Sonuç Bay Morgenthau ve kitabı için bir felaket.

ABD’nin İstanbul Büyükelçisi Bay Henry Morgenthau Sr. İstanbul’a 1913 yılında gelmiş, 1916 yılında ayrılmış ve topu topu 780 gün kalmış İstanbul’da. Bu 780 gün içinde de İstanbul’un 10 km dışına çıkmamış. Doğu’ya ise hiç gitmemiş. Gittiği en uzak yer Belgrad Ormanları. Gemi ile Yunanistan’a ve Filistin’e gitmiş denizden ve gene aynı yoldan geri dönmüş. Yani Ermenilerin iddia ettikleri olayları hiç görmemiş. Kulaktan ne duyduysa onu yazmış sadece. Üstelik yazan da kendisi değil.

 

Morgentahu’nun Elçilikteki çevirmeni Arşak Şimavonyan (Arshag Schimavonian). Onun başyardımcısı da Agop Andonyan (Hagop Andonian). Morgenthau ABD’ye geri dönerken bu ikisini de beraberinde götürür.

 

ABD’nin, Avrupa’da başlamış ve Avrupa ülkeleri arasında geçmekte olan I. Dünya savaşına katılmak için bir gerekçeye gereksinimi olunca, Morgenthau Almanları ve Osmanlı Devletini suçlayacak bir kitabı yazabileceğini ABD Başkanı Wilson’a aktarırı ve kitabın onayını alır.

 

Söz konusu kitabın büyük bir kısmı Arşak Şimavonyan ve Agop Andonyan’ın anlatılarından oluşmakta. Onlarda gerçekte bu hikayelerin oluşumunu görmemiş ama birilerinden duymuşlar, bazılarını da kendi hayal güçlerinde yaratmışlar.

 

Daha büyük sürprize gelmedik. Kitabın gerçek yazarı Büyükelçi Morgenthau değil, Pulitzer ödüllü Bay Burton J. Hendrick.

 

Bay Hendrick büyük bir ustalıkla Arşak ve Agop efendilerin anlatıları ile Morgenthau’nun günlüğüne bu iki kafadarın yazdıklarını, sanki ses kayıt cihazından alınmış gibi aynen ve kelime kelime kağıda döker ve “Büyükelçi Morgenthau’nun Hikayesi” adlı uyduruk kitap ortaya çıkar. Bu hizmeti karşılığında Bay Hendrick o günün parası ile 15 bin ABD doları alır. Bu paranın günümüzdeki alım gücü 1 milyon 263 bin 823 ABD Dolarıdır.

 

İşte Ermeni iddialarının ana kaynağını teşkil eden kitabın ve belgelerin esası bu.

Bu kitabı hiç kaçırmayın ve çıkınca hemen alın. Dünya bir gün, Şükrü ağabey gibi araştırmacıların yayınladıkları kitaplar ve belgeler sonrasında gerçekleri iyice anlayacak.

 

Ata ATUN

e-mail: ata@kk.tc

http://www.ataatun.org

7 Aralık 2012

6 Aralık 2012
Ermeni Yalanları Nereye Kadar için yorumlar kapalı
Okunma 329
bosluk

KKTC’nin Rumlardan Bağımsızlığı

KKTC’nin Rumlardan Bağımsızlığı

Kıbrıs Rum Yönetimi ve Rum politikacılar, BM’nin yıllar önce kayıtlara geçirdiği “İki kurucu devlet ve siyasi eşitlik” kavramını ve bu parametreyi hep görmezden gelip sulandırmaya çalıştı.

 

Rumlara göre Kıbrıs’ta üzerinde mutabakata varılacak çözümün temelinde “iki devlet” olacak ama bu iki devletin tanımı ve yetkileri “eyaletten” öteye gitmeyecek. Bunun da nedeni İngilizce de “Eyalet” ile “Devlet” kelimelerinin karşılığı “State” kelimesi olması ve bu kelimenin de BM Parametrelerinde aynen yer alması.

 

Rumlar, bu kelime oyununun arkasına saklanıp, “İki eyaletten oluşan, memurlarının yüzde 66’sı Rum, yüzde 33’ü Türk olan, adada Türk askerinin olmayacağı, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün bulunmayacağı, yerine de AB’nin garantörlüğü altında Birleşik Kıbrıs Federal Cumhuriyeti” adlı bir tamamen kendilerinin kontrolünde bir devlet kurmak peşinde koşuyorlar yıllardır. Bunu gerçekleştirmek için de her yolu ve her üç kağıdı deneyen Rumlar, 2004 yılında yapılan “Annan Planı Referandumu”nda da bu yüzden “Hayır” oyu kullandılar. Adayı asla Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemedikleri içindi Rumların yüzde 75’lik “hayır” oyları…

 

Ama artık deniz bitti.

Hiç kimse batık ve üçkağıtçı Kıbrıs Rum Yönetimini dikkate almıyor, almak da istemiyor.

Bölgedeki politik ve çıkar dengeleri de Rumların aleyhine bayağı bozuldu. Eskiden Kıbrıs Türkçesi ile Rumların “Bıyıklarını balta kesmiyordu” ama şimdi sinekkaydı tıraş edildikleri için ne bıyıkları kaldı ne de sakalları…

 

Türkiye akılcı bir şekilde yürüttüğü dış politikası, sağlam tedbir ve uygulamalarla süreç içinde geliştirdiği ekonomisi ile Orta Doğu’da sözü geçen ve dinlenen bir devlet konumuna yükseldi. BM Genel Kurulunda yapılan oylama ile geçen gün Filistin Devletine tanınan “Gözlemci Üye” statüsünün ana mimarlarından birisi de Türkiye. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın oylamadan sonra sözleri bunu net bir şekilde ortaya koymakta.

 

İsrail, Türkiye’yi tekrardan kazanabilmek için nasıl geri adım atarımın arayışı içine girdi. İsrail’in Savunma Bakanı Ehud Barak’ın bu dönemde ve seçimlerden sadece birkaç ay evvel istifa etmesi boşuna değil. İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’ye karşı uygulamalarını ve tutumunu benimsemediği için istifa ettiğini tüm diplomatlar ağız birliği etmişçesine söylüyor.

Türkiye şimdi kendisini Orta Doğu’nun lideri haline getiren bu deneyimlerini KKTC’ye de öğretmeye ve de aktarmaya başladı. Rum tarafının çöküntüye girdiği günümüzde KKTC’nin tam tersi bir yol haritası ile ekonomisini güçlendirerek, ekonomik ve politik olarak daha güçlü bir hale gelmesi, Kıbrıs konusunun çözümünde hem Türk tarafının elini sağlamlaştıracak, hem de Rumları bir anlaşmaya zorlayacak bir strateji ve gelişme.

 

“2013-2015 sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı”nın dün Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile KKTC Hükümeti arasında imzalanması ve T.C. Resmi Gazetesinde yayımlanması, bu siyasi ve ekonomik hedef doğrultusunda atılmış adımın ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermekte.

 

İmzalanan bu Ekonomik ve Mali Protokol ile KKTC’nin kalkınması ve hayat şartlarının yükseltilmesi hedefleniyor. Hedeflemeden de öteye, bu garanti altına alınıyor. Geçmiş hükümetlerin yaptığı gibi Türkiye’den KKTC’nin kalkınması için gönderilen mali yardımlar ve katkılar artık hiçbir koşulda memurların maaşlarının ödenmesi için kullanılamayacak.

Bu karşılıklı imzalanan protokole göre, KKTC reformları hayata geçirerek ve mali disiplin çerçevesinde cari bütçe açığını kademeli olarak aşağıya çekecek. T.C. Hükümeti de Kamu Maliyesinin, Reel sektörün ve diğer yatırımların desteklenmesi için 2,5 Milyon Türk Lirasına kadar hibe ile kredi yardımında bulunacak. Bu ilgili sektörlere en az 50 milyon liraya eşdeğer katkı demek.

 

Belli ki KKTC ve Kıbrıslı Türkler artık Rumlarla kader ortaklığı yapmaya mecbur kalmayacak. Hep birlikte, kendi başımıza ayakta durmayı öğreneceğiz anavatan Türkiye’nin yardım, teknik desteği ve yol göstericiliğiyle…

 

Ata ATUN

e-mail: ata@kk.tc

http://www.ataatun.com

5 Aralık 2012

4 Aralık 2012
KKTC’nin Rumlardan Bağımsızlığı için yorumlar kapalı
Okunma 103
bosluk

Book Review by ATA ATUN: Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau: A Factual Story About Politics, Propaganda and Distortions

Book Review by ATA ATUN: Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau: A Factual Story About Politics, Propaganda and Distortions

Book Review by ATA ATUN: Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau: A Factual Story About Politics, Propaganda and Distortions

 

The Cover of the Book authored by Şükrü Server Aya

Şükrü Server Aya’nın Yayınlayacağı Kitabın Kapağı

Email ThisBlog, Share to Twitter, Share to Facebook

http://armenians-1915.blogspot.com/2012/11/3379-book-review-preposterous-paradoxes.html

 

 

 


Sukru Server Aya’s new book titled “Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau: A Factual Story About Politics, Propaganda and Distortions” is expected to be released in February 1913.


Here’s a review  by Professor Dr. Ata ATUN:

The book titled “Ambassador Morgenthau’s Story” written by Mr. Henry Morgenthau Sr. the U.S. Ambassador in Istanbul from 1913 to 1916, on which the Armenian allegations mainly based on, when cross checked day by day with his diary, reveals the fact that it is tailored rather than conveying the real truth on what happened during this era.

Ambassador Henry Morgenthau, during his 780 days of diplomatic mission in Istanbul, did not even travel ten miles out of the city to any countryside village, except a few on the Bosporus and the Belgrade Forest where he and his friends frequently went horse riding. The only trip he took was by ship to Greece and Egypt in March 1914 and from there to Palestine Holy Lands and cities, ending in Beirut. . .

From there he boarded his assigned yacht – (gun boat) Scorpion to travel to Mersin, Adana, Rhodes, Smyrna and finally Istanbul in 40 days. It was like a cruise holiday and he never rode on a horse or a car on the soil of Ottoman Empire. He did not travel eastbound, never went further than 10 miles east of Skudari (Üsküdar) and did not visit the eastern regions of Anatolia.

His book titled “Ambassador Morgenthau’s Story” is based solely on what he heard and was told. These kinds of evidences or depositions are called “Hear to say” and not taken into consideration or credited in the courts of justices.

It is obvious that the stories in the book are fictious, rather than the reality, actually came into life in the minds of Mr. Arshag Schimavonian, the dragoman (interpreter) of the USA Embassy in Istanbul who acted as the Ambassador Morgenthau’s advisor and right hand together with his secretary Mr. Hagop Andonian who both were anti-Turkish Armenians. Their made up stories ingeniously converted to a novel style history book by Mr. Burton J. Hendrick, a Pulitzer Prize winner, who actually is the ghost writer of the book. He did write the book using all his skills.

Pulitzer Prize winner Mr. Hendrick, by magically “putting words in their mouths” of the story tellers as if there was a sound recorder and the conversations were put down verbatim years later in the book, made a fortune out of this tell-a-tale book, by receiving forty percent of the revenues from the sales and a mere $15,000 in cash, equivalent of $1,263,823 of the year 2012. Dressings were all produced in the USA to make the story look real either by Hendrick himself or Schimavonian and Andonian.

The main reason why the book titled “Ambassador Morgenthau’s Story” published was to write a book damning the Turks and the Germans, which would justify the USA’s entrance in the war. It was the idea of Ambassador Morgenthau and he made his offer to President Wilson, whom he was very close to. USA and Britain knew that this was an “Ordered book to serve as a trump card” for USA to participate in WW I.

President Wilson supported the idea and a new team was set up for his alleged services in Turkey to be explained in his reputed book. The team leaders were Mr. Arshag Schimavonian and Mr. Hagop Andonian. Although the author of the book is declared to be the Ambassador Henry Morgenthau, it is by now known by everybody that the actual writer was Mr. Burton J. Hendrick and he considered Morgenthau’s, Schimavonian’s and Andonian’s stories as reliable sources.

After almost 75 years the credibility of the Morgenthau’s book was scholarly researched and a serious check back was done by Prof. Heath W. Lowry for the first time in his book “The Story Behind Ambassador Morgenthau’s Story”, published by the Isis Press, Istanbul 1990 (ISBN 975-428-019-3). The result was a disaster for Mr. “Ambassador Morgenthau’s Story” book.

This very book titled “Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau” written solely by Mr. Sükrü Server Aya, the reliable and distinguished researcher on the Armenian Allegations, cross checks day by day the diary of Mr. Ambassador and his notorious book titled “Ambassador Morgenthau’s Story”.

I used word “notorious” deliberatively, because the output of this cross check reveals the fact that Mr. Ambassador’s book was tailored rather than conveying the real truth on what happened before, during and after deportation on the year 1915.

Professor Dr. Ata ATUN

Academic and Researcher
T.R.N. Cyprus


The book is a continuation of the chapter 15 of Armenians-1915.blogspot.com/2010/12/3189-genocide-of-truth-continues-but.html which can be read and downloaded at the given link

For more remarks by Aya on Morgenthau see also Armenians-1915.blogspot.com/2010/08/3121-morgenthau-book-review-by-sukru.html

This last book of about 240 pages, elaborates deeper and demonstrates the distortions and inversions by Ambassador Morgenthau. It compares verbatim excerpts from his book “Ambassador Morgenthau’s Story”, with what he had written on the very same matter in his personal diary kept by him and/or his secretary Hagop Andonian daily, noting the important events. Where necessary, other “neutral documents” are quoted to show that Morgenthau’s Book, is an “excellent book of boasting, diversions and inexplicable lies” he introduced in 1918 by this book (almost four years after the events happened) to create a document damning Turks and Germans, to give “a humane cause” to USA to take part in WW1. Mr. Morgenthau’s Diary written in his hand writing (or his secretary’s) belies the polished words written in his book (by the Pulitzer prize winner ghost writer Burton Hendrick, putting words in mouths as if they were copied from a sound recorder).


Labels: Book REVIEWSukru AYA

Important Reminder:  See three articles by Mehmet Perincek in Turkish-English giving new information about Morgenthau from Russian archives-link: 
http://armenians-1915.blogspot.com/2012/11/3378-what-did-talat-pasha-speak-with.html

3 Aralık 2012
Book Review by ATA ATUN: Preposterous Paradoxes of Ambassador Morgenthau: A Factual Story About Politics, Propaganda and Distortions için yorumlar kapalı
Okunma 344
bosluk

Filistin’in Yeni Statüsü

Filistin’in Yeni Statüsü

Filistin Devleti, Cuma günü BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada “Üye olmayan Gözlemci Devlet” statüsü elde etti. Filistin Devleti’nin bu başvurusuna 138 ülke, “evet” derken, 41 ülke çekimser kaldı,  9 ülke de “hayır” oyu kullandı.

 

Bu oylama aslında bana birçok yeni bilginin ipuçlarını verdi.

 

Bunlardan birincisi İsrail Devleti’nin senelerdir devam ettirdiği “yanlış hesaplarının” bedelini ödemeye başlayacağı. Bu bedel ödeme illaki savaş meydanlarında silahla, bombayla olmayacak. Artık Uluslararası Mahkemelerin ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin kapısı Filistin Devleti’ne açıldı, üstelik geriye dönük olarak. Filistin Devleti geçmişte yaşadığı tüm katliamları, topraklarına silah zoru ile el koymaları, işgali, gerekçesiz saldırıları, ırk ayırımcılığını, sebepsiz tutuklamaları, yasadışı yerleşimleri ve kendi toprakları üzerinde köle muamelesi görmeyi Uluslararası Ceza Mahkemesine götürüp İsrail Devleti’nden hesap sorup tazminat talebinde bulunabilecek. Bu çok önemli.

 

Filistin Devleti’nin başvurusunun, ABD’nin karşı koymasına rağmen, 138 “Evet” oyu ile kabul edilmesi ise bu oylamanın bir başka boyutunu ortaya koyuyor.

 

Birleşmiş Milletler gerçekte 1945 yılında sona eren II. Dünya Savaşından galip çıkan ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın oluşturduğu, sonradan da nükleer güce ve dünyanın en büyük ordusuna sahip olması nedeni ile Çin’in de yer aldığı “Güvenlik Konseyi” tarafından yönetiliyor. BM Güvenlik Konseyi üyelerinden bir tanesinin bile uygun görmediği bir karar asla alınamıyor ve uygulanamıyor. Kıbrıs konusunda biz Kıbrıslı Türkler bunun örneklerini çok yaşadık.

 

24 Nisan 2004 tarihindeki Annan Planı oylamasından sonra BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporunda “Kıbrıslı Türkler üzerindeki ambargolar kaldırılmalıdır”  cümlesi yer aldığı için, Kıbrıslı Rumları kayıtsız şartsız destekleyen Rusya’nın itirazı nedeni ile bu rapor yayınlanamamıştı.

 

Geçen sene Filistin Devleti’nin üyelik başvurusu Güvenlik Konseyi’nde engellenmesine rağmen UNESCO tarafından kabul etmişti. Bu nedenle de ABD UNESCO’ya yaptığı yardımları iyice aşağıya çekmişti.

 

Bu oylama BM Güvenlik Konseyi üyesi ve baş aktörü ABD’nin tüm karşı koymasına ve “Evet” oyu verecek ülkelere kapalı kapılar ardında telkinlerde bulunmasına rağmen 138 ülkenin “Evet” demesi, artık BM’de bir takım değişikliklerin yapılmasının şart olduğu mesajını vermekte. Onun yanında ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin dışında geriye kalan 188 ülke, 67 sene evvel kurulmuş bu düzenden hoşnut değil. BM’nin yapısının değişmesinin zamanının geldiği mesajı da algılanabilir bu oylama sonucundan.

 

İngiltere’nin koşullu çekimser oyu ise ibret verici. İngiltere oyunu çekimser olarak kullanırken Filistin Devleti’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gitmemesini şart koşması ise içindeki korkuyu ortaya koymakta.

 

1916 tarihli Sykes-Picot Anlaşması ile daha I. Dünya savaşı bitmeden Orta Doğu’yu Fransa ile nasıl bölüşeceği anlaşmasını yapan İngiltere, gerçekte neredeyse son bir asırdır kanayan Filistin yarasının baş mimarı.

 

Yahudilerin 1947 yılında Filistin topraklarına yerleşmesini serbest bırakan ve bu toprakların üzerinde İsrail Devleti’nin kurulmasına destek veren İngiltere, Filistin Devleti’nin 1916-1948 yılları arasında İngiltere’nin haksız bir şekilde gasp ettiği ve Yahudilere adeta hibe ettiği topraklarının/ haklarının hesabını kendisinden sormasından belli ki ürküyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Elbet bir gün bunun hesabı sorulacaktı ve o gün geldi çattı.

 

Türkiye’nin BM’deki oylama sürecindeki rolü ve T.C. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun fiilen Genel Kurulu Salonunda yer alması ise bu oylamanın bir başka önemli yüzü. Buna ilaveten, TC Başbakanı R. T. Erdoğan’ın New York’taki BM binasının tam karşısında yer alan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine ait olan çok katlı “Türk Evi” binasının kapılarını Filistin Devleti’ne açması, Orta Doğu’da Türkiye’nin ağırlığını daha arttıracak yeni ve sağlam bir adım.

 

Türkiye, son yıllarda sürdürdüğü Filistin ve Orta Doğu stratejisi ile dünyanın yeniden yapılanma süreci içindeki yerini, üst sıralara taşıdı ve iyice de pekiştiriyor.

 

Ata ATUN

e-mail: ata@kk.tc

http://www.ataatun.com

3 Aralık 2012

2 Aralık 2012
Filistin’in Yeni Statüsü için yorumlar kapalı
Okunma 84
bosluk
  • Sayfa 3 ile 3
  • <
  • 1
  • 2
  • 3
Prof. Dr. Ata ATUN Makaleleri, Özgeçmişi, Yazıları Son Yazılar FriendFeed
Samtay Vakfı
kıbrıs haberleri
kibris 1974
atun ltd

Gallery

Şehitlerimiz-1 kktc-bayrak kktc-tc-bayrak kktc-tc-bayrak-2 kktc-tc-bayrak-3 kktc-tc-bayrak-4

Arşivler

Son Yorumlar